Tunus'taki Ghar El Melh lagününde uygulanan Ramli adı verilen tarım sistemi, deniz suyunun ortasında ve kumda yapay sulama pompaları olmadan patates, soğan ve fasulye yetiştirilmesini sağlıyor.Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından sürdürülebilir üretim modeli olarak tanıtılan bu 400 yıllık gelenek, iklim değişikliği ve kontrolsüz kentleşme nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.TUNUS'TA DOĞAN MUCİZE SİSTEMGhar El Melh lagününde küçük ölçekli çiftçilerin yaşattığı Ramli tarım sistemi, yapay sulama ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. 17. yüzyılda Endülüs'ten göç eden toplulukların bölgedeki verimli arazi eksikliği nedeniyle geliştirdiği bu yöntem, tamamen doğanın kendi döngüsüne dayanıyor.Yağmur suyunun kumda sızmasıyla yoğunluk farkından dolayı tuzlu suyun üzerinde ince bir tatlı su tabakası oluşuyor.
Gelgit hareketleriyle yükselen deniz suyu, bu tatlı su tabakasını yukarı iterek bitki köklerinin yapay bir pompaya gerek kalmadan nemlenmesini sağlıyor. Çiftçiler ise toprak yüksekliğini gübre ve kum takviyeleriyle çok hassas bir dengede tutarak bitkilerin tuzlu suyla doğrudan temas etmesini engelliyor.HEKTAR BAŞINA TONLARCA ÜRÜN ALINIYORBölgedeki üretimin yüzde 81'i beş hektardan daha küçük arazilere sahip olan küçük ölçekli aile işletmeleri tarafından yapılıyor.
Kısıtlı imkanlara ve zorlu koşullara rağmen bu mucizevi yöntemle patateste hektar başına 22 ila 30 ton arasında verim elde ediliyor.
Soğan üretiminde bu oran 28 ila 33 tona çıkarken, fasulyede ise 3.6 ila 7 ton arasında ürün toplanıyor.BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) yetkilileri, sistemin verimli arazi eksikliğine ve tatlı suya erişimin düşük olmasına karşı geliştirilmiş mükemmel bir uyum biçimi olduğunu vurguluyor.
Uzmanlar, tatlı suyun tuzlu suyun üzerinde kalarak kökleri beslediği bu yapının dünyada eşine az rastlanır bir model olduğuna dikkat çekiyor.KENTLEŞME VE İKLİM KRİZİ TEHDİDİHassas bir çevresel dengede duran bu tarihi sistem, günümüzde çok büyük küresel tehditlerle mücadele ediyor.
Deniz seviyelerinin yükselmesi nedeniyle yeraltındaki tatlı su alanı gitgide daralıyor.
Lagün çevresindeki kontrolsüz kentleşme baskısı tarım alanlarını yok ederken, çevre kirliliği de su kalitesini düşürüyor.Sazlıklar, ağaçlar ve çalı bariyerleriyle rüzgardan ve tuzlu serpintiden korunan bu özel alanlar, doğanın sunduğu gelgit ve yağmur döngüsü bozulduğunda tamamen yok olma riski taşıyor.
Uzmanlar, bu benzersiz tekniğin tatlı su birikimi ve gelgit hareketinin bir arada bulunmadığı sıradan sahillerde uygulanamayacağı konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor.