Çocuğunuza "Telefonu bırak" demeden önce bu habere bakın!

Uzmanlar, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde çocukların okula uyumunda ekran kullanımı ve aile içi iletişimin belirleyici rolüne dikkat çekti. 'Çocukların uyumunu hızlandıran şey baskı değil, tutarlılık, tekrar ve güvende hissettirmektir' ifadesi öne çıktı.

İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Doç.

Dr.

Mehmet Gürlek, çocukların söz varlığının akademik performanslarını doğrudan şekillendirdiğini belirtti.

Gürlek, aktif söz varlığını artırmanın önündeki en büyük engelin dijital araçlar olduğuna dikkat çekti.Gürlek, şunları söyledi: "Bizim için önemli olan çocukların aktif söz varlığını artırmak. İçinde yaşadığımız dönemde bunun önünde birtakım engeller var.

Bu engellerin en büyüğü dijital araçlar." Dijital cihazların dikkati dağıttığını, bu durumun iletişim becerisini zayıflattığını aktaran Gürlek, ilerleyen dönemlerde akran zorbalığına zemin hazırlayabileceğini de dile getirdi. Özellikle ekran başında anonim kalmanın saldırgan davranışları normalize ettiğine işaret etti.Çocukların telefon kullanımını sınırlandırma konusunda sadece okul politikalarının yeterli olmayacağını vurgulayan Gürlek, ailenin tutumunu belirleyici gördüğünü ifade etti.

Gürlek, bu konuda şöyle konuştu: "Velilerin telefon karşısında sürekli zaman geçirip çocuğa 'Telefonla zaman geçirme' demesi çocuk için çok anlamlı değil bence."Söz varlığının gelişimi için kitap okumanın yanında aile içi iletişimin temel olduğunu belirten Gürlek, çocukların gün içinde yaşadıklarını detaylı paylaşmasını teşvik etmenin yollarını anlattı.

Gürlek, "'Bugün mesela seni en çok ne sinirlendirdi, seni en çok ne üzdü, en çok ne güldürdü?' deyip onu konuşturmaya başladığınız zaman iş değişir" diye konuştu.

Gürlek, aile içindeki bu kaliteli iletişimin dil gelişimindeki etkisine dikkat çekti.Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, tatil sonrası okula dönüşün çocuklar için yapılandırılmış bir düzene geçiş anlamına geldiğini kaydetti.

Taşkın, uyku saatlerinden ekran kullanımına kadar rutinlerin aşamalı olarak düzene sokulmasının önemini vurguladı.Taşkın, "Çocukların uyumunu hızlandıran şey baskı değil, tutarlılık, tekrar ve güvende hissettirmektir" dedi.

Ani kısıtlamaların çocukta kontrol kaybı hissi yaratabileceğini belirten Taşkın, ebeveynlerin kendi kaygılarını yönetmelerinin da kritik olduğunu aktardı.İlkokula yeni başlayan çocuklarda ayrılık kaygısının gelişimsel olarak normal olduğunu belirten Taşkın, vedalaşma anının kısa ve kararlı şekilde yönetilmesi gerektiğini ifade etti.

Uzayan vedaların çocuğa "burada endişelenmem gereken bir şey var" mesajı verebileceğini kaydeden Taşkın, somut ifadeler kullanılmasını önerdi.Taşkın, "'Ben şimdi gidiyorum ama seni almaya geleceğim. Öğretmenin burada ve sen güvendesin' gibi kısa ve somut ifadeler kullanılabilir" şeklinde konuştu. Çocuğun duygusunun yok sayılmaması, "ağlama" denilmesi yerine "ayrılmak sana zor geliyor" gibi cümlelerin tercih edilmesi gerektiğini belirtti.Taşkın, okul başlamadan birkaç gün önce uyku ve uyanma saatlerinin aşamalı olarak erkene çekilmesi gerektiğini kaydetti.

Ekran kullanımının uykuya yakın saatlerde sınırlandırılması, evdeki ışık ve aktivite düzeyinin azaltılması gibi fiziksel hazırlıkların yanında kullanılan dilin de önem taşıdığını vurguladı."Artık oyun bitti" gibi ifadeler yerine "yeni şeyler öğreneceğin bir dönem başlıyor" demenin okul algısını olumlu etkileyeceğini belirten Taşkın, çocuğun kaygılarının küçümsenmeden normalleştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Ebeveynlerin kuralları uygularken aynı zamanda model olmalarının, çocuğun gözlemlediği davranışların kendi tutumlarını şekillendirdiğini sözlerine ekledi.

İLGİLİ HABERLER