Aileler Zor Günler Geçiriyor: Çocukların Bağımlılık Sorunu Giderek Büyüyor

Yeni bir rapor, çocukların teknolojiye bağımlılıklarının arttığını ve bunun aile dinamiklerini olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor. Ailelerin çocuklarıyla etkili iletişim kuramadığı gözlemlenirken, bazı aileler çocuklarının bağımlılık sorunlarıyla başa çıkmada zorlandıklarını belirtiyor. Uzmanlar, bu durumu aşmak için ailelerin daha fazla destek alması gerektiğini vurguluyor.

Uyuşturucu kullanımı, Türkiye'de giderek daha da genç yaşlara iniyor ve bu duruma karşı mücadelede tedavi ve rehabilitasyon sistemindeki eksiklikler aileleri çaresizlik içinde bırakıyor. Madde bağımlılığı ile mücadele eden birçok aile, sorunlarıyla baş başa kalırken operasyonel yaklaşımların yetersiz kaldığını belirtiyorlar.

Çocukların Bağımlılıkla Mücadelesi

Hülya Çelik, Madde Bağımlılığı Anneler Platformu Başkanlığı görevini üstlenerek, 11 yaşındaki oğlunun uyuşturucuyla tanışmasının ardından yaşadığı derin boşluğu ve çaresizliği dile getiriyor. "Evladımı 11 yaşına kadar sevebildim. O andan sonra bağımlılığıyla yaşamaya başladık" ifadesiyle acı bir gerçeği aktarıyor. Çelik, yetkililerin duruma ilişkin duyarsızlığını vurgulayarak, "Sesimizi duyan yok. Çocuklarımızı ve ailelerimizi kaybediyoruz" diyerek bir çaresizlik çağrısında bulunuyor. Bu durum, bağımlılığın sadece bireyleri değil, aynı zamanda aile ilişkilerini de ciddi şekilde etkilediğini gösteriyor.

İlk Şok ve Ailelerin Yalnızlığı

Çelik, oğlunun madde ile ilk tanışmasını okul çevresindeki bir olayla açıklıyor. Bu durumu öğrenir öğrenmez karakola başvurduğunu ancak "Yapabileceğimiz bir şey yok" cevabını aldığını aktarıyor. Bu tür bir yanıt, ailelerin yalnız başına mücadele etmek zorunda kaldığı gerçeğini ortaya koyuyor. Oğlunun madde bağımlılığı sürecinde davranışlarında meydana gelen değişiklikler, eğitimden uzaklaşması ve agresif tutumları aile içindeki huzuru bozdu. Çelik, bu durumun evde kargaşayı artırdığını, kaybolan eşyaların ve maddelerin sonrasında evdeki huzursuzluğun doruğa ulaştığını belirtiyor. "Artık evladımdan korkmaya başladım" ifadesi, bu sürecin aile dinamiklerine nasıl zarar verdiğini gözler önüne seriyor.

Hastane Süreçlerinin Yetersizliği

Çelik’in oğlunun bağımlılıkla mücadelesinin hastane süreçleriyle sınırlı kalmasının yetersiz olduğunu ifade etti. Oğlunun tam 30 kez hastaneye yatırıldığını ve her seferinde umudunun tekrar yeşerdiğini ancak taburcu olduktan sonra tekrar eski çevresine döndüğünü belirtiyor. Çelik, Türkiye’de tedavi olanaklarının mevcut olduğunu ama rehabilitasyon sürecinin tamamen eksik olduğunu vurguluyor. Çocuk hastaneden çıkınca hayata yeniden katılabilmesi için gerekli destek mekanizmalarının bulunmadığını ifade ederek, çözüm arayışlarının sürdürülmesi gerektiğini belirtiyor. Oğlunu büyütmek zorunda kaldığı ortam o kadar zorlayıcı olmuş ki, can güvenliğini sağlamak adına evden ayrılmak zorunda kalmış. Bu durum, bağımlılığın sadece bireysel değil, ailevi bir dram olduğunu açıkça gösteriyor.

Devletin Sorumluluğu ve Ekstra İhtiyaçlar

Çelik, her ailenin yalnız olmadığını ve bağımlılık meselesinin sadece sağlık sorunu değil, sosyal, hukuki ve kamusal bir sorun olduğunu kaydediyor. Ailelerin yalnız bırakılmaması gerektiğine vurgu yaparak, yetkililerin bu konudaki sorumluluklarını hatırlatıyor. Aileler arasında yaşanan şiddet olaylarının çoğaldığını ve bunun karşısında yeterli yasal düzenlemelerin yapılmadığını belirtiyor. Bağımlılık konusunun sadece operasyonlarla değil, kapsamlı bir rehabilitasyon sistemiyle ele alınması gerektiğine dair görüşlerini aktarıyor. Yasalarda yapılacak düzenlemelerin, ailelerin koruma alanlarını artırabileceğine ve toplumda daha sağlam bir zemin oluşturabileceğine inanıyor.

Yetersiz Rehabilitasyon Merkezleri ve Artan Bağımlılık

Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2022 yılında dünya genelinde uyuşturucu kullanan kişi sayısının 292 milyona ulaştığını belirtmekte fayda var. Geçtiğimiz on yıllık süreçte uyuşturucu bağımlılarının sayısında yüzde 20’lik bir artış gözlemlendi. Türkiye’de ise Emniyet Genel Müdürlüğü'nün raporuna göre metamfetamin kullanımı önemli ölçüde artmış durumda. Bağımlılıkla ilgili rehabilitasyon merkezlerinin miktarı, ihtiyaç duyulan hizmetlere göre yetersiz kalıyor. Çocuk ve ergenler için yapılan tedavi başvuruları artarken, AMATEM ve ÇEMATEM merkezlerinin sayısında neredeyse hiç artış yaşanmaması bu sorunu daha da derinleştiriyor. Uzmanların tespitine göre, bu durum, genç yaşta madde kullanımının hızla yayılmasına sebep oluyor. Aileler birlikte mücadele etmelidir.

Bağımlılıkla Mücadelede Bütçe Eksiklikleri

Sağlık Bakanlığı 2025 yılına ait bütçe teklifinde bağımlılıkla mücadele programları için ayrılan ödeneğin sadece 4 milyar 507 milyon TL olduğunu belirtiyor. Bu miktarın, ihtiyacı karşılayamayacak düzeyde olduğu uzmanlar tarafından ifade edilirken, aileler adına daha fazla kaynak aktarılması gerektiği vurgulanıyor. Bağımlılıkla mücadelenin sadece sağlıkla sınırlı kalmaması, sosyal alanlarda da aktivite ve destek mekanizmalarının artırılması gerektiği vurgulanıyor. Herkesin bu konuya duyarlı hale gelmesi, mevcut sistemin iyileştirilmesi açısından büyük önem taşıyor.

İLGİLİ HABERLER