Bakır fiyatları, küresel tedarik zincirindeki belirsizlikler ve azalan stok miktarları nedeniyle önemli bir artış gösteriyor. Yükseliş, özellikle Londra Metal Borsası'nda (LME) ton başına 13.650,5 dolara ulaşan üç ay vadeli bakır fiyatlarıyla kendini gösteriyor. Bu durum, emtia piyasasında arz yönündeki endişeleri artıran temel bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Küresel Arz ve Tarife Politikaları
ABD'de uygulanan gümrük tarifeleri üzerine yapılan incelemeler, dünya genelindeki azalan bakır stoklarıyla birleşerek fiyatlar üzerinde önemli bir baskı oluşturmaktadır. ABD ve İran arasındaki müzakereler, Hürmüz Boğazı'ndaki enerji taşıma riskleri üzerinde doğrudan etki yaparken, uluslararası piyasaları da etkilemeye devam ediyor. Bu belirsizlikler, piyasalarda fiyatlamaları destekleyen unsurlar arasında yer almaktadır. Öte yandan, ABD Ticaret Bakanlığı'nın haziran sonunda açıklaması beklenen tarife önerileri, küresel ticaret akışlarını yönlendiren önemli bir faktör olmuş durumda. Bakır fiyatlarının geleceği açısından bu gelişmeler hayati bir etken olarak görülüyor.
Stoklarda Gözlemlenen Düşüş
Londra Metal Borsası'na ait kayıtlı bakır stokları, 352 bin 150 tona gerileyerek dikkat çekici bir düşüş göstermiştir. İptal edilen varantların oranının yüzde 37'ye çıkması, piyasada gerçek arzın görünenden daha az olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, Şanghay depolarındaki stokların geçtiğimiz hafta yüzde 23,6 oranında azalması, arz sıkıntısının daha da belirgin hale gelmesine neden oldu. ABD'de 2027 ve 2028 yıllarında planlanan ek vergilerin, metal akışını yeniden şekillendirdiği düşünülüyor. Bu durum, bakırın fiziksel pazar yönelimini etkileyerek, Londra'daki stokları azaltıyor.
Spot Piyasalarda Fiyat Dalgalanmaları
Acil teslimat ihtiyacı, bakır talebinde belirgin bir artış yaratırken, spot piyasa ile vadeli fiyatlar arasındaki makas genişlemektedir. Bu durumda, fiziki teslimatın gerektirdiği hallerde alıcılar, gösterge fiyatların üzerinde prim ödemek zorunda kalıyorlar. Uzmanlar, stoklardaki düşüş ve iptal edilen varantların artışının, piyasalardaki sıkışıklığı derinleştirebileceğini belirtmektedir. Üreticiler, tedarik risklerini göz önünde bulundurarak kısa vadeli sözleşmelere yönelmekte ve bu durum arz güvenliğini sağlamaya yönelik bir strateji oluşturmaktadır. Nihayetinde, bu dinamikler piyasaların yönünü değiştiren etkenler arasında önemli bir yer tutuyor.