HABER: Gençağa KARAFAZLI
(RİZE)-DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Rize’de gerçekleştirdiği temaslarda Türkiye’nin gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Babacan: Biz hep şunu söylüyoruz. Adalet olmayınca, hukuk olmayınca ekonomi olmaz diyoruz. Ehil ve dürüst kadrolar ekonominin başına gelmedikçe, ülkeyi hem işini bilen hem de dosdoğru insanlar yönetmedikçe ülkenin ekonomisi düzelmez diyoruz. Kararlar istişareyle alınmadan ülkenin ekonomisi düzelmez diyoruz.
Bir dönem Ekonominin başında ki isim olan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Rize’de gerçekleştirdiği temaslarda Türkiye’nin gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Ağustos 2026’da Rize’yi ziyaret eden Babacan, kentte çeşitli temaslarda bulunmasının ardından Artvin’e geçti. Rize programı sırasında kendisine İstanbul Milletvekili Hasan Karal da eşlik etti.
Rize’ye ailesiyle birlikte sık sık geldiğini belirten Babacan, “çayın başkenti” Rize’de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bir gazetecinin Türkiye’nin ekonomi ve adalet gündemine ilişkin sorusunu yanıtlayan Babacan, ekonomide ciddi sıkıntılar yaşandığını, bunun yanında adalet ve hukuk alanındaki sorunların da büyük boyutlara ulaştığını ifade etti.
Babacan, açıklamalarında şu görüşlere yer verdi:
“ADALET VE HUKUKLA İLGİLİ CİDDİ SIKINTILAR VAR”
“Çay başkentinde de olmaktan büyük mutluluk duyduğumu tekrar ifade edeyim.
Ailece Rize’ye çok sık geldik, ta 1970’lerden bu yana. Ve her gelişimizde de Rize’nin doğal güzelliklerine hayran kalıp döndük.
Türkiye’nin ekonomisinde Evet, ciddi sıkıntılar var, doğru. Fakat ekonomi kendi başına ayrı, izole bir alan değil. En önemlisi de adalet ve hukukla ilgili sıkıntılar.
Çünkü biz hep şunu söylüyoruz: Adalet olmayınca, hukuk olmayınca ekonomi olmaz diyoruz. Ehil ve dürüst kadrolar ekonominin başına gelmedikçe, ülkeyi hem işini bilen hem de dostdoğru insanlar yönetmedikçe ülkenin ekonomisi düzelmez diyoruz. Kararlar istişareyle alınmadan ülkenin ekonomisi düzelmez diyoruz.
İşte tam da bu sebeple biz ekonominin başına gelmeye değil, ülkenin başına gelmeye talibiz. Bunun için yoğun bir çalışma başlatmış durumdayız. Ve inşallah önümüzdeki seçimlere giderken aynı hedefi paylaştığımız, aynı ilkeleri paylaştığımız dostlarımızla beraber vatandaşımızın karşısına yepyeni bir alternatifle çıkacağız. Güçlü, ama bu ülkeyi en iyi şekilde yönetmeye, sorunlarını çözmeye talip güçlü bir alternatif olarak vatandaşlarımızın karşısına çıkacağız. Ve inşallah göreceksiniz ki bu ülkenin çözülmeyecek hiçbir sorunu yok. Hiçbir sorunu yok.
Zor olanları inşallah çabuk çözeriz, imkânsız denilenler de biraz zaman alabilir. Ama her sorun inşallah illaki çözülür. Ülkemiz çok büyük bir ülke, çok güzel bir ülke. Avrupa’nin en büyük toprakları bizim. Avrupa’nın en büyük tarım alanları bizim. Avrupa’nın en büyük ve en genç nüfusu bizim.
Çin’den ve Amerika’dan sonra dünyada en çok büyükelçiliği, başkonsolosluğu olan, dünyayla en çok bağlantısı olan ülkedir Türkiye. Dolayısıyla bu büyük potansiyeli harekete geçirmek için sadece ve sadece ülkenin iyi yönetilmesi gerekiyor. Ama topyekûn iyi yönetilmesi gerekiyor.
Çünkü sadece adalet ve hukuk meseleleri değil, eğitim olmayınca da ekonomi olmaz. Sapasağlam bir eğitim sistemimiz olacak ki oradan mezun olan gençler üretsinler, çalışsınlar, katma değer üretsinler ve ülkemizin büyümesine daha çok katkıda bulunsunlar.

“TÜRKİYE’DE YAŞAYAN GENÇLERİN MAALESEF EN AZ %60’I YARINLARINI BAŞKA ÜLKELERDE KURMA HAYALİNİ TAŞIYORLAR”
Şimdi gençlerimiz üniversiteye girmekte zorluk çekiyor. Bir kısmı giremiyor. Üniversiteden mezun oluyorlar, iş bulmakta zorluk çekiyorlar. İş buluyorlar; bugünkü asgari ücretle ya da asgari ücretin bir miktar üstündeki bir maaşla evlenip ev sahibi olmak, yuva sahibi olmak mümkün değil.
Ve maalesef Türkiye’de evlilik yaşı, gençlerin ilk evlenme yaşı ortalamada erkeklerde çıkmış 29 yaşına, kadınlarda çıkmış 26 yaşına. Ve doğurganlık hızı da 1,40’lara düşmüş durumda Türkiye’de. Yani bu Avrupa’nın bazı ülkelerinden de düşük demek.

İnsanlar ne zaman ki geleceğe güvenle bakar, o zaman evlenmek, yuva kurmak ve çocuk sahibi olmak ister. Ama ne zaman ki yarınlarından endişe ederler, o zaman hem evlenmek hem çocuk sahibi olmak insanlara zor gelir.
İşte tam da bunun için gençlerimize Türkiye’nin yarınlarının bugünden çok daha müreffeh olacağını göstermemiz gerekiyor. Gençlerimizin ülkemize yeniden güvenmelerini sağlamamız gerekiyor.
Şu anda Türkiye’de yaşayan gençlerin maalesef en az %60’ı yarınlarını başka ülkelerde kurma hayalini taşıyorlar. Türkiye kaçmak isteyenlerin, gitmek isteyenlerin ama gitmek isteyip de gidemeyenlerin ülkesi haline de döndü maalesef.
Bunun da tek bir sebebi var: Ülkenin iyi yönetilememesi, o kadar. Bu ülke düzgün yönetildiğinde, ehil ve dürüst kadrolar tarafından yönetildiğinde bu sorunların hepsi çok çabuk aşılır.” İfadelerini kullandı