İstanbul Küçükçekmece Hz.
Ebubekir Camiinde müezzin kayyım olarak görev yapan Ferdi Bıyıkoğlu (42) görevini icra ederken aynı zamanda Hz.
Ebubekir Camii Dernek Başkanlığı görevini yapmakta.
Cuma günleri toplanan yardım paralarının müftülük kayıtlarından farklı olduğunu fark ettikten sonra konuyla ilgili suç duyurusunda bulunarak camii imamı İsmail A. (52) hakkında şikayetçi oldu.
Olay yerinden alınan bilgilere göre, paralarının usulsüzlüğü hakkında yaptığı ihbardan sonra müezzin Kadıoğlu’na karşı yönelik imza kampanyaları ve çeşitli suçlamalarda bulunulduğu ifade edildi. İlk saldırı 20 Mart 2026’da yaşandı.
Ayrıca lojmanda yaşayan Kadıoğlu’nu camii imamının yakını tarafından ölümle tehdit edildiği ifade edildi.Müezzin Bıyıkoğlu’na karşı farklı zamanlarda saldırı düzenlendiği öğrenildi. 10 Temmuz 2026’da çocuklara karpuz dağıtmak için hazırlık yaptığı süreçte meydana geldi.
Camii imamı, müezzin eşi Ebru Bıyıkoğlu’nu telefona kayda alması sonucunda başlayan sözlü tartışma İsmail A.’nın , müezzine yumruk atması sonucunda fiziksel saldırıya döndü. İkinci kez şikayetçi olmak için karakola giden Bıyıkoğlu 30 metre kala ikinci saldırıya uğradı.
Müezzine karşı tüm bu saldırılar güvenlik kamerasına kaydedildi.Konuya ilişkin detaylı açıklamalarda bulunan müezzin eşi Ebru Bıyıkoğlu: “ 6-7 ay önce eşim dernek başkanı oldu.
Dernek başkanı olmasını istediler.
Eşim de buna ‘tamam’ dedi ve dernek başkanı oldu.
Dernek başkanı olduktan sonra bir gün geldi, dedi ki: ‘Hanım, camide imam Cuma yardımlarını saymadan, tam anlamıyla sayılmadan, tutanaklara tutulmadan, sadece imzalar atılıp ima paraları topluyor ve evine götürüyor.
Acaba ben mi içimden bunu hani yanlış anlıyorum?’ diye kendini de sorguladı.
Usulsüzlük var ortada.
Sonra eşim gitti, imama şöyle demiş: ‘ Bunu yapamazsın.
Her şey usulüne göre olacak.
Bunlar sayılacak, yazılacak, tutanaklar tutulacak, bu panoya asılacak, ilan edilecek.
Ne gerekiyorsa usul nasılsa o şekilde yapılacak.’ Eşim böyle dediğinde kendisine imam da, ‘ Sen karışma, bizim kurduğumuz düzeni bozamazsın.
Bozarsan da buradan gidersin’ gibi şeyler söylemişler eşime” şeklinde anlattı.Ebru Bıyıkoğlu, eşinin şikayetinden sonra imam ve çevresi tarafından küçük düşürücü iftiralar atıldığını söyledi.
Bıyıkoğlu sözlerine şöyle devam etti: "Eşim bunun üzerine şüpheleniyor, şüphelendikten sonra müftülükten yatan paraların miktarlarını istiyor.
Müftülüğe yatan bin 700 lira, bin 500 lira, bin 800 lira, bu miktarların üzerinde yatan para yok.
O hafta 9 bin, 10 bin, 6 bin, 7 bin, 8 bin civarlarda çıkıyor para ama paranın yatan miktarı bin 500 lira, bin 600, bin 700 lira.
Bunun üzeri yok.
Sonra eşim bunun üzerine diyor ki imama : 'Bu parayı ne yaptın?', imam da diyor ki: 'Bir fakire yardım etmiş olabilirim' gibi bir cevap veriyor.
