NATO Taahhütleri Uyarınca Savunma Harcamalarında 50 Milyar Dolarlık Keskin Artış Bekleniyor!

Küresel finans devleri, şeffaflık eksikliği ve güven sorunu nedeniyle Borsa İstanbul'u "gelişen piyasa" statüsünden çıkarmayı gündemine alırken, NATO'ya verilen savunma harcamalarını katlama sözü halka yeni borç yükü getirebilir.

Türkiye ekonomisi bir yandan uluslararası piyasalarda güven erozyonu yaşarken diğer yandan devasa askeri harcama taahhütleriyle bütçede yeni açıklar yaratmaya hazırlanıyor.

Ekonomist Prof.

Dr.

Hakkı Hakan Yılmaz, küresel sermayenin yönünü belirleyen endeks sağlayıcılarının Türk borsası hakkındaki kritik uyarılarını ve artan savunma bütçesinin ekonomik yansımalarını değerlendirdi.KÜRESEL DEVLERDEN PEŞ PEŞE UYARIUluslararası trilyonlarca dolarlık fonların referans kabul ettiği iki büyük kurumun arka arkaya Türkiye'yi hedef alan açıklamalar yapması piyasalarda endişe yarattı.

Yaklaşık iki hafta önce Morgan Stanley Capital International (MSCI), Türkiye pazarındaki erişilebilirlik ve menkul kıymet sahipliği konusundaki şeffaflık problemlerinin çözülmemesi durumunda ülkenin sınıflandırmasını yeniden gözden geçirebileceği yönünde bir ikaz yayımlamıştı.

Benzer bir adım S&P Dow Jones Indices (S&P DJI) cephesinden de geldi.

Kurum, hisse senedi şeffaflığı ve yapısal engellerin devam etmesi halinde Türk hisse senetlerine yönelik özel kısıtlamalar getirebileceğini, bir yıl içinde düzelme sağlanmazsa Türkiye'nin mevcut "gelişen piyasa" konumunu tartışmaya açacağını bildirdi.ANKA Haber Ajansı'ndan Olcay Aydilek'e konuşan Prof.

Dr.

Yılmaz, MSCI ve S&P DJI'nin küresel yatırımcılar için pusula niteliği taşıdığını belirterek, art arda gelen bu açıklamaların yabancı sermaye akışını doğrudan ve olumsuz etkileyecek sinyaller barındırdığını vurguladı.BORSANIN YÜZDE 95'İ YÜZDE 5'İN ELİNDEHaziran ayının sonu itibarıyla 6,76 milyon yatırımcıya ve 480 milyar dolarlık piyasa değerine ulaşan Borsa İstanbul'un iç yapısındaki gelir adaletsizliği de çarpıcı rakamlarla ortaya kondu.

Piyasaya giren milyonlarca küçük yatırımcıya rağmen pastanın çok küçük bir azınlığın elinde toplandığını ifade eden Yılmaz, durumu şu sözlerle özetledi: “Ancak piyasanın önemli bölümü sınırlı sayıdaki büyük yatırımcının elinde. 2025 sonu itibarıyla 1 milyon TL'nin üzerinde hisse portföyüne sahip yaklaşık 295 bin yatırımcı, toplam yatırımcıların yalnızca yaklaşık yüzde 5'ini oluşturmasına rağmen portföy büyüklüğünün yaklaşık yüzde 95'ini kontrol ediyor.”YABANCI PAYI DİBE VURDU: MESELE SADECE EKONOMİ DEĞİLBorsa İstanbul'daki yabancı yatırımcı ağırlığı yıllar içinde dramatik bir düşüş sergiledi. 2015-2019 yılları arasında yüzde 60 seviyesini aşan yabancı payı, o dönem 150 ila 250 milyar dolar arasında seyreden bir piyasa değeri yaratıyordu.

Hatalı faiz politikaları ve kur krizlerinin damga vurduğu 2022'de bu oran yüzde 31'e kadar çakıldı.

Bugün gelinen noktada ise piyasa değeri kağıt üzerinde 450 milyar doları aşmasına rağmen yabancı payı yüzde 32 seviyesinde kilitlenmiş durumda.Prof.

Dr.

Yılmaz, mevcut ekonomi yönetimi faizleri yüksek tutup CDS primlerinde kısmi iyileşmeler sağlasa bile yabancı yatırımcının geri dönmemesinin temelinde hukuki ve yapısal güvensizliğin yattığını belirterek şu tespitlerde bulundu: “2026 yılında meşruiyeti tartışılsa da bir ekonomik programın varlığı, politika faizi yüksek seyrediyor, rezervler güçleniyor, kredi notlarında ve CDS priminde iyileşmeler yaşanıyor.

Buna rağmen yabancı yatırımcı payı 2022 yılında olduğu gibi dip noktaya doğru gidiyor ve uluslararası endeks kuruluşları piyasa erişimi ile şeffaflık konusunda art arda uyarılar yayımlıyor.

Dolayısıyla mesele artık yalnızca makroekonomik göstergeler değil; piyasanın işleyişine duyulan güven, yatırımcı hakları, şeffaflık, doğru zamanda kurumların müdahalede bulunması ve uluslararası standartlarla uyumdur.”SAVUNMAYA DEV BÜTÇE: VERGİ VE BORÇ YÜKÜ ARTACAKCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin savunma harcamalarını GSYH’nın yüzde 3’ü seviyesine yükseltme sözü vermesi, bütçede devasa bir kaynağın silahlara aktarılmasını zorunlu kılıyor.2024 yılını 25 milyar dolarlık (GSYH'nin yüzde 1,9'u) bir savunma harcamasıyla kapatan Türkiye'nin, bu taahhüdü yerine getirebilmesi için 2027 ile 2029 yılları arasında her yıl 16-17 milyar dolarlık ek ödenek bulması gerekiyor.

Ortaya çıkacak bu devasa faturanın ekonomideki yansımalarına değinen Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: “2024 sonunda GSYH’nın yüzde 1,9’u ve 25 milyar dolar seviyesinde olan harcamaların GSYH’nın yüzde 3’üne çıkması, 2027-2029 döneminde yıllık bazda ilave 16-17 milyar dolar ağırlıklı kamu harcaması yapılması demek.

Bu, toplam savunma harcamalarının yıllık 45-50 milyar dolara çıkması anlamına gelecek.

Bu, kaçınılmaz olarak bazı kamu harcamalarının azalması, vergilerin artırılması veya borçlanmaya ağırlık verilmesi anlamına gelecektir.

Bu çerçevede iç tasarrufların yetersiz olduğu ortamda dış kaynağa olan ihtiyaç daha da artıracaktır”

İLGİLİ HABERLER