Bu Acı Deneyimi Neden Yaşatmak Zorunda Bıraktınız?

Bir grup vatandaş, yaşadıkları zorluklar ve sıkıntılar karşısında yetkililere seslenerek, "Bize bunu neden yaşattınız?" şeklinde bir soru yöneltti. Toplumsal huzursuzluğun kaynağına dikkat çekmek ve sorunun çözümü için sorumlu olanların hesap vermesi gerektiğini vurgulayan bu çağrı, halkın içinde bulunduğu durumdan duyduğu rahatsızlık ve öfkeyi gözler önüne seriyor. Оlayların arka planını anlamak ve benzeri durumların tekrarlanmaması için acil adımlar atılması gerektiği ifade ediliyor.

CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'u tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB Davası’nda ilk celse 4 ayın ardından geçtiğimiz Çarşamba günü son buldu. İstanbul 33.

Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan ve 9 Mart'ta tartışmalarla başlayan davanın ilk celsesi 8 Temmuz'da Ekrem İmamoğlu'nun salondan çıkartılması ile birlikte yine tartışmalarla son buldu.

Bu 4 aylık süreçte davada birçok insan hakkı ihlali ve adalet mücadelesini kaleme aldık.

Bu süreçte toplam 64 gün duruşma yapıldı ve 89 sanık savunma için kürsüye geldi. 407 tutuklu sayısı ile başlayan davada yeni eklemelerle bu sayı 414'e yükseldi.

Kurulan ara kararlarda 57 sanık tahliye edildi.

Davada bugün itibarı ile 53 tutuklu sanık bulunuyor.

Bir sonraki aylık tutukluluk incelemesinin 9 Ağustos'ta yapılacağı davanın ikinci celsesi ise 17 Ağustos'ta başlayacak.   16 DAKİKA DURUŞMA...

Mahkemenin ilk sürecinde kimi duruşmalar 16 dakika sürdü.

Gazetecilerin yer kazanma mücadelesi de yine duruşmanın ertelenmesine neden olan konulandan biriydi.

Gazetecilerin sıkıştırıldıkları köşeden çıkıp masalı avukat sıralarına alınmaları ile birlikte tutukluların iletişim kurmak istemesi mahkeme heyetini rahatsız etmiş olacak ki duruşmaların ilk günlerinde gazeteciler buradan kaldırılmak istendi buna karşı gelen gazeteciler ortak bir tepkiyle yerlerinden kalkmadı ve bu durum mahkemenin ertelenmesi ile sonuçlandı. İlerleyen günlerde ise gazeteciler tekrar aynı sıralarına döndü ve ortada ise sadece bu tartışma ve davanın hiç yoktan ertelenmesi kaldı.

Ki bu konu davanın son günlerinde mahkeme heyetinin 9 Temmuz ısrarı ile Ekrem İmamoğlu'na savunma için sadece 10 saat verilmesi ile birlikte unutulmayan bir konuydu.

Yine avukat sıralarında oturan milletvekillerinin yerlerinden kaldırılmak istenmesi, vekillerin bunu reddetmesi ile birlikte mahkemenin hiç görülmeden ertelenmesi, yine mahkeme başkanı ile avukatlar arasında yaşanan tartışmaların ardından davanın hiç görülmeden ertelenmesi Ekrem İmamoğlu'nun savunmasının 10 saat süreye sıkıştırılması ile birlikte 'neden' sorusunu tekrar gündeme getiriyordu.   GAZETECİLİK MÜCADELESİ Gazeteciler ise bu süreçte yine zor şartlarda yayınlarını yapıp yaşananları halka duyurmak için mücadelelerini sürdürüyorlardı.

Her gün gazetecilik nöbeti için yüzlerce kilometre yol gidip gelen gazeteciler gün içinde sadece 1 sandviç ile uzun duruşma günlerinde ayakta duruyordu.

Her şeye rağmen aralarındaki dayanışma gazetecilerin en büyük gücüydü. İzleyicilerin ise kimi zaman evde yaptıkları börekleri getirip ikram ettikleri gazetecilerin mahkemede olup bitenleri aktardıkları için tek endişeleri ise gözaltı ve tutuklamaydı.

Nitekim davanın son gününden önce başıma gelen gözaltı ve tutuklama talebi bu endişeyi haksız kılmıyordu. Çünkü burada yaşananlar gazeteciler sayesinde duyuluyordu.

Ekrem İmamoğlu'nun her seferinde "Size minnet duyuyorum.

Siz olmasanız sesimiz duyulmaz" seslenişi de bunun ispatıydı.   "ROMAYI BİLE BEN YAKTIM" Dava sürecinde en kritik konulardan bir tanesi yaklaşık 4 bin sayfalık iddianamenin temel taşlarından birini oluşturan etkin pişmanlık ifadesi veren isimlerin bu ifadelerini geri çekmesi ve 'ben öyle bir şey söylemedim' demeleri olmuştu.

Bu isimlerden birisi de Adem Soytekin'di. Öyle ki Adem Soytekin 17 Haziran 2025 tarihindeki savcılık ifadesini hatırlatan savcının, burada geçen 'yapı' ve 'sistem' ifadelerini sorması üzerine, "O beyanlar bana ait değil şablon olarak gördüm" diyerek yaşananları özetliyordu.

