Adalet Bakanı Akın Gürlek'in "Faili meçhul hiçbir dosya karanlıkta kalmayacak" talimatı üzerine raftan indirilen dosya, Silivri Cumhuriyet Başsavcıvekili Ebubekir Efe'nin koordinesinde büyük çaplı bir operasyona dönüştü.
SSabah Gazetesi'nin 29 Ağustos tarihinde kamuoyuna duyurduğu üzere, "Hayalet" lakabıyla tanınan MİT Asya Bölge Müşaviri Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin peş peşe yapılan iki dalga operasyonun sonrasında çok güçlü suikast şüpheleri gün yüzüne çıktı.Soruşturmanın odağındaki isimlerden Adli Tıp Uzmanı Prof.
Dr.
Nevzat Alkan ise mezardan çıkarılan yumuşak dokuların, olayın gidişatını temelden etkileyeceğine dikkat çekti.Ulaşılan güvenlik kamerası görüntüleri ile soruşturma evrakları, yaşanan olayın basit bir kalp rahatsızlığı olmadığını, aksine organize şekilde işleyen bir kumpas olduğunu kanıtladı. İddialara göre, Kozinoğlu'nun kaldığı koğuşa özellikle yerleştirilen FETÖ mensubu gardiyan Ferhat Veysi Gül, acil durum butonuna basılmasına rağmen gerekli müdahaleyi yapmak yerine radyonun sesini en yüksek seviyeye getirerek içeriden gelen yardım çığlıklarını bastırdı.Söz konusu firari gardiyanın, 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 17 gün geçtikten sonra Fransa'ya kaçtığı saptandı ve hakkında kırmızı bülten çıkarıldı.
Koğuştan yapılan ilk acil yardım çağrısı ile sağlık ekiplerinin hastanın yanına varması arasında geçen sürenin ise tam 29 dakika 36 saniye olduğu rapora yansıdı.Cezaevi kampüsünde 24 saat esasına göre nöbette olması gereken ambulans ekibinin olay anında görev yerlerinde bulunmadığı ve Silivri merkeze yemek yemeye gittikleri tespit edildi.
Nöbetçi doktor Turgay Tamer, olaydan kesinlikle haberdar olmadığını belirtirken, gardiyanlar ise doktora haber verdiklerini öne sürdü.Kozinoğlu'nun hastaneye sevk edilmesinin hemen peşinden, eski Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve emekli Albay Hasan Atilla Uğur'un olay yeri incelemesi beklenmeden koğuşa girdikleri, gazeteler ile kahve fincanını dışarı çıkarıp odada temizlik yaptıkları anlaşıldı.Kuruma gönderilen doku örneklerinin Adli Tıp Kurumu'na ulaşmasının üzerinden 10 gün geçtikten sonra, Ankara Cezaevi'nden kaçan bir hırsızın binaya sızması ise delillerin yok edilmeye çalışıldığına dair şüpheleri daha da alevlendirdi.Öte yandan, dosyaya takipsizlik kararı veren dönemin savcısı Ali İşgören ve kumpas kararlarında imzası bulunan hâkim eşi Züleyha İşgören'in FETÖ bağlantılı oldukları saptanarak meslekten uzaklaştırıldıkları ve yargılandıkları belirlendi.Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın resmi talebiyle feth-i kabir (mezar açma) işlemi hayata geçirildi.
Cumhuriyet Savcısı'nın denetiminde Ümraniye Kocatepe Mezarlığı'nda yürütülen bu titiz operasyonda üç adli tıp uzmanı, bir kimyager ve bir otopsi teknikerinden oluşan 5 kişilik özel heyet görev aldı.Mezarın açılmasıyla birlikte, 15 yıl geçmiş olmasına karşın cesedin bütünlüğünü koruduğu, kefenin hiçbir şekilde çürümediği ve kemikler dışında sağlam kalan yumuşak dokuların bulunduğu ortaya çıkarıldı.
Heyet, toprak ve kemik numunelerinin yanı sıra soruşturma için kritik değerdeki yumuşak doku ve organ örneklerini de özel muhafaza altına aldı.Konuyla ilgili konuşan Adli Tıp Uzmanı Prof.
Dr.
Nevzat Alkan, bozulmamış kefenin ve bulunan yumuşak dokuların soruşturmanın seyrine yapacağı etkiye dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:"Yumuşak dokunun elde edilmiş olması çok kıymetli.
Vücuda giren maddeler kolay kolay kemiğin yapısına nüfuz etmez.
Ancak yumuşak dokularda yani iç organlarda bu maddeler rahatlıkla tespit edilebilir.
Bu nedenle yumuşak doku ele geçmiş olması olayı aydınlatabilecek nitelik taşıyor.
Yapılacak mikroskobik ve toksikolojik analizler neticesinde çok daha iddialı ve sağlıklı değerlendirmeler yapılacaktır."Olayla ilgili toplanan tüm evraklar, kamera kayıtları, hastane belgeleri ve 112 ses dökümleri ile alınan numuneler, incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu birinci İhtisas Kurulu'na gönderildi.
Kozinoğlu'nun vefatında üçüncü kişilerin dahli olup olmadığı bu nihai raporla birlikte kesinlik kazanacak.