Unutulan gelenek yeniden hayat buldu, "Ben eskiyi canlandırmak amacıyla bu dokuma tezgahını yaptım"

Kırklareli'nin Soğucak köyünde nesilerdir devam eden mısır yapraklarından hasır örme geleneği devam ediyor. Hasır örme işlemini dokuma tezgahı ile yeniden hayat bulduran 19 yaşındaki Melih, "Ben eskiyi canlandırmak amacıyla bu dokuma tezgahını yaptım. Canı sıkılan geliyor, hasırları örüyor, vakit geçiriyor ve sosyalleşmiş oluyor" dedi.

Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Soğucak köyünde yaşayan Melih Koyuncu, yok olmaya yüz tutan mısır yaprağından hasır örme geleneğini dokuma tezgahı ile yeniden gün yüzüne çıkardı.

Mısır koçanlarının yaprakları kurutulduktan sonra geleneksel yöntemlerle işlenerek hasıra dönüştürüldüğü ve köy sakinlerinin bu geleneği devam ettikleri aktarırdı. 19 yaşındaki Melih bu geleneği tekrardan yaşatmak istediğini söyledikten sonra sözlerine şöyle devam etti: “Eskiden yokluk varmış, büyüklerimiz mısır yapraklarını değerlendirirlermiş.

Büyük tezgahlarda mısır yaprağından hasır yapıyorlarmış.

O büyük tezgahlar eski evlerde kaldı ve evler yıkıldı.

Tezgahlarımız odun ve ahşaptan olduğu için hep çürüdü.

Bu minyatür dokuma tezgahını ben yaptım.

Erişlerini hazırladım, çerçeve yaptım ve erişleri çerçeveden geçirdik.

Tefeyi matkapla delerek hazırladım.

Tefe gerdirmek için kullanılır.

Kendi imkanlarımla yaptığım bu dokuma tezgahında büyüklerimiz örüyor.

Eskiden ördükleri hasırları yerlere döşerlerdi, eşek, at arabalarına ve divanlara koyarlarmış.

Bu dediklerim hepsi mısır yapraklarıyla yapılıyor.

Köydeki bütün kadınlarımız örmeyi biliyor ama tezgahlarımız yok.

Ben eskiyi canlandırmak amacıyla bu dokuma tezgahını yaptım.

Canı sıkılan geliyor, hasırları örüyor, vakit geçiriyor ve sosyalleşmiş oluyor" şeklinde anlattı.

Soğucak köyünün yerlilerinden 74 yaşında olan Rukiye Süngü, hasır örme işini çocukluğundan beri yaptığını ve o günleri çok özlediğini söyledi.

Süngü hasır örme geleneğini şöyle anlatamaya devam etti: “Biz hasırı öreriz, sereriz, satarız.

Bu köydeki herkes hasır örmeyi bilir.

Hasır örmeyeli 10 sene oldu aldık.

Eskiden 30-40 sene yaptık.

Ben daha küçük bir kız çocuğuyken bile hasır yapardım.

Mısırın koçanını soyarız, koçanı ayrı koyarız, büyük yapraklarını ve küçük yapraklarını seçeriz, asır tezgâhını ayarlarız ve 3-4 arkadaş hep beraber öreriz.

Az önce söylediğimiz Pomak türküsüdür.

Herkes yapamaz bu işi.

Ben kız çocuğuyken dahi yapardım.

Eskileri çok özlüyorum" dedi.Bir diğer köy sakinlerinden 81 yaşındaki Sabriye Bars ise hasır ören arkadaşlarına geleneksel yemeklerini hazırladığını söyledi.

Bars, "12-15 yaşından beri hasır yapmaya başladık.

Mısırı soyarız, yenecek yerini bir tarafa yaprağını bir tarafa ayırıp onunla hasır örerdik.

Arkadaşlarım hasır örüyor ben de onlara yemek hazırlıyorum.

Bu yemeğin adı bin kardeş, kalbıra da derler.

Hamuru tepsiye dökerdik, tereyağı, kırmızı pul biber ve sarımsak koyardık.

Piştikten sonra sofrada aynı tepsinin içinde hep beraber yerdik" şeklinde anlattı.

İLGİLİ HABERLER