İslâm Medeniyetinin İzinde Özbekistan: Hive, Buhara ve Semerkand

30 milyonluk nüfusu Özbekistan’ı Orta Asya cumhuriyetleri arasında birinci sıraya yükseltmektedir. Ülkeye başkentlik yapan Taşkent, eskiyle yeninin ustaca harmanlandığı, yemyeşil ve ferah bir şehir. Ancak Özbekistan’ın asıl tarihî ve kültürel zenginliği başlıca üç şehirde toplanır: Hive, Buhara ve Semerkand. Şimdi, sırasıyla bu İslâm şehirlerinin bağırlarında sakladıklarına yakından bakalım.

cumhuriyetleri arasında, tarih ve kültür açısından en zengin mirasa sahip ülke, hiç şüphesiz . ve daha birçok önemli ismin medfun bulunduğu , de menbaı ve mayasıdır.

Kullanılan kelimelerden yaşayan kültüre, inançlardan misafirperverlik ve sıcaklığa, Özbekistan tabirine birebir uyan bir ülkedir. ise Özbekistan’ı arasında birinci sıraya yükseltmektedir. Ülkeye başkentlik yapan , eskiyle yeninin ustaca harmanlandığı, yemyeşil ve ferah bir şehir.

Ancak asıl tarihî ve kültürel zenginliği başlıca üç şehirde toplanır: Şimdi, sırasıyla bu şehirlerinin bağırlarında sakladıklarına yakından bakalım.Ana kapıdan içeri girdiğiniz andan itibaren sizi sarıp sarmalayan tarihî ve kültürel doku karşısında hayranlığa ve hayrete kapılmamak imkânsız. kadar bölgesini yöneten başkentlik yapan bu tarihî şehir, o dönemlerden günümüze kalmış çok sayıda anıt esere ev sahipliği yapıyor. İsmini yakınlarda bulunan ünlü aldığı düşünülen , tarih boyunca güzergâhında yer almış.

Bunun doğal sonucu olarak da ticaret, ipek işçiliği, kumaş ve baharat, her zaman dünyaya pazarlanan bir ürün olmuş.

Bugün de turistik atölyelerde ipeğin nasıl işlendiğini, dokunduğunu ve birbirinden muhteşem eserlere dönüştürüldüğünü yakından izlemek mümkün., renkli minareleri ve onları tamamlayan kubbeleriyle meşhur.

Bunlardan ilki, surların batı girişinin hemen yanında yer alan .

Hive hükümdarı Muhammed Emin Han tarafından yaptırılan ve , bir suikasta kurban gidince yarım kalmış.

Kalta, “yarım” demek zaten. , Hive’nin sembolü konumundadır.45 metre yüksekliğindeki ikinci büyük minare, veziri için onun adıyla anılıyor. Üçüncü minare ise ’nin yanı başında bulunuyor. inşa edildikten sonra tekrar yapılarak günümüze ulaşmış.

Caminin içindeki sütunlardan altısı ilk günden kalma.

Sütunlardaki ahşap işçiliği ise insanı hayran bırakacak türden. günümüzde müze statüsünde olduğundan, içeride ayakkabıyla geziyorsunuz. Özellikle bu durum ve sütunların yoğunluğu, akıllara Endülüs’teki getiriyor.Hive’den ayrılmadan önce -ki hemen ayrılmak da kolay değildir- hanların sarayını, ni,’ni, ’un görkemli türbesini ve sokak aralarındaki şirin boşlukları merakla gezmeniz tavsiye edilir.

Gözleriniz, mutlaka çarpıcı sürprizlerle karşılaşacaktır.Birçok yönden İslâm tarihinin en önemli şehirlerinden , Özbekistan’ın orta kesimindedir.

Tarihî nun duraklarından biri olan , daha eski bir maziye sahiptir. klasik bir prototipi olarak, Buhara sokaklarında dolaşırken âdeta hangi zamanda yaşadığınıza şaşırırsınız.

Ancak asıl sürpriz, eski şehrin merkez noktasına ulaştığınızda karşınıza çıkar: hükümdarlarından 1121’de inşa ettirdiği -ancak daha sonra yeniden yapılan- Yanındaki 45 metrelik dev minaresi ve tam karşısındaki ile başınızı döndürecektir.

Bu küçük meydan, âdeta kimliği ve fotoğrafıdır.silsilesini oluşturan isimlerden bazılarının mezarları da yakınlarındadır.

Buhara halkının dediği bu kişiler sırasıyla ve dir.

Bu tasavvuf erbabının kabirlerini sırayla ziyaret etmek, Buhara halkı arasında oldukça ciddiye alınan bir gelenektir. Şehre dışarıdan gelen misafirler de yine aynı şekilde sırayla buralara götürülür.

Ziyaret, en son ismi verilen geniş bir külliyede medfun bulunanin kabrinde son bulur.Özbekistan’ın üçüncü incisi , başkenti olması hasebiyle, o dönemdeki ihtişamı bugüne bile taşıyan nadide bir şehirdir. tarafından ele geçirilerek yönetim merkezi hâline getirilen , sonraki boyunca birbirinden görkemli eserlerle donatıldı. isimlerini taşıyan üç dev medresenin birbirine baktığı ünlü , sembolüdür. ve çok sayıda üst düzey yetkilinin medfun bulunduğu , Timur ve yakınlarının gömülü olduğu Timur’un çok sevdiği eşi adına inşa edilen devasa cami ve medrese… Hepsi de na yürüme mesafesindedir.dendiğinde, bu güzel insanların misafirperverliklerinin ve ikramseverliklerinin anılmaması olmaz.

Sadece ve kendilerine özgü ekmekleri değildir Özbekleri misafirperver yapan.Dünyada belki de hiçbir halka benzemeyen bir biçimde, ikram etmeyi, yedirmeyi, misafir ağırlamayı, evlerini yabancılara açmayı çok severler. , … Hiç fark etmez, hangi şehrine yolunuz düşerse mutlaka sizi samimiyetle konuk etmek isteyecek birilerini bulursunuz.

Bunu da öylesine bir coşku ve heyecanla yaparlar ki evlerine misafir olduğunuzda onlara iyilik yapmış olduğunuzu hissedersiniz., araya binlerce kilometre girmiş olsa da tarih ve kültür üzerinden kurulan köprülerin ülkeleri birbirine nasıl yaklaştırdığının canlı bir örneğidir.

Yolunu , ve düşürenler, bu cümlenin manasını ve doğruluğunu bizzat yaşayarak göreceklerdir.

İLGİLİ HABERLER