Ekrem İmamoğlu'nun "çöktü, çöktü" sözleri de bu ifadelerden sonra geliyordu.   Dosyada toplam 76 kişi etkin pişmanlık ifadesi verirken davanın başlaması ile birlikte 6 isim bu ifadelerinden geri döndü.

Yine bu isimleri bir örnek Murat Kapki idi. Kapki, savunmasında ifadeleri yönlendirme ile verdiğini söylüyordu. Kapki, ailesini ve kendisini kurtarmak adına savcılıkta baskı altında ifade verdiğini belirtmek için "Bana o gün 'Roma'yı sen mi yaktın' deselerdi 'Evet ben yaktım' derdim" ifadelerini kullanıyordu.

Dosyası İBB davasıyla birleştirilen tutuklu Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in kendisine sorduğu sorulara cevaben ise “İnan Bey, ben sizi tanımıyorum zaten.

Siz bir anda çıktınız.

Ben sizinle ilgili hiçbir şey bilmiyorum.

Hakkınızı helal edin” diyordu.  Özgür Özel, Silivri’de mücadele çağrısı yaptı. İBB BORSASI Davanın yine en kritik konularından bir tanesi cezaevinde tutuklulara ziyarete giden bazı avukatların tutuklulara etkin pişmanlık ifadelerinde bulunması ile birlikte tahliye umudu satmasıydı.

Birçok tutuklu kendilerini ziyarete gelen bazı avukatların 'etkin pişmanlık ifadesi ver çık' diyerek telkinlerde bulunduğun anlatıyordu.

Yine Murat Kapki eski AKP MKYK üyesi avukat Mücahit Birinci'nin tahliye karşılığında kendisinden 2 milyon dolar istediğini iddia ediyordu.   TEK BİR DELİL YOK Yaklaşık 4 bin sayfa iddianame ile suçlanan tutuklulara yönelik beyandan öteye geçemeyen suçlamalar da birçok savunma ile çürütüldü.

Tutuklular hazırladıkları savunmalarla sunum yaparcasına bütün iddialara tek tek cevap verirken savcılık makamı tarafından delil denilebilecek bir şeyin sunulamaması sık sık gündeme geliyordu.

Ekrem İmamoğlu dava sürecinde bu konuya değiniyordu: 4 ayı bitirmek üzereyiz.

Ne yazık ki henüz ekrana bir tek delil yansımadı.

Tek bir delil üzerinden iddia makamının sorusunu da duymadan 4 ayı bitirmek üzereyiz.   GÖZYAŞLARI HERKES İÇİN Kuşkusuz davanın kamuoyunda en çok ses getiren konuların başında ise tutukluların gözaltı ve tutukluluk sürecinde yaşadıkları geliyordu.

Savunma sırası her gelen tutuklu yaşadıklarını anlatınca duruşma salonda duygu seli yaşanıyordu.

Her tutuklunun söylediği söz ise ortaktı: Bize bunu neden yaşattınız?  Son dönemde kamuoyunda bıçak gibi yara uçan bu ifadelerin en önemlilerinden birisi ise kuşkusuz Fatoş Pınar Türker'in anlattıklarıydı.  MEDYA AŞ Genel Müdürü Pınar Türker, emniyette kendisine çıplak arama yapıldığını söylüyordu ve savunmasında ifadesini değiştirmesi karşılığında çocuklarıyla tehdit edildiğini anlatıyordu.

Bu durum sürekli duygu yoğunluğu yaşanan solanda bütün herkesin gözyaşı dökmesine neden oluyordu. Çünkü salonda biriken o duygu yükü patlayacak bir zemin arıyordu ve işte Türker'in bu sözleri biriken o duygusallığı da patlatıyordu.

Bütün ailelerin döktüğü gözyaşı aslında sadece Türker için değildi. Çünkü Türker'in savunmasında kendilerinden de bir şey bulmuşlardı.

Aileler salondaki yerlerini hiç bırakmadılar.

Her gün yüzlerce kilometre uzaktan gelen aileler kendileriyle özdeşleşen yerlere oturup sevdiklerini biraz daha uzun görebilmek için çabalıyordu. 4 ay boyunca hiç yorulmadan bu mücadeleyi veren ailelerin tek isteği ise adalet’ti.

Tıpkı tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın annesi 84 yaşındaki Gülseren Çalık gibi.

Bir fotoğrafla bu durumu ölümsüzleştirdim.

Aslında yaşanan da buydu.

Aileler izleyici sıralarında, tutuklular ise sanık sandalyelerinde tek bir şey istiyorlardı Adalet!  İBB Davası'nın 4 ayı bulan ilk celsesi işte bu çağrı ile son buldu.

Son gün yaşanan Ekrem İmamoğlu'nun salondan çıkartılması ve "susma hakkını kullandı" şeklinde zabıt yazılması da bu adalet mücadelesini ve çağrısını daha da büyüttü. 

İLGİLİ HABERLER