HABER: Gençağa KARAFAZLI
(RİZE)- – Doğu Karadeniz’in Rize, Trabzon, Giresun ve Artvin illerinde yaklaşık 205 bin yaş çay üreticisi, hükümet tarafından açıklanması beklenen 2026 yılı yaş çay alım fiyatına odaklanmış durumda. Çay üreticisi örgütleri ise, yaş çay fiyatının destekleme primiyle birlikte en az 45 TL olarak belirlenmesi yönündeki taleplerini kararlılıkla sürdürüyor.
Fındıklı Çay Üreticileri Meclisi, yaş çay alım fiyatı ve sektördeki yapısal sorunlara dikkat çekmek amacıyla bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamanın ardından yaklaşık 40 kişilik üretici grubu, hazırladıkları dilekçeleri Fındıklı Kaymakamlığı’na teslim etti.
Fındıklı Meydanı’nda bir araya gelen üreticiler, artan maliyetler ve düşen alım gücü nedeniyle çay üretiminin sürdürülebilirliğinin ciddi risk altında olduğuna vurgu yaptı. Yapılan açıklamada, 1 kilogram yaş çayın üretim maliyetinin 30,90 TL’ye ulaştığı belirtilirken, üreticinin insanca yaşayabilmesi için bu maliyetin üzerine en az %30 refah payı eklenmesi gerektiği ifade edildi. Bu doğrultuda, 2026 yılı için yaş çay taban fiyatının 40 TL, destekleme priminin ise en az 5 TL olması talep edildi.
Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu ve çok sayıda çay üreticisinin de destek verdiği basın açıklamasını, Çay Üreticileri Meclisi temsilcisi Kamil Kadıoğlu okudu.

“Biz kimseden lütuf ya da sadaka istemiyoruz. Anayasal haklarımızı istiyoruz”
Kadıoğlu , “2025 yılında 1 ton çay sattık ama karşılığında alabildiğimiz altın sadece 6,3 gram oldu. Alın terimizin 10 gramdan fazlası yıllar içinde göz göre göre buharlaştı. Çayımız 2015 yılındaki gerçek değerini korumuş olsaydı, bugün 1 kilo yaş çayın fiyatının kaç TL olması gerektiğini hesapladığımızda hepimiz gerçeği net olarak göreceğiz.Üstelik bu korkunç erime sadece altında yaşanmadı. Daha dün 1 kilo çay satarak evimize götürdüğümüz peyniri, zeytini, ekmeği; tarlaya attığımız gübreyi ve motora koyduğumuz mazotu bugün 3 kilo çay satarak bile yerine koyamıyoruz.
Biz kimseden lütuf ya da sadaka istemiyoruz. Anayasal haklarımızı istiyoruz. Bizi bu yoksulluğa mahkûm eden, destekleme primlerini kaldıranlara devletin kanunlarını hatırlatıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 45. maddesi çok açıktır. Devlet, bitkisel ve hayvansal üretimin değerlendirilmesi ve üreticinin emeğinin karşılığını alması için gerekli tedbirleri almak zorundadır.
Ancak bugün çay tarımının sürüklendiği uçurum ortadadır. Sürekli artan girdi maliyetleri ve enflasyon karşısında eriyip giden yaş çay fiyatları nedeniyle üretimin sürdürülebilirliği adım adım ortadan kalkmaktadır. Bir yandan miras yoluyla bölünüp küçülen araziler, diğer yandan artan işçilik maliyetleri üreticinin belini kırmıştır.
“Çaresiz bırakılan üretici atasından kalan çay tarlasını satmayı düşünüyor”
Geldiğimiz noktada çaresiz bırakılan üretici ya atasından kalan çay tarlasını satmayı düşünüyor ya da “toplayıp zarar edeceğime tarlada kalsın” diyerek isyan ediyor. Bu tablo karşısında, anayasa ve tarım kanunu gereği devletin tarıma ayırdığı payın en az %1 seviyesinde kalmaması, üreticiyi yaşatacak düzeye çıkarılması gerektiği açıktır. Peki bizim payımız nerede? 2024 yılında kilo başına verilen 2 TL’lik destek 2025 yılında tamamen kaldırılmış, üretici yokluğa terk edilmiştir. Devletin tarımı desteklemesi bir lütuf değil, çiftçiye karşı bir sorumluluktur. Fındıklı Çay Üreticileri Meclisi olarak hesaplarımızı sahadaki gerçeklere göre yaptık. Gübreden mazota, Bağkur priminden bahçe amortismanına kadar tüm giderler ortadadır.
“Bu talebimiz karşılanana kadar sokakta, tarlada, fabrikada mücadelemizi sürdüreceğiz. Tüm meşru haklarımızı kullanacağız”
Bugün 1 kilogram yaş çayın üreticiye maliyeti 30,90 TL’dir. Üreticinin insanca yaşayabilmesi için bu maliyetin üzerine en az %30 refah payı eklenmelidir. Buna göre 2026 yılı yaş çay taban fiyatı en az 40 TL olmalıdır. Ayrıca kilogram başına en az 5 TL devlet destekleme primi ödenmelidir. Üreticinin eline geçmesi gereken toplam fiyat 45 TL olmalıdır. 45 TL’nin altındaki hiçbir dayatmayı, hiçbir masa başı oyununu kabul etmiyoruz. Bu talebimiz karşılanana kadar sokakta, tarlada, fabrikada mücadelemizi sürdüreceğiz. Tüm meşru haklarımızı kullanacağız. Birleşe birleşe kazanacağız. Parmaklar birleşince yumruk olur, güç olur. Toprak bizim, emek bizim, karar bizim” ifadelerini kullandı

