Danimarka’nın kuzeyindeki Rebild bölgesinde evinin bahçesinde yeni bir teras için çim temizliği yapan ev sahibi, Viking döneminden kalma dev bir gümüş hazinesine ulaştı.
Yaklaşık 18,5 kilogram ağırlığındaki hazinenin 10. yüzyılda bir kil kabın içine konularak toprağa gömüldüğü belirlendi.Keşif, Viking dönemine ait ülkede şimdiye kadar keşfedilen en büyük gümüş hazinelerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Kuzey Jutland Müzeleri’nden arkeolog Torben Sarauw, keşfin Viking çağının ekonomik ve kültürel yapısını anlamak açısından büyük önem taşıdığını belirtti.Kazı ve inceleme çalışmalarında gümüş çubuklar, bilezikler, gümüş klipsler ve 50 sikkenin de aralarında bulunduğu yaklaşık 700 obje ortaya çıkarıldı.Hazinede ayrıca şans getirdiğine inanıldığı düşünülen küçük bir Thor’un çekici figürü de bulundu.Objelerin yaklaşık 320’sinin, hazinenin ilk gömüldüğü kil kabın içinde bütün halde olduğu belirlendi.
Diğer parçaların ise geçen yüzyıllar içinde çevredeki toprağa yayıldığı tespit edildi.Hazinede bulunan gümüş çubuklardan birinin üzerinde runik harflerle yazılmış "hutu" kelimesi de arkeologların dikkatini çekti.
Araştırmacılar, bu ifadenin bir isim, mülkiyet işareti ya da farklı bir anlam taşıyor olabileceği ihtimali üzerinde incelemelerde bulunuyor.Rebild hazinesini diğer Viking dönemi buluntularından ayıran en önemli özelliklerden biri ise sikkelerin toplam ağırlık içindeki payının oldukça düşük olması oldu.
Hazineyi ağırlıklı olarak gümüş çubuklar, takılar ve farklı parçalardan oluşan objeler oluşturdu.Viking döneminde gümüş, ağırlığına göre ödeme aracı olarak kullanılıyordu.
Bu nedenle gümüşler gerektiğinde küçük parçalara ayrılıyor veya eritiliyordu.
Rebild’de bulunan hazinede de çubuk, bilezik ve gümüş parçalarının belirli ağırlık gruplarına göre ayrıldığı görüldü.Hazinede Arap dirhemlerinin yanı sıra Anglo-Sakson dönemine ait sikkeler de bulundu.
Bu durum, Rebild bölgesinin Viking çağında yalnızca İskandinavya ile sınırlı kalmayan geniş bir ticaret ağının içinde yer aldığını gözler önüne sermiş oldu.
Keşfin, bölgenin Baltık Denizi'nden Kuzey Denizi'ne, İslam dünyasından Batı Avrupa'ya kadar uzanan ekonomik ve kültürel bağlantılar içinde önemli bir noktada bulunduğuna işaret ettiği değerlendiriliyor.