Venezuela’nın petrol işini sıradan bir endüstri hikâyesi gibi sadece rezervler, sondaj kuleleri, yatırım ve üretim rakamlarına odaklanarak ele almak yanlış bilgilendirme olur.
Elbette bu unsurlar önemli, ancak Venezuela’da petrolün siyasetin ayrılmaz bir parçası olduğunu kavramadan gerçek tabloyu görmek zordur. Ülke, dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerinden birine sahip olmasına rağmen, bu yer altı zenginliğinin normal vatandaşlara sağladığı fayda sınırlı kalmıştır.
Petrol rezervlerinin büyük kısmı, Orinoco Kuşağı gibi yeni sahalarla birlikte, tarihî ve yoğun üretim yapılan Maracaibo Gölü bölgesinde yer alır. Her yeni hükümet, iktidarını güçlendirmek için mutlaka bu kaynaklara dair bir plan geliştirmek zorunda kalmıştır; zira petrol, ekonomi kadar politikanın da merkezinde yer alır.
Ocak ayı başında Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun yakalanıp görevden alınmasına yol açan ABD müdahalesinin ardından, Venezuela'nın petrol rezervlerinin geleceği ve sıradan geçim kaynakları için ne anlama geldiği bir kez daha ülkenin belirleyici çekişme noktası haline geldi.
Silahlı Çatışma Konumu ve Olay Verileri projesinde Latin Amerika ve Karayipler kıdemli analisti olan Tiziano Breda, "Petrol endüstrisinin geleceği hakkında çok fazla konuşma var ancak durum o kadar belirsiz ki işlerin nereye gittiğini güvenle söylemek zor," dedi.
İki olası senaryo
Küresel enerji şirketleri, Venezuela’daki petrol sektörüyle ilgili artan belirsizliği yakından takip ediyor. Bu durum, sondaj ekiplerinin sahaya çıkarılıp çıkarılmayacağını, sigorta şirketlerinin Karayip deniz yollarındaki riskleri nasıl fiyatlandıracağını ve rafinerilerin Venezuela’nın ağır ham petrolünü işleme planlarını etkiliyor.
Enerji analisti Tiziano Breda, önümüzdeki dönemde iki temel senaryonun daha olası olduğunu belirtiyor:
Birinci senaryo: ABD’nin Venezuela’daki petrol sahalarını kontrol etmesi veya ayrıcalıklı erişim ve yatırım hakları elde etmesi. Bu durumda ABD yatırımları altyapıyı iyileştirecek ve üretim yeniden yükselmeye başlayabilir; hâlihazırda günlük yaklaşık 800 bin varil olan üretim artabilir. Ancak Breda, bu senaryoda yararın büyük ölçüde ABD şirketlerine gideceğini, Venezuela halkının faydasının ise belirsiz veya sınırlı olacağını söylüyor.
İkinci senaryo: Chavista iktidar yapısının Maduro olmadan devam etmesi. Bu durumda sistem, tüm lisansları yabancı şirketlere vermek yerine ulusal üretimi korumaya çalışacak ve ABD ile ilişkiler dalgalı bir seyir izleyecek.
Breda, geçmişte Venezuela petrolünün farklı tarafların kontrolünde olduğunu, ancak bu gelirlerin toplumun geneline yeterince yansımadığını da vurguluyor.
Yatırımın önündeki engeller
Fransız Uluslararası ve Stratejik İlişkiler Enstitüsü'nde (IRIS) kıdemli araştırmacı olan ve enerji konularında uzmanlaşan Francis Perrin, Venezuela'daki petrol endüstrisinin geleceği hakkında Euronews'e konuştu.
"Uluslararası petrol şirketlerinin onlarca milyar dolar yatırım yapması gerekecek. Bunun gerçekleşmesi için üç koşul gerekiyor; güvenlik, istikrar ve karlılık, sadece şimdi ve önümüzdeki aylarda değil, uzun vadeli olarak," dedi.
"Ülkenin gelecekteki istikrarını değerlendirmek elbette bugün mümkün değil... ABD Dışişleri Bakanlığı kısa süre önce Amerikalıları Venezüella'yı terk etmeye çağırdı," diye devam etti.
Venezuela'ya daha fazla yatırım yapma olasılığı en yüksek olan şirketler, halihazırda bu ülkede faaliyet gösteren Chevron, Repsol ve Eni gibi şirketlerdir.