Karadeniz'de küçük depremler, dolgu zeminlerdeki yapılar için risk oluşturuyor!

Karadeniz’de son dönemde hissedilen küçük depremler sonrası uzmanlar, bölgenin tamamen sakin olmadığını özellikle Trabzon ve Rize’deki dolgu zeminler üzerindeki yapıların risk oluşturabileceği uyarısında bulundu.

Karadeniz’de son dönemde yaşanan sismik hareketlilik, uzmanlar tarafından bölgenin deprem riski açısından yeniden değerlendirilmesine neden oldu.

Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa ve Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilgün Sayıl, bölgedeki depremlere ve yapı stokuna ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

“BÖLGE AKTİF SİSMOLOJİK BİR ALAN”

Türk İnternet Medya Birliği Resmi Web Sitesi (TİMBİR) Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa, Karadeniz’de yaşanan depremlere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Karadeniz’de son zamanlarda 3 veya 4 şiddetinde depremler oluyor. Karadeniz’e paralel geçen fayla ilgili bir takım çalışmalar yapılmıştı. En son Trabzon’a yakın bölgede olan depremle şunu düşünüyoruz. O bölge aktif sismolojik anlamda. Daha büyük deprem olur mu? Şu anki bilgilerimiz çerçevesinde soru işareti. Sismologların en büyük verisi depremdir. Deprem oldukça yer altını daha iyi anlıyoruz. En yakın tehlike Kuzey Anadolu Fayı. 100 kilometre geride. Bizim esas korkmamız gereken yapı stokumuz. Trabzon’da ve Rize’de dolgu alanlarında inşa ettiğimiz belki de deprem parametresi olarak daha düşük deprem parametresi alarak ona güvenerek inşa ettiğimiz çürük yapılar. 3,5 şiddetindeki bir depremden hasar alması beklenemez.”

“KARADENİZ SESSİZ GÖRÜNEN AMA SİSMİK BİR BÖLGE”

Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilgün Sayıl ise bölgenin sismik yapısına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Bölgemiz deprem açısından Türkiye’nin diğer bölgelerine göre sismik açıdan çok sakin görünen yapısal özelliği var. Sismik aktivesi çok yavaş ilerleyen bölgelerden birindeyiz. Sismik olay meydana gelmiyor diyemiyoruz. Karadeniz’in içerisinde yıllık deprem sayısı olarak 2 veya üzeri yüzlerce deprem kaydedebiliyoruz. Çok büyük depremler beklemiyoruz. Çünkü Karadeniz ve kıyıları için 1900’den sonrası çok büyük kaydedilmiş bir depremimiz yok. Daha çok etki alanımız dolayısıyla güneyden geçen Kuzey Anadolu Fayı’na odaklanmıştık. Kahramanmaraş depremi, Doğu Anadolu Fayı’nda olmasına rağmen biz de etkilenmiştik. Bu son olan deprem Karadeniz’in içerisinde olan deprem. Deprem aktivesine baktığımız zaman son yıllarda özellikle deprem sayılarına da baktığımızda 4’ten büyük depremlerin 10’a yaklaştığını söyleyebilirim. Karadeniz, doğudan batıya geniş bir bölge olduğunu düşünürsek yayıldığını da söyleyebilirim. En son Soçi açıklarında olan 5 küsur depremlerimiz de var. Genel tektonizma açısından nasıl yapıya sahip Karadeniz? Doğu ve batısında çökme havzaları dediğimiz batı metrisi oldukça derin olan çukur havzamız var. Ortada bir Karadeniz sırtı var. Sinop açıklarından yukarıda Ukrayna’ya ilerleyen bölgede. Özellikle Karadeniz’in kuzeydoğu kenarı ya da Rusya’ya yakın taraflar daha aktif.”

“KARADENİZ FAYI VE BİNDİRME ZONU”

Prof. Dr. Nilgün Sayıl, Karadeniz kıyılarındaki fay yapısına ilişkin değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:

“Karadeniz kıyılarında olan depremlerimiz özellikle 4 ve civarında olan depremler deniz içi fayı diye tanımladığımız Karadeniz kıyısına paralel giden Karadeniz Fayı diye tanımlanan bir sistem var. Bindirme kuşağı oluşmuş bir fay zonu diyoruz buna. Bindirme zonu olduğu için çok yavaş. İnsanlarımız deprem hissettiğinde panik oluyorlar. Biz bunu pasif değil, aktif bölge olarak tanımlarız.”

“BÜYÜK DEPREM GEÇMİŞTE DE YAŞANDI”

Bölgedeki geçmiş depremlere de değinen Sayıl şu ifadeleri kullandı:

“Biz en son olan büyük depreme bakarız. En son Bartın civarlarında olan depremimiz var. O da 6,5 şiddetinde 1968 yılında olmuş. 6’dan büyük deprem üretebiliyor. En büyük depremi dikkate alarak bu bölgenin deprem tehlikesine karşı yapılarımızı yapmamız gerekir.”

“DENİZ DOLGUSU ÜZERİNDEKİ YAPILAR RİSK TAŞIYOR”

Rize ve Trabzon başta olmak üzere kıyı şehirlerindeki yapılaşmaya da dikkat çeken Sayıl, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Trabzon’daki veya Rize’deki Karadeniz sahilinin tümünü katacak olursak denize kıyısı olan şehirler. Hepsi deniz dolgusu çok olan şehirler. Rize’nin deniz dolgusunun çok olduğunu ve eski yıllarda yapıldığını biliyoruz. Üzerinde 2 kattan fazla izin verilmeyen binalar yapılacaktı. Ancak son yıllarda buralara çok daha yüksek katlı binalar yapıldığını biliyoruz. Deniz dolgusu zamanlar erozyona uğruyor. Ömrünü doldurmuş eski binaların yenilenmesinin şart olduğunu söyleyeyim.”

İSTASYON SAYILARI ARTIRILMALI

Sayıl, “Karadeniz’in deniziçi çalışması bizim Marmara gibi kaplı deniz değil. Deniziçi aktivetimizi karaya yerleştiririz. Kıyı boyunca yerleştirdiğimiz ve sık olarak yerleştirmeye çalıştığımız istasyonlarla kaydetmeye çalışıyoruz. Kandil Rasathanesi ile ortak protokolümüz var. Samsun’dan Artvin’e kadar olan kısmıyla ilgili olarak bir istasyon kurma çabamız var. 4 sayısına ulaşmıştık. Daha sık aralıklarla yerleştirmeye çalışıyoruz. Bir tane de Gümüşhane’de var. Bu küçük depremleri daha hassas konum belirleme çalışmaları için önemli.” İfadelerine yer verdi.

Kaynak: Haber61

İLGİLİ HABERLER