Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, Tahran'da düzenlenen basın toplantısında, ABD ile İran arasındaki artan gerilimlere dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü olarak konuşan Şikarçi, Washington yönetiminin şimdiye dek kullanılmamış olan gelişmiş silah sistemlerini Tahran'a karşı devreye soktuğunu ifade etti. "ABD, 3. Dünya Savaşı için tahsis ettiği tüm silahları İran'a karşı kullanıyor," dedi. Şikarçi, ABD ve İsrail'in 2025 yılında meydana gelen 12 günlük savaşta İran'ı birkaç gün içinde mağlup edeceğini ve bölme hedefinde olduğunu öne sürdü.
İran'ın Stratejik Hedefleri
Şikarçi, İran'ın çeşitli operasyonlarıyla hazırlık yaptığına dikkat çekti. “Sadık Vaat 1 ve 2” adı verilen bu operasyonlar ile İran, düşmanlarına karşı gelişmiş bir strateji geliştirmiş durumda. Bu çarpışmalara yönelik olarak oluşturulan "hedef bankası", savaşta daha etkili bir yaklaşım sergilemeye olanak tanıyor. İran, düşmanlarının hamlelerine karşı koyabilmek için ihtiyaç duyduğu bilgileri ve stratejik planları tatbik etmekte. Şikarçi, bu hedef bankasıyla birlikte düşmanın niyetlerini takip ederek, ilerideki savaşlarda daha başarılı olmayı hedefliyor. Böylece İran, olası bir çatışma durumunda elini oldukça güçlendirmiş oluyor.
ABD ve İsrail'in Eylemleri
General Ebulfazl Şikarçi, ABD ve İsrail'in Tahran'a karşı izlediği politikaların ardındaki düşünceleri ele aldı. Son zamanlarda patlak veren protestolar ve 28 Şubat'ta sürdürülen saldırılar, her iki ülkenin de belirli bir yerleşik strateji doğrultusunda hareket ettiğini gösteriyor. Bu bağlamda, Şikarçi, düşmanın yerel dinamikleri kullanarak İran'ı zayıflatma çabalarını vurguladı. Özellikle ABD'nin, tarihsel olarak daha önce denenmiş fakat kullanılmamış olan birçok silah sistemini devreye sokarak İran'a karşı tehdit oluşturduğunu belirtti. Bu tür eylemler, bölgedeki güvenlik dengelerini sarsma potansiyeli taşıyor ve İran'ın bu durum karşısındaki tepkisi büyük önem arz ediyor.
Uluslararası Gelişmelerin Etkisi
İran için bu tür gelişmelerin uluslararası arenada da önemli yansımaları olabileceği düşünülüyor. Kuzey Amerika'dan gelen bu hamleler, dünyanın farklı bölgelerinde istikrarsızlık yaratabilir. Tahran, bu tehditlere karşı koyma stratejileri geliştirirken, aynı zamanda uluslararası ilişkilerini de gözden geçiriyor. Şikarçi, bu çerçevede, İran'ın kendi güvenliğini sağlamak için çok yönlü diplomasi yolunu izleyebileceğini belirtti. Ayrıca, diğer ülkelerle kurulan stratejik iş birlikleri, İran'ın elini güçlendirmekte ve olası tehditlere karşı hazırlıklı olmasına katkı sunmaktadır. Dolayısıyla, ABD ile olan gerilimler, sadece askeri boyutuyla değil, ekonomik ve siyasi ilişkilerle de doğrudan bağlantılı bir mesele haline geliyor.