Fener Rum Ortodoks Kilisesi Başrahibi Bartholomeos’un, İspanya Kralı Altıncı Felipe’ye yazdığı taziye mektubu, içindeki "Konstantinopolis ve Yeni Roma Başpiskoposu" ifadesinin kullanılmasıyla önemli bir tartışmayı beraberinde getirdi. Emekli Tümamiral Cihat Yaycı, bu ifadelerin hukuki boyutunu sorgulayarak anayasal bir suç işlenip işlenmediğini merak etti. "Yıllardır bu konu hakkında nesnel değerlendirmeler yapıyorum. Neden bu Kara Papaz'dan hesap soran bir yetkili çıkmıyor?" diyerek tepkisini dile getirdi.
Anayasal Suç İddiası
Konuyla ilgili dikkate değer bir tartışma, Bartholomeos'un kullandığı unvanların anayasal durumu üzerine yoğunlaşıyor. Cihat Yaycı, bu ifadelerin geçmişte benzer örneklerle tekrarlandığını belirterek, Fener Rum Ortodoks Kilisesi Başrahibi'nin kendini bu şekilde tanıtmasının Türkiye’de nasıl bir hukuki değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini merak ettiğini ifade etti. Yaycı, "Konstantinopolis ve Yeni Roma" gibi terimlerin ne anlama geldiğini sorgulayarak, bu unvanları kullanmanın hukuki bir suç teşkil edip etmeyeceğini araştırmak gerektiğini vurguladı. Başrahip Bartholomeos'un bu ifadeleri kullanmasının Türkiye Cumhuriyeti'nin mevcudiyetine yönelik bir tehdit unsuru teşkil ettiğini düşünen Yaycı, yetkili mercilerin harekete geçip geçmeyeceğini sordu.
Yetkililere Yöneltilen Sorular
Cihat Yaycı, Bartholomeos'un mektubunda geçen ifadeler üzerinde durarak yetkililere pek çok soru yöneltti. "Konstantinopolis ve Yeni Roma"nın coğrafi ve tarihsel olarak nerelere karşılık geldiğini sorgulayan Yaycı, aynı zamanda "Ekümenik Patrik" unvanının kim tarafından neye dayanarak verildiğini merak etti. "Bu unvanları kullanmanın hukuki bir yaptırımı yok mu?" şeklindeki ifadeleriyle, resmi makamların konuyla ilgili nasıl bir tutum sergileyeceğine dair bir belirsizlik olduğunu dile getirdi. Yaycı'nın bu konudaki ısrarı, Türkiye'deki hukuku ve toprak bütünlüğü açısından büyük bir öneme sahip. Yetkili kurumların hangi adımları atacağı ise merak konusu.
Kamusal Tepkiler ve Çözüm Önerileri
Konuya ilişkin halk arasında artan tepki, bazı siyasi ve sosyal grupların bir araya gelmesine neden oldu. Cihat Yaycı'nın sosyal medyada dile getirdiği endişeler, birçok kişi tarafından destek buldu. Yaycı, kamuoyunun bu mesele karşısında duyarsız kalmaması gerektiğini ve devletin konuya net bir tutum sergilemesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, bu tür durumların tekrar yaşanmaması için etkin bir hukuki süreç başlatılmasını önerdi. Kamu müzakereleri, bu tür tartışmaların sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlarken, kamu otoritelerinin de aktif rol alması gerektiği vurgulanıyor. Bu çerçevede, Hükümet ve ilgili Bakanlıklar, konunun detaylarını araştırarak halkın güvenliğini sağlamalıdır.