Almanya merkezli veri sağlayıcısı Statista, Türkiye’de halkın mutluluk seviyelerindeki değişimleri 2003-2023 dönemini kapsayan bir araştırmayla ortaya koydu. Araştırma, bireylerin yaşam tatmini ve mutluluk oranlarını karşılaştırmalı bir şekilde incelediği için önemli bir bakış açısı sunuyor. Bu çalışmada elde edilen veriler, Türkiye'deki insanlara ilişkin mutluluk ölçütlerinin nasıl dönüştüğünü gösteriyor.
2011 Yılına Kadar Yükselen Mutluluk Oranı
Statista’nın verilerine göre, Türkiye halkının mutluluk seviyesi son yirmi yılın en yüksek düzeyine 2011 yılında ulaştı. Araştırma döneminde gerçekleştirilen bu ölçümler, 2000'lerin başlarında mutluluğun artmaya başladığını, 2011 yılında ise zirve noktasına ulaştığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu yıllarda meydana gelen olumlu sosyal ve ekonomik dönüşümlerin, özellikle genç nüfusun geleceğe olan güveni ve genel iyimserliğin, mutluluk oranlarının artışında kilit rol oynadığını belirtiyor. 2011 yılındaki bu artış, birçok kişi için tatmin verici bir yaşam standardının mümkün olduğunu gösteriyordu ve toplumsal psikoloji üzerinde olumlu bir etki yapıyordu.
Sonraki Dönemdeki Düşüş Eğilimi
Ancak, 2011 yılından sonra gözlemlenen veriler bu olumlu tabloyu değiştirmeye başladı. Zaman geçtikçe mutluluk seviyelerinde kademeli bir azalma yaşandığı kaydedildi. Statista’nın 2023 verileri ışığında, son yıllarda mutluluk oranlarının belirgin bir şekilde düştüğü dikkat çekiyor. Bu durumu etkileyen en önemli faktörler arasında ekonomik istikrarsızlık, yüksek enflasyon, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve toplumsal gerginlikler yer alıyor. Türkiye’deki mevcut sosyal ve ekonomik sorunlar, bireylerin yaşamlarına dair olumsuz bir algı geliştirmelerine yol açarken, mutlu olma hissini de zayıflatıyor. Ekonomik fırsatların azalması ve yaşam standartlarının düşmesi, bireylerde gelecek kaygısıyla birlikte huzursuzluk yaratıyor.
Toplumsal Faktörler ve Gelecek Beklentisi
Statista'nın araştırması, yalnızca ekonomik durumu değil, aynı zamanda toplumsal faktörleri de göz önüne alıyor. Türkiye'de yaşanan toplumsal gerginlikler, çeşitli sosyal gruplar arasında bir ayrışmaya ve bölünmeye sebep oluyor. Bu durum, bireylerin sadece ekonomik değil, sosyal açıdan da kendilerini güvensiz hissetmelerine yol açıyor. Bunun yanı sıra toplumda hissedilen genel bir karamsarlık da söz konusu. Uzmanlar, insanların gelecekten nasıl bir umut beslediklerinin mutluluk üzerindeki etkisine dikkat çekmekteler. 2011'deki iyimserlik atmosferinin gerisinde kalınması, genç neslin geleceğe yönelik beklentisini de olumsuz etkiliyor. Toplumsal huzursuzluk ve belirsizlik, bireylerin hayatlarına dair hissettikleri tatmini doğrudan negatif yönde etkiliyor.