Hürmüz Boğazı'ndan Geçen Gemi Sayısı 7'ye İndi: Ticaret Rotalarında Daralma Mı Söz Konusu?

ABD'nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukası, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinde belirgin bir yavaşlamaya neden oldu. Günlük geçiş yapan gemi sayısı 13'ten 7'ye gerileyerek, petrol, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve sigorta maliyetlerinde artış riski doğuruyor. Bu durum, bölgedeki ticaretin sürdürülebilirliğine dair endişeleri artırıyor.

ABD ile İran arasındaki son saldırı dalgası, enerji piyasasındaki baskının ardından şimdi de deniz taşımacılığına doğrudan yansımaya başladı.Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi sayısı, ablukanın yeniden devreye girdiği ilk günde 13’ten 7’ye geriledi.

Geçiş yapabilen sınırlı sayıdaki geminin büyük bölümünün İran bağlantılı rotaları kullandığı bildirildi.Bu gelişme, piyasalardaki “arz aksayabilir” kaygısının somut bir trafiğe dönüşmeye başladığını gösterdi. Çünkü Hürmüz, savaş öncesi dönemde küresel petrol ve doğal gaz taşımacılığının en kritik boğazlarından biri olarak öne çıkıyordu.Hürmüz’de yalnızca fiyat değil, akış da bozulduPetrol fiyatlarındaki artış son günlerde çatışma haberlerinin ana sonucu olarak öne çıkıyordu.

Ancak gemi sayısındaki gerileme, artık yalnızca fiyatların değil fiziksel akışın da baskı altında olduğunu ortaya koydu.Bu değişim, enerji piyasaları açısından daha güçlü bir sinyal niteliği taşıyor. Çünkü boğazdan geçen gemi sayısındaki düşüş, rafinerilere ve ithalatçılara ulaşan sevkiyatların takvimini etkileyebilir.Deniz taşımacılığında akışın bozulması, teslimat sürelerinin uzamasına, tanker kiralama bedellerinin yükselmesine ve sevkiyat planlarının yeniden yapılmasına yol açabilir. Özellikle spot piyasada çalışan alıcılar için bu tablo daha yüksek maliyet anlamına geliyor.Hürmüz neden bu kadar kritik?Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’nden çıkan petrol ve LNG sevkiyatının dünya pazarına açıldığı en stratejik geçiş noktalarından biri olarak kabul ediliyor.Savaş öncesi dönemde küresel petrol ve gaz ticaretinin yaklaşık beşte biri bu hat üzerinden taşınıyordu.

Bu nedenle boğazdaki her askeri gerilim yalnızca bölgesel bir güvenlik sorunu olarak kalmıyor, doğrudan küresel enerji maliyetlerini etkiliyor.Boğazdan geçen yüklerin aksaması, özellikle Asya’daki enerji ithalatçısı ülkeler için daha yüksek rafineri maliyeti ve daha pahalı sanayi girdisi anlamına geliyor.

Avrupa açısından da LNG akışı ve enerji fiyatlaması üzerinde dolaylı baskı yaratıyor.Sigorta ve navlun faturası ağırlaşıyorTanker geçişlerindeki azalma, yalnızca sevkiyat sayısını değil, sigorta ve navlun hesaplarını da değiştiriyor.Savaş risk primi yükseldikçe gemi sahipleri ve kiracılar boğazdan geçiş için daha yüksek sigorta bedeli ödemek zorunda kalıyor.

Bu fark, kısa sürede navlun fiyatlarına ve son kullanıcı maliyetlerine yansıyabiliyor.Bazı denizcilik şirketleri güvenlik riskinin yükselmesi nedeniyle geçişlerini ertelemeyi, bazıları ise alternatif rota veya yükleme takvimi arayışını değerlendiriyor.

Bu yaklaşım, geçiş sayısındaki düşüşün devam etmesi hâlinde tedarik zincirinde yeni bir sıkışmaya yol açabilir.Hürmüz’de fiilî gemi trafiğinin zayıflaması, petrol piyasasındaki oynaklığı daha kalıcı hâle getirebilir. Çünkü arzın yalnızca teorik olarak değil operasyonel olarak da zorlandığı algısı güçleniyor.Petrol ve LNG piyasası için yeni eşikGemi sayısındaki düşüş, petrol piyasasında yeni bir eşik olarak görülüyor. Çünkü bu gelişme, sevkiyat riskinin artık doğrudan ölçülebilir bir veriyle izlenebildiğini gösteriyor.Petrol tankerlerinin daha az geçiş yapması, yükleme yapan ülkelerin ihracat hızını aşağı çekebilir.

LNG taşımacılığında benzer bir baskı oluşması hâlinde özellikle enerji ithalatçısı ekonomilerde yeni maliyet baskısı gündeme gelebilir.Bu tablo, sanayi, havacılık, lojistik ve elektrik üretimi gibi enerjiye hassas sektörlerde fiyatlama davranışlarını da etkileyebilir.

Son günlerde hava yolu şirketlerinin yakıt maliyetine ilişkin yaptığı uyarılar, bu etkinin şirket bilançolarına yansımaya başladığını gösteriyor.

İLGİLİ HABERLER