MİT Asya Bölge Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu'nun, FETÖ kumpası sonucu tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nde 12 Kasım 2011 tarihinde şüpheli bir biçimde vefat etmesiyle ilgili yürütülen soruşturmada 15 sene sonra oldukça kritik bir aşamaya gelindi.Olayın gerçekleştiği gece acil durum alarmını radyo sesiyle bastıran firari gardiyan Ferhat Veysi Gül'ün kilit rolü, kamera kayıtlarının incelenmesiyle ortaya çıkarıldı.
Soruşturma çerçevesinde, aralarında Gül'ün de bulunduğu 11 şüpheliye yönelik üç gün evvel operasyon başlatıldı.Düzenlenen operasyonda Gül dışındaki 10 şüpheli gözaltına alınırken, Silivri Cumhuriyet Başsavcıvekili Ebubekir Efe tarafından yürütülen soruşturmada Kozinoğlu'nun kabrinin açılmasına (feth-i kabir) kararlaştırıldı.Sabah Gazetesi, Kozinoğlu'nun cezaevinde gerçekleşen şüpheli vefatına dair ceza infaz kurumu kayıtlarına, kamera inceleme tutanaklarına, tanık ile görevli beyanlarına, 112 Acil Sağlık Hizmetleri kayıtlarına, hastane belgelerine, olay yeri inceleme evraklarına ve Adli Tıp Kurumu raporlarına erişim sağladı.
Söz konusu belgeler, Kozinoğlu'nun hayatını kaybetmesindeki ciddi ihmalleri ve belirsizlikleri net bir biçimde sergiledi.Elde edilen evraklara göre Kozinoğlu, 11 Mart 2011 tarihinde Silivri bir No'lu L Tipi Cezaevi B Blok B-bir koğuşunda ve üst katta yer alan 4 numaralı odada, Babala TV'nin kurucusu Oğuzhan Uğur'un babası olan emekli albay Hasan Atilla Uğur ve eski Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ile birlikte kalmaktaydı.Kamera kayıtlarına yansıyan görüntülerde, olay günü saat 16.04 sularında avluda yürüyüşe başladığı tespit edildi.
Ortalama bir saatlik yürüyüşün ardından odasında egzersizlerini sürdüren Kozinoğlu'nun, 17.45'te duş almak üzere koğuş arkadaşı Uğur'dan sıcak su hazırlamasını rica ettiği, yıkandıktan sonra saat 18.01'de yanına gazete ve bir fincan kahve alarak odasına çekildiği saptandı.Kayıtlar incelendiğinde, saat 18.09.36'da odasından hafifçe sendeleyerek çıktığı ve Hasan Atilla Uğur'un odasına girdiği görülüyor.
Kısa bir müddet sonra kendi odasına dönen Kozinoğlu'nun saat 18.12 civarında tansiyonu 205/127 (yani 20'ye 12) olarak ölçüldü ve göğsünde ağrı hissettiğini dile getirdi.Kendi isteği doğrultusunda, Uğur'un yanında bulunan Isordil 5 mg adlı dil altı ilacını kullandı.
Yardım için ilk çağrı düğmesine 18.13.24'te basıldı ve ardından bu çağrı yinelendi.
Sürecin devamında koğuş kapısına vurularak güvenlik kamerasına işaret edildi.
Gardiyanların koğuş kapısını açması ise saat 18.23.13'ü buldu. İlk yardım çağrısı ile görevlilerin müdahalesi arasında ortalama 9 dakika 49 saniyelik bir gecikme yaşandı.Kozinoğlu, saat 18.26'da odasından yürüyerek ayrıldı.
Sedyeye yatırıldıktan sonra 18.27'de koğuştan çıkarıldı ve 18.30.48'de mahkum kabul bölümüne getirildi. 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ise bildirim saat 18.30'da gerçekleştirildi. bir dakika içerisinde görevlendirme yapılmasına rağmen sağlık ekiplerinin hastanın yanına varması 18.43'ü buldu.