Çay üreticileri “Zamlar yağmur gibi yağıyor Çocuklarımıza harçlık veremiyoruz”
Basın açıklamasına katılarak destek veren Çay üreticisi bir kadın, “Çok şey söyleyeceğim. Çayımızı bedavaya alıyorlar. Çaykur’un aldığı yetmiyormuş gibi bir de bizi özel sektöre yönlendiriyorlar, mecbur bırakıyorlar. Biz 45 liranın altında çay fiyatını kabul etmiyoruz. Desteklerimizi istiyoruz. Halkın da kendi malına sahip çıkmasını istiyoruz. İşçi bulamıyoruz. Bulduğumuz işçilerin ücretleri çok yüksek. Çay toplayamıyoruz. Bir işçi buluyorsunuz, başkası daha fazla verince oraya gidiyor. Bu şekilde maliyetler artıyor, elimizde hiçbir şey kalmıyor. Arazimiz bizim sermayemizdir. Atadan kalan bir mirastır. Biz onunla geçinmeye çalışıyoruz açız aç . Ama zamlar yağmur gibi yağıyor. Evimize ekmek götüremiyoruz, çocuklarımıza harçlık veremiyoruz. İki öğrencim var. Okula giderken harçlık vermek zorundayım. Kitabını, defterini nasıl alacağım? Bu şartlarda geçinmek mümkün değil” dedi

Başka bir üretici kadın, “Çayın getirisi çok düşük. Yetmiyor. Yarıcılarımız var, onların giderini de düşünmek zorundayız. Akşama kadar çay topluyoruz, bir de taşıma ve yükleme sorunu yaşıyoruz. Bunlara çözüm bulunması gerekiyor. Fiyatlar düzgün olursa her şey daha iyi olur.

Birlik olmalıyız ancak olamıyoruz diyen çay üreticisi “Çay konusunda ciddi eksikliklerimiz var. En büyük sorunlardan biri birlik olamamak. Birlik olsak birçok sorunu çözeriz ama olamıyoruz. Direne direne kazanacağız. Ama gerçek şu ki maliyetler çok yüksek, çay fiyatı bunu karşılamıyor. Bugün tarımda hiçbir ürün 50 TL’nin altında değil ama çaya gelince düşük fiyat dayatılıyor. Devlet fiyat açıklamayınca halk da düşük rakamlara razı ediliyor. Sonra da bu düşük fiyatlar dayatılıyor. Bu kabul edilemez. Söyleyeceklerim bu kadar. Daha çok şey var ama şimdilik bu kadar”


