Uluslararası Af Örgütü tarafından hazırlanan “Kapıyı Kapatmak: Avrupa’nın Schengen bölgesindeki vize politikaları insan hakları savunucularını nasıl yüzüstü bırakıyor?” başlıklı rapor, Schengen vizelerine erişimin özellikle Afrika, Asya ve Orta Doğu’dan gelen insan hakları aktivistleri için ciddi engeller oluşturduğunu vurguluyor. Bu rapor, 104 farklı ülkeden insan hakları savunucusu ve 42 uluslararası kuruluş ile gerçekleştirilen kapsamlı görüşmelere dayanmaktadır.
Seyahat Engelinin Etkileri
Uluslararası Af Örgütü'nün Araştırma, Savunuculuk, Politika ve Kampanyalar Kıdemli Direktörü Erika Guevara-Rosas, Schengen vizelerine erişimi olmayan aktivistlerin, küresel ölçekte önemli toplantılardan dışlandığını belirtti. Bu durum, İnsan hakları savunucularının, hayatlarını etkileyen kritik kararların verildiği ortamlardan mahrum kalmasına neden oluyor. Guevara-Rosas, Schengen ülkelerinin kendi topraklarında kimin giriş yapacağına karar verme hakkının bulunduğunu kabul ederken, bu durumun beraberinde sundukları insan hakları koruma vaatleri arasında net bir çelişki doğurduğunu ifade etti. Şu anda, insan hakları savunucularının Schengen vizelerine ulaşımının güvenilir, öngörülebilir, şeffaf ve zamanında olmaması, onların hak savunuculuğu yapma süreçlerini olumsuz yönde etkileyen önemli bir etken haline gelmiştir.
Kısa Süreli Vize Almanın Önündeki Engeller
AB Vize Kanunu, belirli şartları karşılamayan başvuruların istisnai durumlarda kabul edilebileceğini öngörse de, vize ofisleri bu esnekliği çoğu zaman uygulamamaktadır. Sonuç olarak, birçok başvuru, karar aşamasına geçemeden reddedilmektedir. Vize başvurusunun yapılacağı yerin belirlenmesi de ayrı bir engel olarak öne çıkmaktadır. Bildiğimiz kadarıyla, çoğu Schengen ülkesinin sınırlı sayıda konsolosluk temsilcisi bulunmaktadır. Bu durum, aktivistlerin başvurularını başka ülkelerde yapma zorunluluğu ile karşılaşmasına yol açmakta ve bu da maddi ve güvenlik açısından farklı riskler getirmektedir. Randevu almak ve sonuçları beklemek gibi süreçler de ek zorluklar doğurmakta; vizelerin geçerlilik süreleri ise insan hakları savunucuları için aşılması zor adımlar haline gelmektedir. Nepal’den bir Dalit insan hakları savunucusu, Schengen ülkelerine seyahat eden kişilerden banka hesap ekstreleri talep edildiğini belirterek, bu gerekliliğin maddi sıkıntılar çeken bireyler için büyük bir engel oluşturduğunu ifade etti. Bu tür detaylar, gerekli finansmana erişim imkanı olmayanlar için büyük bir sorun teşkil etmektedir.
Mevcut Esneklik ve Önerilen Adımlar
Haziran 2024'te Avrupa Komisyonu, AB Vize Kodu El Kitabı'nı güncelleyerek vize süreçlerinin daha erişilebilir hale getirilmesi için çeşitli öneriler sundu. Bu kitapta, özellikle insan hakları savunucularının başvuru süreçlerini kolaylaştırmak adına yapılması gereken somut uygulamalar yer alıyor. Uluslararası Af Örgütü, Schengen ülkelerine bu yönergeleri eksiksiz uygulama çağrısında bulunmada kararlıdır. Ayrıca, insan hakları savunucularının seyahat imkanlarını artırmak amacıyla, vize ofislerinde çeşitli eğitim programlarının düzenlenmesi, ırk ve etnisite ayrımına dayanan verilerin toplanması gerektiği önerilmektedir. Tanımlanan süreçlerin uygulanabilmesi için, insan hakları aktivistlerine yönelik daha kolay vize prosedürlerinin geliştirilmesi ve gerektiğinde uzun süreli, çok girişli vizelerin verilmesi, bu kişilerin güvenli seyahat etmelerini sağlamada önemli adımlar olarak öne çıkmaktadır.