Beynin yaklaşık 100 milyar nöronunun çoğu doğumdan önce üretilir.
Columbia Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan yeni bir araştırmaya göre, yetişkin hipokampusunda oluşmaya devam eden az sayıdaki yeni nöron depresyona karşı korunmada önemli bir rol oynayabilir.Yeni nöronlar oluşturulmadığında çevreye etkili uyum sağlanamayabilirBilim adamların bulguları, yeni nöron üretme süreci olan nörogenezin, depresif bozukluğu olan yetişkinlerin beyninde durakladığına dair ilk kanıtları sundu.
Araştırmada bu süreci kontrol eden moleküler programları da tespit ederek yeni tedaviler geliştirmek için potansiyel ipuçları sağlandı.Çalışmayı yürüten psikiyatri profesörü Prof.
Dr.
Maura Dupont, tarihsel olarak depresyonun özellikle serotonin olmak üzere bir nörotransmitter eksikliği hastalığı olduğu düşünüldüğünü ifade etti.
Dupont, “Yeni nöronlar oluşturma yeteneği olmadığında, depresyondaki bireyler çevreye etkili bir şekilde uyum sağlayacak esnekliğe sahip olamayabilir” dedi.Nöronlar hafızayı ve duyguları nasıl şekillendirirBilim adamları, anısal hafızada ve çevreye verilen duygusal tepkilerde önemli bir rol oynayan beyin bölgesi hipokampusa odaklandı.
Burası aynı zamanda yetişkin beyninde yeni nöron üretmeye devam eden birkaç alanlardan biridir.Hipokampus, depresyonda yer alan tek beyin bölgesi olmasa da, hem hafıza hem de duygu üzerindeki etkisi onu önemli bir inceleme alanı haline getirdi. Çalışmada, buradaki değişikliklerin depresyondaki kişilerin deneyimleri daha olumsuz yorumlama eğilimine katkıda bulunabileceğine inanıyor.
Dupont, “Hipokampus, benzer ancak farklı anıları birbirinden ayırt etme ve geçmiş anıların duygusal anlamını mevcut olaylardan ayırma yeteneğimiz için önemlidir” sözlerini kullandı.Yetenek örüntüsü bozulduğunda olayları algılama biçimleri değişirDuygusal anlamını mevcut olaylardan ayırma yeteneği, yetenek örüntü ayrımı olarak bilinir.
Bu yetenek bozulduğunda, bireysel anılar ve bunlara bağlı duygular daha az belirgin hale gelebilir ve ayrı deneyimlerin birbirine karışmasına yol açabilir.Dupont bu durumu şu sözlerle açıkladı:“Bir arkadaşınızla öğle yemeğine çıkmış olabilirsiniz ancak o yorgundur ve çok konuşmaz. Örüntü ayrımı bozulmamışsa, bunu normal bi olay olarak hatırlarsınız. Örüntü ayrımı bozulduğunda ise bu durum reddedilmiş hissettiğiniz geçmiş anılarla karışır ve ‘Bana kırgınlar’ diye düşünmenize neden olur.”Depresyon sadece yeni nöron büyümesini etkilemiyorAraştırmacılar, depresyonla bağlantılı değişikliklerin nörogenezin çok ötesine uzandığını buldu.
Yeni nöron oluşumu, anısal bellekleri duygusal önemleriyle birlikte saklayan daha büyük bir hipokampal devre içinde işler ve moleküler bozulmalar bu sistemin genelinde ortaya çıkmıştır. Etkilenen genler arasında nöronlar arasında yeni bağlantılar kurma, beyin hücreleri arasındaki iletişimi destekleme, hücresel enerji sağlama ve hücre içi maddeleri taşıma süreçlerinde yer alan genler bulundu.
Hipokampusun yeni duygusal anılar oluşturmadaki birincil yolu olan trisinaptik devre de depresyonu olan kişilerde iltihaplanma ve hücresel stres belirtileri görüldü.Genler stres, öğrenme gibi yaşam deneyimlerinden etkilenirÇalışmada, genetik varyantları daha önce depresyonla ilişkilendirilmiş olan birkaç genin aktivitesinde değişiklikler olduğunu ortaya koydu.
Bozulan diğer genler ise çevresel faktörlerin etkisini yansıtabilecek epigenetik değişiklikler gösterdi.
Epigenetik mekanizmalar, temel DNA dizilimini değiştirmeden genlerin ne kadar güçlü bir şekilde açılıp kapanacağını ayarlayabilir.
Dupont, “Bunlar genlerin ne kadar aktif olduğunu kontrol eden ışık ayar düğmesi gibidir ve stres, öğrenme, yaşlanma, kimyasallar gibi yaşam deneyimlerinden etkilenirler” dedi.Moleküler değişiklikler depresyonun farklılıklarında etkiliMoleküler değişikliklerin çeşitliliği, depresyonun neden kişiden kişiye bu kadar farklı görünebildiğini açıklamaya da yardımcı olabilir.
Psikiyatri profesörü, “Genel olarak bulduğumuz geniş etki yelpazesi farklı patogenetik mekanizmaları yansıtabilir, bu da belki de depresyonun tek bir hastalık olmadığını gösteriyor” sözlerini kaydetti.Dupont’a göre bilim adamları depresyonun temelindeki biyoloji hakkında hala sınırlı bir anlayışa sahip.
Depresyonu hücresel ve moleküler düzeylerde daha kesin bir şekilde tanımlayarak, bu çalışma gibi araştırmalar tedavi için yeni hedefler sağlayabilir.Depresyonu moleküler özelliklerine göre sınıflandırmak isteniyorDupont ve ekibi, günümüzde kanserin giderek daha fazla sınıflandırıldığı gibi, depresyonun da moleküler özelliklerine göre sınıflandırabileceğini umuyor.
Dupont, kanserde yapılana benzer bir şekilde, depresyonu moleküler özelliklerine göre yeniden sınıflandırmak istediklerini ifade etti ve “Kanserleri bulundukları bölgelere göre değil, hücresel özelliklerine göre sınıflandırmak yeni ve geliştirilmiş tedavilere yol açtı.
Aynı şeyin depresyon ve diğer psikiyatrik veya beyin hastalıkları için de geçerli olacağını umuyoruz” sözlerini kaydetti.