"Mesih: Modern Dünyanın Trajik Gerçeklikleri"

İspanyol yönetmenler Los Javis’in mini dizisi bu sıralar MUBİ’de gösterime girdi. Mesih adlı dizinin henüz iki bölümü yayınlandı, kalan bölümler birer hafta arayla ekime kadar gösterime girecek. Dizinin bel kemiğini oluşturan bir aile, anne, bir oğlu ve kızından oluşan bu mini ailenin fertlerinin hayatlarına odaklanıyor. Özellikle oğulları Enric’in gözünden sahnelere şahit olduğumuz yapımda, psikolojik gerilimi yüksek anlatılar. Enric’in hesaplaşması gereken bir annesi var ve kız kardeşiyle bağlarını

İspanyol yönetmenler Los Javis’in mini dizisi bu sıralar MUBİ’de gösterime girdi.

Mesih adlı dizinin henüz iki bölümü yayınlandı, kalan bölümler birer hafta arayla ekime kadar gösterime girecek.

Dizinin bel kemiğini oluşturan bir aile, anne, bir oğlu ve kızından oluşan bu mini ailenin fertlerinin hayatlarına odaklanıyor. Özellikle oğulları Enric’in gözünden sahnelere şahit olduğumuz yapımda, psikolojik gerilimi yüksek anlatılar.

Enric’in hesaplaşması gereken bir annesi var ve kız kardeşiyle bağlarını yeniden kurmak istiyor.Bu süreçte de Enric fazlaca yıpranmış duruyor.

Enric’i sürekli kâbuslar ve çocukluk anılarıyla görüyoruz.

Annenin hayatının bir bölümünden sonra onları dindar yetiştirmesi Enric’i de yaşam karşısında bir çıkmaza sokmuş gibi.

Sürekli geçmişi açığa çıkarma derdinde olan Enric, bu süreçle de başa çıkabilecek psikolojide değil, fazlasıyla alkol alırken görüyoruz onu. İlerleyen bölümlerde bir aile yüzleşmesine dönüşüp dönüşmeyeceğini henüz bilemediğimiz yapım hakkında belki söylenmesi gereken şeylerden biri, klasik psikoloji anlatılarında saklı.

Annenin ve babanın ilk etki doğurduğu zamanlar ve yetişkinlikte bunun ortaya çıkan yoğun sorgulamaları.

Günümüzde ve bizim gibi toplumlarda, anne, baba ve din fazlasıyla yetişmemizde etkili olan gerçekler.Bu gerçeklerin dışında bir hayat kuramıyor gibiyiz.

Peki oralarda her şey yeteri kadar steril mi ilerliyor?

Bu soruların peşine düşen yapımın dünyanın birçok yerinde kendine tanıdık duygular bulması da mümkün.

Ayrıca annenin kaderinin ve dolayısıyla Enric ve kız kardeşinin derin yoksullukla sarsılmaları sonunda hayatın onları sonunda savurduğu yerlerden biri olarak da inanç belki ayrı bir gerçeklikte sorgulanmalı.

Kadın, kimsesiz özne ve çocuklar bağlamında Tanrı’ya inanç da çokça tanıdık konulardan biri.

Derin bir yoksulluğun ürünü olmasa yaşam o hâlde yine de Tanrı seçilecek miydi?

Bunlar da ayrıca soru işareti.

Enric bize inançsız olduğunu söylüyor, bir yerde sadece anneme inanıyordum diyor.

Dolayısıyla biraz burada da Tanrı gerçeği var.Enric’in gerçeğin içinden bir türlü çıkamaması ve hapsolmuş ruh hâli fazlasıyla dikkat çekici.

Kâbusları ve çocukluk anıları onun yaşamını yaşanmaz kılan noktaya getiriyor.

Enric inançsız olduğu için mi bu kadar kaygılı yoksa yaşam onu büyük bir sorumluluğa hapsettiği için mi, anlamaya çalışıyoruz.

Kız kardeşinin ise YouTube’da Katolik pop grubu Stella Marris ile bir hayli popüler olması ayrıca güncel bir sorunun da kaynağı oluyor.

Medyanın da işin içine eklenmesiyle sorun bir hayli yerel bir hikâye olmaktan uzaklaşıp ulusal boyutta çözülmesi gereken bir gerçekliğe kapı açıyor.Enric bütün bunlarla başa çıkabilecek mi, zaten kıyıdaki yaşamı onu daha da mı savuracak bilmiyoruz.

Ama Enric’in çözmesi gereken sorunların bir hayli fazla olması, psikolojik gerilimin dozunu artırıyor.

Din, yoksulluk, medya ve aile bağlamında birçok soruya kapı açan ve tartışmaya açık bırakan yapımı merak edenler izleyebilir.

Ama elbette bu tarz yapımlar bize daha çok hikâyeler aracılığıyla alan açarken geri kalan boşlukları bizim doldurmamız için uygundur.

Buradan bakınca; Enric’in mücadelesinin bir parçası olabileceğimiz gibi, onu uzaktan izleyen ve anlamaya çalışan bir dış özne de olabiliriz.

Seyir deneyimlerimizin sürprizleri de bunlar olsa gerek.

İLGİLİ HABERLER