Eşim de diyor ki: 'O zaman yardım ettiğin kişi nerede?
Bir tutanak yaptın mı, bir fatura, makbuz bir şeyin var mı?' diyor, imamda: 'Yok' diyor.
Eşimde: 'O zaman ne yaptın?' diyor imamda: 'Camiye, lojmana harcamış olabilirim' diyor.
Eşimde: 'Lojmanda bir tadilat yapılmadı, lojmana bir usta çalışmadı.
Bu paranın köşede durması lazım.' diyor ama imamın söylediği hiçbir şeyin dekontu ya da makbuzu yok.
Bu mesele böyle sürdü.
Sonra baktık imam, eşim hakkında yalan iftiralar atmaya başladı.
Sonra gitti eşim hakkında imza kampanyaları başlattı. İmam ve çevresi, imamı sevenler başladılar bu sefer eşime, 'Esrar içiyor.
Eroin kullanıyor.
Bir kadınla ilişkisi var.
Camideki çocukları darbediyor.
Cemaati camiden soğutuyor.
Kadınlara hakaret ediyor' gibi bu tür şeylerle eşime imza kampanyaları başlattılar.
Eşim de bunun üzerine dedi ki: 'Madem öyle, ben de bunu yapmayacaktım ama' dedi.
Ben de eşime dedim ki: 'Git, git söyle.
Gereken yerlere başvur, niye bekliyorsun?
Bekleme, şikayet et.' Bunun üzerine eşim de gitti müftülüğe önce sözlü olarak sonra da yazılı olarak şikayetini yaptı.
Yaptıktan sonra bütün baskılar, mobbingler, şantajlar her şey ondan sonra başladı" dedi.Konuya ilişkin açıklamalara devam eden, Ebru Bıyıkoğlu eşine defalarca sözlü ve fiziksel saldırı gerçekleştiğini anlattı. “Baktım imam kamerayı almış, telefonun kamerasını bana doğru tutup beni çekiyor.
Sonra eşim imamın yanına gidip dedi ki 'Sen benim eşimi niye çekiyorsun?
Ne hakla çekiyorsun.
Neyini çekiyorsun benim eşimin?
Kapat kameranı.
Sen burada görevli bile değilsin, görevin bile alındı.
Görevli olmadığın halde gelip burada bırak benim eşimi çekmeyi, buradaki çocukları bile çekemezsin, izinsiz' dedi.
Bunun üzerine imam, eşime: 'Sana ne lan' deyip eşime vurması bir oldu. 10-11 tane yumruk vurdu eşime.
Artık eşim dayanamıyor.
Karşılık veriyor.
Eşim, o gün gitti darp raporunu aldı.
Karakola gideceğiz tekrar.
Aynı gün ikinci kez karakolun önüne 25-30 metre kala biz arabalarımızı park ettik, indik. 5 kişi toplamda bunlardan birisi imamın oğlu, imamın bacanağının oğlu, bayramda kapımıza dayanan adam, yanında bilmediğim 3 kişi daha saldırdılar ve eşimle kayınımı tekme tokat yerlerde sürüklediler.
Eşimle kayınımı adamların elinden polisler geldi aldılar" dedi.Ebru Bıyıkoğlu, imamın akrabalarının evini bastıkları zaman diliminde çocuklarının evde olduğunu ve camii önünde eşi darp edilirken çocuklarının yine yanında olduğunu söyledi. 5 yaşındaki kızlarının her kapı çaldığında artık korktuğunu ve zil çaldığında dolaba saklandığını anlattı.
Son olarak Ebru Bıyıkoğlu, Psikatriye götürdüm ve şu an tedavi görüyorlar.
Biz bu mobbinglerden bu baskılardan dolayı biber gazıyla dışarıya çıkmak zorundayız.
Saldıracaklar korkusuyla. İmam, 50 gün oldu artık Küçükçekmece Müftülüğünden ilişiği kesildi, başka bir yere kendisi gönderildi" şeklinde açıklamalarda bulundu.