Deprem Korkusu Yüksek, Hazırlık Düşük: Türkiye'de 61 Milyon Risk Altında!

Türkiye'de deprem riski ve toplumsal hazırlık üzerine yapılan araştırmaya göre, nüfusun %71'i riski yüksek bölgelerde yaşıyor, kaygılar yüksek ancak hazırlık yetersiz. Katılımcıların %45’i depreme karşı hazır hissetmediğini belirtirken, deprem çantası bulundurmayanlar %73.

Türkiye’deki deprem riski ve toplumsal hazırlık durumu üzerine dikkat çekici bulgular, Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) tarafından yapılan “Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci” araştırması ile gün yüzüne çıktı. Ülke genelinde yapılan bu kapsamlı araştırma, Türkiye’nin büyük bir kısmının deprem kuşağında bulunduğunu ve toplumun bu duruma karşı hazırlığının yetersiz olduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye'nin Deprem Durumu

Türkiye’nin coğrafi yapısı, büyük bir kısmının aktif deprem kuşakları üzerinde yer aldığı gerçeğini gözler önüne seriyor. Araştırmaya göre, Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 71’i, yani 61 milyon insan, orta ve yüksek riskli bölgelerde yaşamakta. Bu durum, depremin bir gerçeği olduğu konusunda toplumda var olan bilinç seviyesinin yüksek olduğunu gösterse de, toplumsal hazırlığın yeterli düzeyde olmadığı anlaşılıyor. Ülke sınırları içerisindeki toprakların üçte ikisinin deprem tehlikesi altında olduğu belirtilirken, risk alanlarının genişlemesi halinde bu oranın yüzde 90’a kadar ulaşabileceği ifade ediliyor. Bu kapsamda, toplumun günlük hayatında deprem olasılığını zihninde barındıranların oranı da dikkat çekiyor. Her 10 kişiden yaklaşık 6’sı olası bir depreme dair bir senaryo oluşturuyor.

Kaygı ve Hazırlık Eksikliği

Ankete katılan bireylerin yüzde 58,3'ü deprem konusundaki kaygılarını dile getiriyor. Özellikle kadın katılımcılarda bu kaygı oranı yüzde 67’yi geçiyor. Araştırmaya göre, katılımcıların yaklaşık yüzde 60’ı geçmişte ciddi bir depreme tanıklık ettiklerini belirtirken, yüzde 40’tan fazlası önümüzdeki beş yıl içinde yıkıcı bir depremin olabileceği düşüncesinde. Ancak bu kaygılara rağmen, katılımcıların yüzde 45,5'i kendilerini depreme karşı hazır hissetmediklerini ifade ediyor. Risk algısı yüksek olmasına karşın, toplumun büyük bir kesimi somut önlemler alma konusunda isteksiz. Bu durum, bireylerin deprem sonrası başlarına gelebilecek zor durumlara karşı yeterince hazırlıklı olmadığını gösteriyor.

Risk Algısı ve Önlemler

Katılımcıların yüzde 54’ü yaşadıkları bölgeleri “çok riskli” olarak tanımlarken, bu algının en yüksek olduğu alanlardan biri İstanbul ve çevresidir. Buna rağmen, bu farkındalık, somut önlemlere tam olarak yansımıyor. Araştırma sonuçlarına göre, toplumun yaklaşık üçte biri 1999 öncesi inşa edilen binalarda yaşamakta. Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) oranı ise sadece yüzde 41,6 seviyesinde kalıyor. Bu da gösteriyor ki, toplumun büyük bir kısmı ekonomik bir güvenceden yoksun durumda. Deprem güvenliği ve hazırlık konusunda toplumda mevcut olan kaygının, gerekli önlemleri almak için yeterli motivasyonu sağlamadığı görülmektedir.

Hazırlık Eksikliği ve Bilgisizlik

Kişisel hazırlık düzeyindeki eksiklikler de araştırmada dikkat çeken unsurlar arasında yer alıyor. Katılımcıların yüzde 73’ü evlerinde bir deprem çantasına sahip olmadıklarını belirtirken, yüzde 55’i acil toplanma alanlarının nerede olduğunu bilmediğini ifade ediyor. Bunun yanı sıra, evlerindeki eşyaları güvenli bir şekilde sabitlemeyenlerin oranı da yüzde 45 civarlarında. Bu veriler, Türkiye’de deprem korkusunun zihinlerde hâkim olmasına karşın, toplumsal düzeyde hazırlık ve risk azaltma uygulamalarının tatmin edici olmadığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, mevcut bilinç seviyesinin artırılması ve hanelerde hazırlıkların yapılması gerektiğinin altını çizmektedirler.

İLGİLİ HABERLER