Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı çatısı altında faaliyetlerini sürdüren KOSGEB, yerli üretimi şahlandırmak ve inovatif fikirleri hayata geçirmek isteyen işletmelere tam 3 milyon TL tutarında bir kredi imkanı sunacağını duyurdu. Bu hamle, sadece bir sermaye artışı değil, aynı zamanda hayalleri olan girişimciler için bir sıçrama tahtası niteliği taşıyor. Özellikle teknoloji odaklı üretim yapan ve ihracat potansiyeli yüksek olan firmaların mercek altına alındığı bu programda, başvuru süreçlerinin dijitalleşmesi ve bürokrasinin azaltılması, iş dünyasında büyük bir heyecan dalgası yarattı.
İşletmelerin küresel pazarda rekabet edebilmesi için gerekli olan makineleşme ve dijital dönüşüm süreçleri, ciddi bir maliyet gerektiriyor. KOSGEB’in yeni açıkladığı bu 3 milyon TL’lik kaynak, tam da bu noktada devreye girerek KOBİ’lerin modernizasyon çalışmalarını finanse etmeyi amaçlıyor. İşletme sahipleri, bu tutarı yeni nesil yazılımlar satın almak, üretim bandını otonom sistemlerle donatmak veya AR-GE laboratuvarlarını geliştirmek için kullanabilecekler. Bu süreçte en büyük avantaj, bankaların katı kuralları yerine, projenin uygulanabilirliği ve yaratacağı istihdamın ön planda tutulmasıdır. Kendi işini kurmak isteyen genç girişimcilerden, yıllardır sektörde olup kabuğunu kırmak isteyen tecrübe sahiplerine kadar geniş bir yelpaze bu kapsama dahil ediliyor. Bu stratejik adım, Türkiye’nin ekonomik büyüme hedeflerine ulaşmasında kilit bir rol üstlenecek gibi görünüyor.
Sunulan bu dev desteğin girişimciler tarafından cazip bulunmasının en temel sebeplerinden biri de geri ödeme planındaki benzersiz kolaylıklardır. KOSGEB, işletmelerin nakit akışını bozmamak adına başlangıç aşamasında belirli bir süre ödeme talep etmeyen “can suyu” dönemlerini devreye alıyor. Bu sayede yatırım yapan firma, henüz parayı kazanmaya başlamadan borç ödeme stresine girmiyor. Planlanan bu yeni modelde, vadesi gelen taksitlerin işletmenin yıllık cirosuna göre revize edilebilmesi gibi esneklikler de gündemde. Yatırımcının üzerindeki finansal baskıyı minimize eden bu yaklaşım, hata payını azaltırken başarı şansını artırıyor. Özellikle hammadde alımı ve operasyonel giderlerin karşılanmasında bu kaynağın kullanılması, piyasadaki canlılığı da doğrudan tetikleyecektir.