Karı-koca kavgasında ağzından kaçırdığı kelime başına dert açtı! Mahkeme 'ağır kusurlu' saydı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşine “eşeksin, hayvansın” diyerek hakaret eden kocayı boşanma davasında ağır kusurlu kabul etti. Daire, söz konusu ifadelerin kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğuna hükmederek, daha az kusurlu olan kadın lehine maddi ve manevi tazminata karar verilmesi gerektiğini belirtti.

Şiddetli geçimsizlik yaşayan çift, Aile Mahkemesi’nde karşılıklı boşanma davası açtı.

Mahkeme, erkeğin her gün alkol alarak aile hayatını olumsuz etkirdiğini, eşine küfür ettiğini ve “eşeksin, hayvansın” sözleriyle onu aşağıladığını belirledi.

Sorumsuz davranışları da dikkate alan mahkeme, erkeği boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu kabul etti.Tarafların istinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, Aile Mahkemesi’nin kararını kaldırarak davanın yeniden görülmesine hükmetti.

Yeniden yapılan yargılamada Aile Mahkemesi bu kez tarafları eşit kusurlu buldu ve kadının maddi ve manevi tazminat taleplerini reddetti.Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2.

Hukuk Dairesi, tarafların kusur durumuna ilişkin değerlendirmeyi hatalı buldu.

Daire, erkeğin hakaret ve alkol kullanımı gibi davranışlarının süreklilik gösterdiğine, kadına yönelik fiziksel şiddetin ise bir kez gerçekleştiğine dikkat çekti.Yargıtay kararında, erkeğin eşine yönelik “eşeksin, hayvansın” ifadelerinin kadının kişilik haklarına saldırı anlamına geldiği vurgulandı.

Daire, boşanmaya neden olan olaylarda erkeğin kadına göre daha ağır kusurlu olduğuna hükmetti.Kararda şu ifadelere yer verildi: “İlk Derece Mahkemesi tarafından erkeğe yüklenilen, davacının aile yaşantısını olumsuz yönde etkileyecek şekilde her gün alkol aldığı, eşine karşı küfür ettiği, ‘eşeksin, hayvansın’ diyerek eşini aşağıladığı, hakaretlerde bulunduğuna dair eylemlerinin sürekliliği, kadının da erkeğe karşı şiddet eyleminin bir kereye mahsus olması nedeni ile, boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu yönünde kusur belirlemesi yanlıştır.

Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara ve özellikle kadına yüklenen fiziksel şiddetin karşılıklı olmasına göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı karşı davacı erkeğin, davacı karşı davalı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.

Bu husus gözetilmeden yanılgılı kusur belirlemesi ve değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebileceği öngörülmüştür.

Evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır.

O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, hakkaniyet kuralları da dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.’’Daire, kadının ağır veya eşit kusurlu olmadığını, erkeğin eylemlerinin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ve boşanma nedeniyle maddi desteğini kaybettiğini belirtti.

Bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak kadın lehine uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar verdi.

İLGİLİ HABERLER