Türk Firmaları, Moskova PRODEXPO 2026'da Rus Pazarında Kaliteyi Yükseltiyor!

Türkiye Milli Pavilyonu, Moskova'daki PRODEXPO 2026 Fuarı'nda büyük ilgi gördü. İHBİR yetkilisi Memiş, Türk gıda firmalarının Rusya pazarındaki varlığını güçlendirerek kaliteyi ön plana çıkarması gerektiğini vurguladı. Türk sanayiciler, yatırımlarda artırarak bu fırsatı değerlendirmeli.

İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) tarafından düzenlenen Türkiye Milli Pavilyonu, PRODEXPO 2026 Uluslararası Gıda, İçecek ve Gıda Hammaddeleri Fuarı'nda yoğun ilgiyle karşılandı. Fuarda, Türkiye’den toplamda 70 firma temsil edilirken, İstanbul Hububat, Bakliyat ve İHBİR’in organizasyonu ile 30 firma özel olarak milli pavilyonda yer aldı. Fuar, 9-12 Şubat tarihlerinde Moskova’da gerçekleşti ve ziyaretçiler için birçok fırsat sunarak dikkat çekici bir platform oluşturdu.

Türk Gıda Sektörünün Kalitesi

İHBİR Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şemsettin Memiş, Türk gıda firmalarının Rusya pazarında daha fazla varlık göstermesi için kaliteli üretimin önemine vurgu yaptı. Memiş, “Rus tüketicisi kalite bilincine sahip ve Türk markalarının bu algıya hitap etmesi gerekiyor” dedi. Türkiye’nin gıda sanayisinin dünya standartlarına ulaştığını belirten Memiş, tesisleşme ve teknoloji yatırımlarının bu başarıda etkili olduğunu ifade etti. Yatırımların Türk gıda firmalarının uluslararası pazarlarda rekabet edebilmesi adına önemli bir adım olduğunu vurgulayan Memiş, aynı zamanda maliyetlerin de kalite ile doğru orantılı olarak arttığını söyledi. Düşük maliyetli üretim anlayışının artık geçerli olmadığını ve Türk üreticilerin yüksek kaliteye yöneldiğini belirtti.

Rusya’da Pazar Fırsatları

Memiş, Rusya’nın Türkiye için stratejik bir pazar olduğunu ve burada elde edilen ihracatın sektörde büyük bir önem taşıdığını dile getirdi. Savaş nedeniyle birçok ülkenin Rusya'ya ambargo uyguladığını kaydeden Memiş, Türk gıda markalarının bu zorlu süreçte bile varlığını korumayı başardığını aktardı. Kalite önceliğine sahip bir pazar olan Rusya’ya yönelik daha fazla yatırım yapılması gerektiğini belirten Memiş, “Rus tüketicisine Türk kalitesini tanıtmalıyız. Bu, Türk ürünlerinin daha çok talep görmesini sağlayacaktır” diye konuştu.

Depo ve Lojistik Yatırımlarının Önemi

Şemsettin Memiş, Türk sanayicilerin Rusya pazarındaki etkinliğini arttırmak için lojistik ve depo yatırımlarına ihtiyaç olduğunu vurguladı. Büyük Türk markalarının pazarda güçlü bir şekilde yer aldığını fakat orta ve küçük ölçekli markaların da benzer bir güç kazanması gerektiğini belirtti. Ulaşılabilirlik konusunun büyük bir önem arz ettiğini dile getiren Memiş, “Tüketicilerin siparişi verdiği ürünlere hızlı bir şekilde ulaşabilmesi için gerekli altyapıyı oluşturmalıyız” ifadesini kullandı. Bu anlamda Türkiye’nin, mevcut yedek ürün stoğunu kullanarak pazardaki rekabet gücünü artırabileceğini sözlerine ekledi.

Yeni Fırsatların Doğması

Memiş, yaş meyve ve sebze ihracatı birlikte dikkate alındığında Rusya’nın Türkiye açısından önemli bir pazar haline geldiğine dikkat çekti. Türkiye’nin Bölge istihşaatını sağladığını ifade eden Memiş, ambargo içerisinde gıda ihracatında artış olasılığının bulunduğunu vurguladı. Rusya’nın kendi kendine yeterliliği artırma çabaları, Türk gıda sanayicileri için yeni fırsatlar oluşturuyor. Bu bağlamda, tahıl ve sera yatırımlarının büyütülmesi gerektiğini belirten Memiş, Türk üreticilerin bu yeni pazar dinamiklerine uygun stratejiler geliştirmesi gerektiğini söyledi.

Ölçek Yaratmanın Gerekliliği

İHBİR Başkan Yardımcısı, Türkiye’nin gıda sektöründeki büyümenin sürdürülebilir olması için ölçek yaratma ihtiyacının altını çizdi. Türk markalarının, Avrupa ve ABD’nin ambargoları ile karşılaşmamak adına Rusya’da pazarlama faaliyetlerini artırması gerektiğini belirtti. Memiş, “Türkiye gıda alanında iyi bir yere sahip, ancak ölçek yaratmakta zorlanıyoruz. Eğer bu sorunu aşabilirsek kalite ile pazar gücümüzü artırabiliriz” şeklinde konuştu. Türk gıda sanayisinin dünyada önemli bir konumda olduğunu ve bu potansiyelin değerlendirilmesinin gerektiğini ifade etti. Özetle, kaliteleri ile Türk markalarının uluslararası arenada daha fazla söz sahibi olabileceğini belirtti.

İLGİLİ HABERLER