Dünya genelinde ekonomistlerin ve finans çevrelerinin uzun süredir gündeminde olan 93 trilyon dolarlık "Büyük Servet Transferi"ne dair beklentiler gerçeğe çarptı.
Visa Business and Economic Insights tarafından gerçekleştirilen güncel bir araştırma, bu devasa kaynağın sanıldığı gibi geniş kitlelere yayılmayacağını ve eşitsizliği daha da derinleştirebileceğini ortaya koydu.
Araştırma sonuçlarına göre, özellikle genç nesiller arasında miras beklentisiyle yaşayan milyonlarca insan hayal kırıklığına uğrayabilir.Y kuşağının yüzde 60’ına hiçbir pay yokAraştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, genç kuşakların miras beklentisiyle yaşadığı büyük çelişki oldu.
Verilere göre, Y kuşağının yaklaşık yüzde 60'ı bu dev servetten hiçbir pay alamayacak.
Miras yoluyla zenginleşecek olan kesimin büyük bir bölümü ise halihazırda yüksek gelir grubuna dahil olan ailelerin çocuklarından oluşuyor.
Bu durum, servetin tabana yayılmasından ziyade mevcut zenginliğin yine aynı dar grupta kalacağını gösteriyor.Servetin aslan payı yine zenginlerin cebine gidecekMiras dağılımındaki adaletsizlik sadece kuşaklar arasında değil, haneler arasında da kendini belirgin şekilde hissettiriyor.
Rapora göre, toplam hanelerin yalnızca yüzde 2'lik bir kısmı, dağıtılacak olan devasa mirasın yarısına tek başına sahip olacak.
Geriye kalan pastadan pay alacak ailelerin yaklaşık yüzde 75'inin ise serveti devraldığı dönemde zaten toplumun en yüksek gelir grubunda yer alacağı tahmin ediliyor.93 trilyon dolardan geriye sadece 8 trilyon kalıyorManşetleri süsleyen 93 trilyon dolarlık büyüklük, pratikte doğrudan piyasalara ve harcamalara yansımayacak.
Ekonomistler, borçlar, emeklilik dönemi harcamaları, sağlık giderleri, vergiler ve hayır kurumlarına yapılan bağışlar düşüldüğünde, net olarak devredilecek miras tutarının 36 trilyon dolara kadar gerileyeceğini hesaplıyor.
Bu tutarın da ezici bir çoğunluğu yatırıma ya da tasarrufa yönlendirileceğinden, doğrudan piyasalara taze harcama olarak akması beklenen miktar yalnızca 8 trilyon dolar civarında kalıyor.Gençler mirasa ulaştığında 50'li yaşlarında olacakAnalizler, servetin kuşaklar arasındaki akış hızının da oldukça yavaş olduğunu belgeliyor.
Büyük transferden ilk etapta ağırlıklı olarak X Kuşağı faydalanacak.
Y kuşağının mirasa kavuşması ise ancak 2040'lı yılları bulacak.
Bu durum, gençlerin ancak 50'li yaşlarına geldiklerinde bu kaynağa erişebileceği anlamına geliyor.
Dolayısıyla, mirasın erken yaşlarda finansal bir kurtarıcı olacağı yönündeki hayaller de boşa çıkıyor.Beklentiler ile gerçekler uyuşmuyorAraştırma kapsamında yapılan anketler, aileler ile çocukları arasındaki iletişim kopukluğunu ve beklenti farkını da gözler önüne serdi.
Y kuşağının yüzde 55'i önümüzdeki beş yıl içinde kendilerine bir miras kalacağını öngörürken, Baby Boomer kuşağındaki ebeveynlerin sadece yüzde 22'si bir miras bırakmayı planladığını belirtiyor.
Bu büyük uçurum, önümüzdeki yıllarda pek çok kişinin bütçe planlamasında ciddi bir boşluğa düşebileceğine işaret ediyor.Türkiye'deki miras yapısı daha farklı şekilleniyorKüresel çaptaki bu hareketlilik yaşanırken Türkiye'deki tablo kendine has dinamiklerle öne çıkıyor.
Türkiye'de hanehalkı varlıklarının yaklaşık yüzde 67'si konut, arsa ve arazi gibi finansal olmayan varlıklardan oluşuyor. Ülke genelindeki toplam servetin 2,4 trilyon doları aştığı tahmin edilirken, bu birikimin sonraki nesillere aktarılmasında farklı zorluklar göze çarpıyor.BBVA Research raporlarına göre, Türkiye'deki servetin önemli bir kısmı yastık altında biriktirilen altınlardan meydana geliyor.
Türk Y kuşağı, gelecekte nakit bir servetten ziyade, nakde çevrilmesi ya da paylaşılması hukuki ve bürokratik açıdan oldukça güç olan çok ortaklı, bölünmüş gayrimenkul hisselerini devralmak zorunda kalacak.Finans uzmanlarından kritik emeklilik uyarısıFinans analistleri, geleceğe yönelik planlarını ya da emeklilik stratejilerini henüz kesinleşmemiş bir miras beklentisi üzerine kuranları önemle uyarıyor.
Vasiyetlerin her an değişebileceği, ömür uzadıkça artan sağlık harcamalarının mevcut serveti eritebileceği ve miras devrinin beklenenden çok daha geç gerçekleşebileceği hatırlatılıyor.
Uzmanlar, geleceği güvence altına almanın en sağlıklı yolunun düzenli bireysel tasarruf yapmak, emeklilik fonlarını aktif kullanmak ve uzun vadeli yatırım planlarına sadık kalmak olduğunu vurguluyor.