Küresel finans kuruluşu HSBC, Türkiye ekonomisi hakkında yayımladığı güncel rapor ile dar gelirli bireyler ve ücretli çalışanların durumu hakkında alarm çanlarını çaldı. Banka, İran krizinin ardından bozulan makroekonomik durumu vurgularken, 2026 yılı sonuna yönelik enflasyon tahminini yüzde 28 düzeyine yükseltti. Bunun yanı sıra, ekonomik büyümenin sadece yüzde 2,2 seviyesinde kalacağı öngörüsü ile dikkat çekti. HSBC, Türkiye ekonomisinin mevcut durumu ve geleceğine dair kapsamlı bir değerlendirme yaptı.
Petrol Fiyatlarının Etkileri
HSBC'nin ekonomistlerinden Melis Metiner tarafından kaleme alınan raporda, petrol fiyatlarındaki potansiyel düşüşlerin yılın ikinci yarısında Türkiye'ye belli bir rahatlama sağlayabileceğine ilişkin öngörülerde bulunuldu. Ancak, genel ekonomik görünümün İran krizinin başlarına göre belirgin bir kötüleşme sergilediği vurgulandı. Banka, Türkiye’nin büyüme beklentilerinin oldukça sınırlı kalacağını ve bunun yıl içerisinde belli dönemlerde sınırlı bir toparlanma sürecinin yaşanabileceğini ifade etti. Bu bağlamda, 2026 yılı için tahmin edilen reel büyüme oranının yüzde 2,2 seviyesine ulaşacağı düşünülüyor. Ancak bu büyümenin yılın yalnızca ikinci ve dördüncü çeyreği arasında gerçekleşeceği öngörülüyor.
Enflasyon Beklentileri Üst Seviyelerde
Banka analistleri, son dönemde açıklanan resmi ekonomik verilerdeki olumsuz sürprizler sonrasında enflasyon tahminlerini yukarı yönlü güncellemiş durumda. HSBC, yayımladığı raporla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) Eylül ayında gerçekleştireceği adımlara ilişkin önemli ifadeler sundu. Bu çerçevede, 2026 ve 2027 yıllarında manşet enflasyonun sırasıyla yüzde 28 ve yüzde 15 seviyelerine ulaşacağı tahmininde bulunuldu. Analistlerin değerlendirmelerine göre, gelecek yıl için risklerin yukarı yönlü olduğu düşünülmekte olup, TCMB'nin Eylül ayında ihtiyatlı bir gevşeme döngüsüne yeniden girmesi bekleniyor.
Enerji Maliyetlerinin Piyasa Üzerindeki Etkisi
Rapor, enerji maliyetlerindeki artışın piyasa üzerindeki etkilerini de detaylı bir biçimde ele alıyor. Yakıt ve enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki doğrudan etkisinin kısmi olarak sübvansiyonlar ile dengelendiği belirtilmekte. Ancak, Türkiye’deki enflasyon beklentilerinin tam olarak kontrol altında olmaması, artan enerji fiyatlarının diğer maliyetler üzerinde yüksek oranda yansımasını sağladı. Bu durum, kısmen Türkiye’nin mevcut ekonomik yapısının kırılgan yapısından kaynaklanmaktadır. Raporda, bu durumun Türkiye’deki bireylerin ve ailelerin maliyetlerini artırdığına ve yaşam standartlarını olumsuz etkilediğine işaret ediliyor.
Ödemeler Dengesi ve Sermaye Girişi Riski
HSBC'nin analizinin son bölümünde, artan cari açık ile birlikte zayıflayan sermaye girişi konusunun piyasalarda ciddi rahatsızlık yaratma potansiyeline dikkat çekildi. 2026 yılının ikinci yarısında petrol fiyatları düşük düzeylerde kalmaya devam etse bile, ödemeler dengesi dinamiklerinin Türkiye ekonomisinin önemli gündem maddesi olmaya devam edeceği vurgulandı. Ayrıca, kısa vadeli sermaye akışlarının gelecekteki seyrinin, küresel risk iştahının yeniden ne kadar hızlı toparlanacağı ile doğrudan bağlantılı olduğu ifade edildi. Bu noktada, içerideki risklere karşı dikkatli olunması gerektiği belirtiliyor.