Toplamda ilk çağrı anından sağlık görevlilerinin müdahalesine kadar geçen süre 29 dakika 36 saniye olarak kayıtlara geçti.Mahkum kabul alanında bekletilirken Kozinoğlu'nun yoğun bir şekilde terlediği, üşüme hissettiği, ellerinde uyuşma olduğunu dile getirdiği ve kelime-i şehadet getirdiği aktarıldı.
Kimi cezaevi görevlileri, ambulansın gelişine kadar hastada hareket ve solunum belirtileri gözlemlediklerini ifade etti.
Ancak 112 ekipleri olay yerine vardığında hastanın solunumu ve nabzı durmuştu.
Vücudunda morarmalar başlayan Kozinoğlu'nun kalp ve solunumunun tamamen durduğu tespit edildi.112 sağlık ekibi tarafından hastaya damar yolu açılarak kalp masajı, suni solunum, adrenalin ve atropin müdahaleleri yapıldı.
Monitörde şoklanabilir bir kalp ritmine rastlanmadığı için defibrilasyon işlemi uygulanmadı; ayrıca destek sağlık ekibinin de bu müdahalelere iştirak ettiği anlaşıldı.
Kozinoğlu, ancak saat 19.12'de Silivri Devlet Hastanesi'ne sevk edilebildi.Hastanede de sürdürülen canlandırma müdahalelerinden olumlu bir netice elde edilemedi.
Resmi kayıtlara göre 12 Kasım 2011 tarihinde saat 19.30'da vefat etti.
Adli Tıp Kurumu tarafından 10 Şubat 2012'de yayımlanan kesin raporda ise ölüm nedeni olarak kalp damar hastalığı gösterildi.Kozinoğlu'nun hastaneye sevk edilmesinin ardından, oda arkadaşlarının kendisinin kaldığı 4 numaralı odaya defalarca girdikleri tespit edildi.
Koğuş arkadaşlarının kahve fincanı ve gazete gibi birtakım eşyaları dışarı taşıdıkları, söz konusu odanın ancak saat 22.07'de kilit altına alındığı ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmalarına 23.20'den sonra başlayabildiği ortaya çıktı.Soruşturma dosyasına dahil edilen bir diğer boyut ise acil sağlık müdahaleleri ve sağlık hizmetlerinin işleyişindeki aksaklıklar oldu.
Eldeki verilere göre, ilk butona basılmasıyla koğuş kapısının açılması arasında 9 dakika 49 saniye kaybedildi. 112 ekiplerine haber verilmesi işlemi ancak hasta mahkum kabul bölümüne getirilirken yapıldı ve ilk yardım talebinden sağlık ekiplerinin hastaya temasına kadar yarım saatlik bir zaman dilimi heba oldu.Olay anında kampüste nöbetçi olması gereken ambulansın olağan bekleme noktasında bulunmadığı belirlendi.
Sağlık ekibinin yemek yemek için Silivri ilçe merkezine gittiği tespit edilirken, ambulansın kendi görev bölgesinde hazır bulunması durumunda hastaya müdahale süresinin ortalama üç-4 dakikaya inebileceği vurgulandı.İdari soruşturma raporu, bir başka hayati detayı daha gün yüzüne çıkardı.
Söz konusu rapora göre, cezaevi görevlilerinin sağlık birimine bilgi verdiklerini öne sürmelerine rağmen, nöbetçi hekimin olaydan kendisine hiç bahsedilmediğini söylemesi dosyada yer alan en çarpıcı çelişkilerden birini oluşturdu.Bununla birlikte, sağlık ekipleri olay yerine intikal etmeden önce ceza infaz görevlileri tarafından Kozinoğlu'na tesirli bir ilk yardım uygulandığına dair herhangi bir kayda rastlanmaması, süreçteki en büyük ihmallerden biri olarak kayda geçti.