Psikolog Berre Zeynep Köse, son dönemde yapay zekanın çocukların günlük yaşamında daha görünür hale geldiğini belirterek, özellikle 10 ila 16 yaş arasındaki çocukların bu teknolojiyi sık kullandığını söyledi.Çocukların yapay zekayı yalnızca merak ettikleri bir teknoloji olarak görmediğini ifade eden Köse, ödev yapmak, bilgi edinmek, fikir almak ve zaman zaman duygusal konularda tavsiye almak amacıyla da yapay zekaya başvurulduğunu dile getirdi.Köse, "Son dönemde yapay zeka hayatımızın çok daha görünür bir parçası haline geldi. Özellikle 10 ila 16 yaş arasındaki çocukların büyük bir kısmının yapay zekayı çok sık kullandığını görüyoruz ve artık çocuklar yapay zekayı merak ettikleri bir teknoloji olarak değil ödev yapmak, fikir almak, bilgi edinmek ve hatta zaman zaman duygusal konularda tavsiye almak için de kullanıyorlar. Çocuklar zaten teknolojinin içinde büyüyor ve yapay zeka da artık bunun yeni bir parçası.
Bu nedenle burada önemli olan çocukların yapay zekayı kullanıp kullanmaması değil, onu nasıl ve ne amaçla kullandığı bu noktada önemli. Örneğin çocuklar yapamadığı bir ödev konusunda yapay zekadan yardım alabilir, bir konuyu araştırabilir, merak ettiği bir şeyi sorabilir ve evet yapay zeka burada bir araç olarak kullanılabilir.
Ancak çocuk üzgün olduğunda, kaygılandığında veya bir sorun yaşadığında bunu ailesiyle, öğretmeniyle veya arkadaşlarıyla konuşmak yerine duygusal destek için yapay zekaya sürekli başvuruyorsa burada ebeveynlerin biraz daha dikkatli olması gerekiyor" dedi.Köse, ebeveynlerin çocukların yapay zekayla geçirdiği süreden ziyade bu teknolojiye yönelme nedenlerine odaklanması gerektiğini söyledi. Çocuğun yalnızlık, kaygı veya sosyal güçlüklerle baş etmek amacıyla yapay zekayı yoğun şekilde kullanabileceğine dikkati çekti.Ebeveynlerin yapay zekayı tamamen yasaklamak yerine çocuklara teknolojinin nasıl ve hangi amaçlarla kullanılacağı konusunda yaşlarına uygun sınırlar koyması gerektiğini belirten Köse, çocukların sorunlarını rahatlıkla paylaşabilecekleri güvenli bir ortam oluşturulmasının önemine işaret etti.Köse, "Peki ebeveynler bu noktada neler yapabilir? Öncelikle yapay zekayı tamamen yasaklamak yerine onun nasıl ve ne amaçla kullanacağı konusunda çocuklara yaşlarına uygun sınırlar koymak gerekiyor.
Aynı zamanda çocukların yaşadıkları herhangi bir durum karşısında kendilerini rahatça paylaşabilecekleri güvenli bir ortam oluşturulmalı.
Ebeveynler aynı zamanda çocukların davranışlarındaki değişikliklere de dikkat etmeli.
Yani çocuk giderek içine kapanıyorsa, sosyal etkileşimlerden kaçınıyorsa, bir sorun yaşadığında sürekli olarak yapay zekaya başvuruyorsa veya derslerinde ve günlük sorumluluklarında aksamalar yaşıyorsa burada ebeveynler bunları da göz ardı etmemeli.
Burada önemli olan çocuğun yapay zekaya neden bu kadar fazla yöneldiğini anlamaya çalışmak. Çünkü bazen asıl mesele yapay zekanın kendisi olmayabilir. Çocuk yalnızlık, kaygı ya da sosyal güçlüklerle baş etmek için de yapay zekaya ya da teknolojiye bu kadar fazla başvuruyor olabilir" ifadelerini kullandı.Çocukların yapay zeka uygulamalarını kullanırken dijital mahremiyet konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Köse, kişisel bilgilerin, özel fotoğrafların ve aileyle ilgili özel konuların bu uygulamalarla paylaşılmaması gerektiğinin yaşa uygun bir dille anlatılmasını önerdi.Köse, "Bir diğer önemli nokta da dijital mahremiyet dediğimiz kavram. Çocuklara yapay zeka uygulamalarında kişisel bilgilerini, özel fotoğraflarını ya da aileleriyle ilgili özel konuları paylaşmamaları gerektiği yaşlarına uygun bir şekilde öğretilmeli.
Bizim amacımız teknolojiyi tamamen hayatlarından çıkarmak değil onu bilinçli ve güvenli bir şekilde kullanmayı çocuklara öğretmek, aynı zamanda çocukların ihtiyaç duyduklarında güvendikleri gerçek kişilerden de destek alabilecekleri güvenli bir iletişim ortamı oluşturmak.
Son olarak şundan da bahsetmeliyim ki, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin bir çocuğun güvenli ve destekleyici bir ilişkiye olan ihtiyacı hiçbir zaman değişmiyor" dedi.