Algoritmik oyuna gelme!

Unutmayın, algoritma sizin için bir dünya kurabilir. Ama o dünya, dünyanın tamamı olmayabilir. O dünyayı yönetmeye başlayabilir. Anlatalım… Yapılan araştırmalar, internet kullanıcılarının yüzde 90’ının arama motorlarında yaptıkları taramalara göre uyarlanmış haberleri görüntülediğini ortaya koyuyor. Toplumun büyük kısmını yönlendiren doğal olarak algoritmalar oluyor. Bu gelişme toplumun seçim özgürlüğünü de elinden alıyor. Toplum, algoritmalar tarafından zaman zaman da manipüle ediliyor... Daha

Unutmayın, algoritma sizin için bir dünya kurabilir.

Ama o dünya, dünyanın tamamı olmayabilir.

O dünyayı yönetmeye başlayabilir.

Anlatalım…Yapılan araştırmalar, internet kullanıcılarının yüzde 90’ının arama motorlarında yaptıkları taramalara göre uyarlanmış haberleri görüntülediğini ortaya koyuyor.

Toplumun büyük kısmını yönlendiren doğal olarak algoritmalar oluyor.

Bu gelişme toplumun seçim özgürlüğünü de elinden alıyor.

Toplum, algoritmalar tarafından zaman zaman da manipüle ediliyor...

Daha kötüsü ekosistem öfke, şaşkınlık ve korku gibi güçlü olumsuz duygular uyandıran haber, yazı ve makalelerin gösterilmesine öncelik veriyor. Önce şunun altını çizelim; arama motorları size en doğruyu sunmuyor.

Sıralamada en üstte çıkan sonuç güvenilir kaynaklardan gelmeyebiliyor.

Bu durumda size sunulan adil bir veri olmuyor.

Adil olarak seçilmiyor.

Süzgeçten geçirilmiyor.

Ancak toplumun halen yüzde 80’i arama motorlarının kendilerini en doğruya yönlendirdiğini sanıyor ve böyle olmadığı gerçeği ile yüzleşmiyor.

Tabii tek konu sizin yaptığınız haber taramaları da değil.

Filtre balonu… Yani davranışlarınızın analizi sonucunda size dayatılan içerikler.

Algoritmaların ilgi alanlarını çözmesi, buna göre harekete geçmesi… Bu çözümlemenin ardından strateji belirlemesi ve size yapay bir gündem dayatması.

Gündem de farklıdır, konuşulan da farklıdır ama sizlere sunulan örtülü gündemdir.

Sana sunulan ile gerçeği kaçırmaya başlarsın.

Sanal dünya ile gerçek dünya arasında savrulmalar yaşarsın.

Sürekli aynı tür içerikleri gördükçe, dünyanın tamamının bundan ibaret olduğunu düşünürsün.

Seni kendi balonunun içine hapseder, bunu bile fark edemezsin.

Düşünce sisteminiz kontrol altına alınır, değerleriniz yıpratılır, hakikatten uzaklaştırılırsınız.

Altını çizerek belirtmek isterim, filtre balonuna karşı öncelikle bilgi çeşitliliğimizi korumalıyız.

Sizlere sunulan sanal akışı hakikatin tamamı olarak görmekten vazgeçin.

Size sunulan herkesin düşüncesi de değildir, gündemin aslı da değildir.

Gündemi farklı haber kuruluşlarından takip edin, bilgi kaynaklarınızı gözden geçirin, farklı bakış açılarına göz atın.

Gündemi sizin yerinize algoritmalar takip etmesin.

Algoritmaların size dayattığı materyaller yerine haber sitelerinden ve ajanslardan gündemi kendiniz takip edin.

Bu alışkanlığınızı diri tutun. Özellikle kriz anlarında, derin tartışmalar başladığında, gelişmeleri sosyal medyada dolaşıma sokulan içeriklere göre değerlendirmeyin.

Her gün ince bir eyleme maruz kalabiliyorsunuzdur.

Eylem sizi peşine takıp, kişiselleştirilmiş akışın kontrolüne sokabilir.

Akıllı telefonunuzu her elinize aldığınızda veya sosyal medyada gezindiğinizde, algoritmalar tarafından filtrelenmiş bir bilgi denizinde sürüklenebilirsiniz.

Tekrar edecek olursak, sosyal medya ve arama motorlarında tarama geçmişiniz, sitelerde geçirdiğiniz süre ve tıklama davranışınız analiz ediliyor.

Analiz sonrası "beğenebileceğiniz" içerikler önceliklendiriliyor.

Bu özellik ilk bakışta kullanışlı görünse de, aslında "filtre balonu" olarak bilinen bir bilgi önyargısı meydana getiriyor. Önyargılar kutuplaşmayı tetikler.

Yalanın kolayca yaygınlaşmasına sebep olur.

Gelişmeleri objektif değerlendirme yeteneğimizi de zayıflatır.

Hatta yanlış kararlar alabilir, algı operasyonlarına daha açık hale gelebilirsiniz.Sosyal medya platformları ise, "etkileşimi" en üst düzeye çıkarmak için tasarlanmış algoritmalar kullanıyor.

Ne yazık ki sosyal medya platformlarında özellikle öfke veya korku uyandıran bilgiler gibi duygusal tepkiler uyandıran içeriklerin, normalden 2,5 kat daha etkili bir şekilde yayıldığı biliniyor.

Bu yayılma algoritmalar için bir yakıt.

Duygularımız algoritmaların yakıtı olmamalı.

Algoritmanın duygularınız üzerinden kurduğu döngüyü kırmanın en basit yolu, reflekslerinizi kontrol altına almayı öğrenmektir.

Sosyal medyada sizi öfkelendiren, korkutan veya heyecanlandıran bir içerikle karşılaştığınızda ilk refleksiniz beğenmek, yorumlamak veya paylaşmak olmamalıdır.

Bir fren sisteminiz olmalıdır.

Karşınıza çıkan paylaşım sizi çok öfkelendirir, korkutur ya da şaşırtırsa, bekleyin, sorgulayın, kaynağını araştırın ve söyleyene bakın.

Kendi kurduğunuz bu otokontrol sistemi, sizi doğruya yönlendirecek, duygularınızı algoritmaların yönetmesine izin vermeyecektir.

Dijital tuzaklar arasında sadece yalan bilgiye inandırılmanız yok.

Yalan bilgiye tepki vererek onun daha fazla yayılmasına katkı sağlamak da var.

Ayrıca duygusal tepkiniz arttıkça, algoritmanın sizi yeniden aynı tür içeriklerle karşılaştırma ihtimalini de hiç unutmayın.

İLGİLİ HABERLER