Dijital dünyada şiddet normalleşiyor: İyi model bulamayan gençler kötüyü seçiyor

Klinik psikolog Saadet Aybeniz Yıldırım, dijital ortamda şiddetin normalleştirilmesinin gençleri olumsuz etkilediğini söyledi. Yıldırım, iyi rol model bulamayan çocuk ve ergenlerin kötü karakterleri idol olarak benimsediğine dikkat çekti.

Dizi ve filmler ile sosyal medya platformlarında şiddetin normalleştirilmesi, çocuk ve ergenlerin bu davranışları sıradanlaştırmasına yol açıyor. İyi rol modellerin geri planda kalması ve kötü karakterlerin karizmatik gösterilmesi, gençlerin kimlik gelişimini derinden etkiliyor. Çocukların bir davranışın iyi ya da kötü olmasından çok nasıl sunulduğundan etkilendiği, şiddetin güç ve çekicilik olarak kodlanmasının bu süreci hızlandırdığı belirtiliyor.Klinik psikolog Saadet Aybeniz Yıldırım, dijital dünyada kötü karakterlerin idealize edilmesinin gençler üzerindeki etkilerini değerlendirdi. İçerikleri incelediğinde iyi olanın değil kötü olanın öne çıkarıldığını fark ettiğini kaydeden Yıldırım, şiddet içeren güç gösterilerinin kabul görürlük sağladığına işaret etti.Yıldırım, "Dijital dünyada özellikle kötünün idealize edilmesi, çocuklar tarafından ya da ergenlik sürecindeki bireyler tarafından da çok çabuk kabul edilebiliyor ve kendi hayatlarında da bu idealize ettiği kişiler olma noktasında ilerlemeye çalışıyorlar.

Son zamanlarda şunu söyleyebiliyoruz: Özellikle gençler, idol olacakları noktasında çok fazla iyi bir modelle karşı karşıya kalamıyorlar ne yazık ki." diye konuştu.Psikolog, sosyal medya ve yapım sektöründe kötünün normalleştirildiğini, güçlü ve şiddet içeren davranışların kabul edilebilirlik kazandığını söyledi.

Yıldırım, "Sosyal medyada ya da dizi ve filmlerde çok fazla kötünün normalleştirilmesinden söz edebiliyoruz.

Daha güçlü ya da kabul edilebilirlik noktasında bu kişilerin olduğunu gözlemleyebiliyoruz." dedi."Daha fazla şiddet ya da güç üzerinden bu kişiler, aslında bir kabul görünürlük sağlayabiliyorlar.

Tabii ki ergenlerin dünyasında kabul görmek çok çok kıymetli olduğu için kendilerini davranışsal olarak bu şekilde ifade etme noktasında bulunabiliyorlar." ifadelerini kullandı.Son dönemde gençlerde öfke ve davranış sorunlarında belirgin bir artış gözlemlendiğini aktaran Yıldırım, bu durumun hem bireysel hem çevresel nedenlerini araştırdıklarını belirtti.

Gençlerin içsel duygularını doğru şekilde aktaramamalarının yanı sıra yanlış kişileri örnek almalarının da bu sorunları beslediği vurgulandı.Yıldırım, şöyle devam etti: "Son zamanlarda danışan başvurularımızda çok ciddi bir şekilde öfke ve davranış sorunları yaşayan gençlerimizle rastlıyoruz.

Bunların nedenlerini araştırdığımızda aslında tabii ki hem bireysel hem de çevresel nedenleri fark edebiliyoruz.""Bireysel nedenlerin en büyük etmenlerinden biri, kendi içlerinde yaşadıkları o duyguları doğru şekilde aktaramıyor olmaları.

Bunu yaparken de doğru kişileri örnek almıyor olmaları, idol diyebilecekleri kişilerin ne yazık ki çok fazla yoğunlukta şiddete meyilli kişiler olması onları etkiliyor." dedi.Çocukların dijital içeriklerden olumsuz etkilenmemesi için ailelere önemli sorumluluklar düşüyor.

Anlamlı iletişim kanalları kurmanın ve çocukların takip ettikleri grupları bilmenin hayati olduğu belirtiliyor.

Yıldırım, her çocuğun izlediği içerikler nedeniyle davranış sorunu geliştirmediğini, ancak bu yöntemlerin sorun çözümü olarak zihinlere yerleştiğini kaydetti.Yıldırım, "Çevresel etmenlere bakacak olursak da belki aileleriyle aslında doğru bir iletişim sağlayamamaları, aileleriyle sorunların çözümü noktasında beraber çözüm üretemiyor olmaları olabiliyor. Çocukların kötü örneklerden etkilenmelerinin önüne aileler geçebilir." diye konuştu."Çocuklarının hangi gruplara üye olduklarını, hangi grupları ve ne gibi ideolojileri takip ettiklerini bilmeleri gerekiyor.

Bunlar ancak sağlıklı iletişim kanallarıyla desteklenirse mümkün olabilir." ifadelerini kullandı.Ergenderin dürtüsel davranışları ve kimlik arayışı süreçleri, dijital ortamdaki içeriklerle birleşince riskler artıyor.

Yıldırım, ergenlerin davranışlarının sonuçlarını öngöremeden hareket ettiğini, bu dönemde farklı gruplara aidiyet hissetme eğiliminin güçlendiğini aktardı.Yıldırım, "Aslında özellikle ergenlerle çalışırken şunu fark ediyoruz: Daha dürtü odaklı hareket ettikleri için davranışlarının, sonrasında ne gibi sonuçlara yol açacağını her zaman öngöremeyebiliyorlar.

O anda duygu durumlarındaki değişkenlikle birlikte bazı davranışsal sorunlar gözlemleyebiliyoruz." dedi.Psikolog, "Özellikle ergenlik dönemindeki bireylerde bir kimlik arayışıyla beraber kendilerini daha farklı görme, farklı gruplara aidiyet hissetme ya da farklılıkların üzerine gitme eğilimi görülebiliyor.

Dolayısıyla araştırmaları da bu yönde olabiliyor." şeklinde konuştu.Dijital ortamın çocukların kimlerden etkilendiğini takip etmeyi zorlaştırdığını belirten Yıldırım, geçmişte arkadaş çevrelerinin gözlemlenebilirken şimdi hızlı üyeliklerin fark edilemediğini söyledi.

Yıldırım, "Geçmiş zamanlarda biz çocuklarımızın aslında kimlerle arkadaşlık ettiğini ya da kimleri örnek aldığını çok rahat fark edebilirken şimdi hızlı bir şekilde herhangi bir gruba üye olduklarını görebiliyoruz ya da bu grubun içerisinde kimlerin olduğunu çok fazla fark edemeyebiliyoruz." dedi."Kimlerden etkilendiğini aslında çok fazla fark edemeyebiliyoruz.

Psikoloji alanında kendi gözlemlerimiz de şunu gösteriyor ki daha olumsuz, daha böyle, daha kötü olan, kötü atfettiğimiz noktaları özellikle çocuk ve ergenler daha çabuk kabullenebiliyorlar.

O yüzden daha dikkatli olmalıyız." diye konuştu.

İLGİLİ HABERLER