Pasaportlarını teslim ediyorlar, izin almadan çıkamıyorlar: Çin'de dikkat çeken uygulama! Bazıları ülkeyi üç yıl terk edemeyecek

Washington ile teknoloji üstünlüğü yarışının kızıştığı ve yapay zeka gibi stratejik sektörleri yakından takip edildiği bu dönemde Çin, vatandaşların ülkeye giriş ve çıkışlarıyla ilgili yeni kurallar getirdi. Yeni düzenlemelere göre, hükümet vatandaşların yurt dışı seyahatleri üzerinde denetimini daha da artırabilir.

Asya ülkesi Çin, Washington ile teknoloji üstünlüğü yarışının kızıştığı ve yapay zeka gibi stratejik sektörleri yakından takip ettiği bir dönemde, vatandaşların ülkeye giriş ve çıkışlarına ilişkin kapsamlı yeni kurallar getirdi.

Düzenlemelerin, hükümetin vatandaşların yurt dışı seyahatleri üzerindeki denetimini daha da artıracağı belirtiliyor.Yeni düzenlemelere göre, yurt dışında bulunduğu sırada Çin'in ulusal güvenliğine veya çıkarlarına "zarar verdiği" değerlendirilen vatandaşların ülke dışına çıkması üç yıla kadar engellenebilecek.

Düzenleme ayrıca, ülkenin sanayi veya teknoloji güvenliği açısından tehdit oluşturduğu düşünülen kişileri de kapsıyor.Yeni kurallar kapsamında sınır görevlilerinin, Çin vatandaşlarına "yüksek riskli" olarak değerlendirilen ülke ve bölgelere seyahat etmemeleri yönünde tavsiyede bulunması da zorunlu hale getirildi.Çin'de vatandaşların yurt dışına çıkışına yönelik kısıtlamalar aslında yeni değil.

Kuralların açıklanmasından önce de bazı vatandaşların belirli ülkelere seyahat etmesi engelleniyordu.

Uygulamalardan ilk etkilenen gruplar arasında kamu görevlileri yer alırken, kısıtlamalar zamanla devlet şirketlerinde çalışanlara ve bazı sıradan vatandaşlara kadar genişletildi.Pekin'de devlete ait bir finans kuruluşunda çalışan ve takma adı Xiao Wang olan bir kişi, BBC Çince'ye yaptığı açıklamada kurumundaki çalışanların uzun süredir pasaportlarını teslim etmek ve yurt dışına çıkmak için izin almak zorunda olduğunu söyledi.32 yaşındaki Wang, yöneticilerin çalışanlara sözlü olarak "Japonya gibi hassas ülkelere kesinlikle gidilemeyeceğini" söylediklerini aktardı.

Georgetown Üniversitesi Asya Hukuku Merkezi İcra Direktörü Profesör Tom Kellogg ise genişleyen seyahat kısıtlamalarının "son derece endişe verici" olduğunu belirtti.

Kellogg, uygulamaların Çin Devlet Başkanı Xi Jinping döneminde artan "ideolojik kontrolü" yansıttığını ve Mao Zedong dönemini hatırlattığını söyledi.Çin, Mao'nun onlarca yıl süren yönetimi sırasında büyük ölçüde dünyadan izole edilmişti.

Uluslararası seyahat ise ülkede reform ve dışa açılma sürecinin başlamasının ardından 1990'larda Çin vatandaşlarının hayatının bir parçası haline geldi.

Kellogg, bugün uygulanan çeşitli seyahat kısıtlamalarının "o acı dönemi yeniden hatırlattığını" ifade etti.Çin hükümetine bağlı, internetteki "söylentileri çürütme" çalışmaları yürüten Piyao platformu ise geçen hafta yaptığı açıklamada, yeni kuralların "sıradan vatandaşların seyahatlerini kısıtlamadığını" savundu.

Platform, düzenlemelerin yüksek riskli bölgeler ve olağandışı seyahat davranışlarına karşı önleyici bir tedbir olduğunu belirtti.Açıklamada, kuralların insanların kandırılarak yurt dışına çıkarılması, yasa dışı kumar ve dolandırıcılık faaliyetlerine karışması gibi "sorunların" önüne geçmek amacıyla çıkarıldığı ifade edildi.

Ancak kamuya açık bilgilere göre Çin vatandaşları, haklarında çıkış yasağı bulunup bulunmadığını şu anda kendileri kontrol edemiyor.Resmi bir yazılı veya sözlü bildirim yapılmadığı sürece kişiler, genellikle kısıtlamaya tabi olduklarını ancak gerekli belgelere başvurduklarında veya ülkeden ayrılmaya çalıştıklarında öğreniyor. Çin Dışişleri Bakanlığı ve göçmenlik makamları ise BBC Çince'nin konuya ilişkin sorularına yanıt vermedi.İnsan hakları kuruluşu Safeguard Defenders tarafından BBC'ye sağlanan verilere göre Çin makamları, son yıllarda vatandaşlara yönelik çıkış yasaklarını önemli ölçüde artırdı. Çin Yüksek Mahkemesi'nin veri tabanında 2016 yılında çıkış yasaklarına atıfta bulunan yalnızca 89 kayıt bulunurken, bu sayı geçen yıl 188 bin 760'a yükseldi.Çıkış yasaklarını konu alan davaların toplam medeni hukuk kararları içindeki oranı ise 2019-2025 arasında 30 kattan fazla arttı.

Söz konusu oran 2019'da yaklaşık yüzde 0,23 iken 2025'te yüzde 7,3'e çıktı.

Ancak giderek daha fazla mahkeme kararının kamuya açıklanmaması nedeniyle gerçek vaka sayısının çok daha yüksek olduğuna inanılıyor.

İLGİLİ HABERLER