Dolandırıcılar artık sadece boya ve kaportada değil, aracın dijital beyninde ve güvenlik sistemlerinde gizli yöntemler kullanarak alıcıları mağdur ediyor.
11 Şubat 2026 itibarıyla piyasada artış gösteren yeni nesil dolandırıcılık vakaları, “hatasız” sloganıyla satılan araçların aslında birer “saatli bomba” olabileceğini kanıtlıyor. Gelişmiş yazılımlarla gizlenen arızalar ve manipüle edilen güvenlik sistemleri, hem cüzdanları hem de can güvenliğini tehdit ediyor.
DİJİTAL MASKELEME: HATA KODLARI YAZILIMLA “UYUTULUYOR”
Modern dolandırıcılık yöntemlerinin başında, aracın elektronik kontrol ünitesine (ECU) müdahale edilmesi geliyor. Ciddi şanzıman veya motor arızaları, özel cihazlarla sistemden silinerek gösterge panelindeki arıza lambalarının sönmesi sağlanıyor. Ancak bu durum sadece geçici bir çözüm sunuyor; araç satın alındıktan kısa bir süre sonra gizlenen tüm hatalar maliyetli bir şekilde gün yüzüne çıkıyor.
AİRBAG VE MOTOR OYUNLARI HAYAT KARARTIYOR
Piyasadaki en tehlikeli tuzaklardan biri olan “direnç” yöntemi, patlamış hava yastıklarını sistemde sağlam göstermek için kullanılıyor. Bilgisayarda aktif görünen hava yastıkları, kaza anında açılmayarak hayati risk oluşturuyor. Bunun yanı sıra, motor sesini kesen kimyasal katkılar ve şanzıman yazılım sıfırlama işlemleri, aracı deneme sürüşü sırasında kusursuz gösterirken uzun yolda büyük arızalara davetiye çıkarıyor.
MAĞDUR OLMAMAK İÇİN “KURUMSAL” DENETİM ŞART
İkinci el araç alımında “tanıdık usta” devrinin kapandığını belirten uzmanlar, beş altın kurala dikkat çekiyor:
Kapsamlı OBD Testi: Aracın beynine bağlanarak silinmiş hata kayıtlarının dökümü mutlaka istenmeli. Fiziksel Airbag Kontrolü: Sadece dijital tarama yetmez, hava yastıkları fiziksel olarak kontrol edilmeli. Soğuk Motor Testi: Araç, motor tamamen soğukken çalıştırılarak gerçek performansı gözlemlenmeli. Kurumsal Ekspertiz: TSE belgeli, bağımsız merkezler tercih edilmeli. Güvenli Ödeme: Noter onaylı ödeme sistemleri dışında işlem yapılmamalı.

