AKP hükümetinin kamu ve bilimsel eğitim alanındaki tasfiye girişimleri, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde ülkeyi büyük bir yapısal çöküşle yüz yüze getirdi. Çocuk yoksulluğunun, okul ortamlarında açlık ve çaresizlik olarak kendini gösterdiği, çocuk işçiliğinin Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) aracılığıyla yasallaştırıldığı ve on binlerce gencin örgün eğitimden kopma sürecinden geçtiği bir dönem yaşanıyor. Bu durum, okulları kriz merkezlerine dönüştürüyor.
Çocukların Eğitimden Kopuşu
İktidarın eğitim politikaları, derinleşen yoksullukla birleşerek çocukların eğitimden uzaklaşmasına neden olmaya devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın verilerine göre, Türkiye’de okul çağında olan yaklaşık 1,5 milyon çocuk örgün eğitim sisteminin dışında kalıyor. Bunun yanı sıra, örgün eğitime katılmayan ancak yaygın eğitim kurumlarına kayıtlı olan çocuk sayısı 666 bin 444’tir. Bu veriler, sünnileşerek yaygın eğitimdeki öğrencilerle birlikte örgün eğitim dışında kalan çocuk sayısının toplamda 1 milyon 463 bin 528 olduğunu ortaya koymaktadır. Öngörülen bu olumsuz grafik, gelişmelerin ne denli vahim bir boyutta olduğunu gösteriyor.
Eğitimde Kademe Farklılıkları
MEB'in kademeli okullaşma oranları, eğitimde kademe ilerledikçe çocukların eğitimden kopma oranlarının arttığını gözler önüne seriyor. İlkokulda okullaşma oranı yüzde 95,43 olarak belirlenirken, ortaokul seviyesinde bu oran yüzde 89,09’a geriliyor. Lise düzeyinde ise okullaşma oranı yüzde 82,85’te kalıyor. Yüzde 17’lik bir oran toplamda lisede okula kaydedilmeyen gençlerin sayısını belirtiyor. Bu istatistikler, eğitim sisteminin mevcut durumunun düşündüğümüzden çok daha karmaşık ve problemlerle dolu olduğunu açıkça gözler önüne seriyor.
Çocuk İşçiliği ve Eğitimi
MESEM uygulaması, tüm eleştirilere rağmen devam ediyor. 2023 itibarıyla, bu sistem aracılığıyla çalıştırılan çocuklardan en az 21’i iş kazalarında hayatını kaybetti. Eğitim Bakanlığı, çocuk işçiliğini ortaokul düzeyine kadar indirerek Zanaat Okulları açma kararı aldı. Bu durum, “Ara eleman açığımız var” diyen işverenlerin taleplerini karşılama çabası olarak görünse de, eğitim sisteminin çöküşünü hızlandırıyor. “Başarısız” olarak damgalanan binlerce çocuğun MESEM’lere yönlendirilmesi, eğitim hakkının gasbını beraberinde getiriyor. Son veriler, toplamda 3 bin 954 meslek okulunda 1 milyon 536 bin 242 öğrencinin kaydının olduğunu gösteriyor.
Yoksulluk ve Eğitim Bunalımı
Okullarda ücretsiz yemek talebinin sürekli olarak “kaynak yok” bahanesiyle reddedilmesi, yüz binlerce çocuğun okula aç gitmesine sebep oluyor. OECD ülkeleri arasında Türkiye, çocuk yoksuluğu bakımından yüzde 22,4 ile ikinci sırada yer alıyor, bu oran OECD ortalaması olan yüzde 12.4’ün oldukça üstünde. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın verilerine göre, 2025 yılında aile içinde en temel ihtiyaçları karşılanamayan ve incelenme riski bulunan çocuk sayısı 182 bin 997 olarak kaydedildi. Bu da mevcut sistemin ne derece derinleşmiş bir kriz içinde olduğunu gözler önüne seriyor.
Özel Okul Sayısındaki Artış
AKP iktidarı döneminde kamu eğitim sisteminin ciddi zararlar görmesi, aileleri özel okullara yönlendirmekte. Son 25 yılda özel okul sayısındaki artış yüzde 700’lere çıkmış durumda; 2001-2002 eğitim döneminde 1887 olan özel okul sayısı, 2024-2025 döneminde 14 bin 700’e ulaştı. Özel okullar, toplam okullar içinde yüzde 3,72’den yüzde 19,85’e yükselerek önemli bir yer kazandı. Öte yandan, 2025-2026 eğitim öğretim yılı itibarıyla 1775 devlet okulunun kapatılması ve 348 yeni özel okulun açılması, bu eğitim modelinin mevcudiyetini bir kez daha sorgulattı.
Öğretmenlerin Sorunları
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in müsteşarlığı döneminde, taban maaş düzenlemesinin kaldırılması özel sektör öğretmenlerini ciddi bir hak gaspı ile baş başa bıraktı. Eğitimciler, geçici ve güvencesiz çalışma koşullarıyla yüz yüze. Eğitim Sen ve diğer sendikaların mücadelesi, öğretmenlerin haklarını korumak için sürüyor. 2023 yılında MEB'in 20 bin sözleşmeli öğretmen alımı için gerçekleştirdiği mülakatlarda birçok aday, bekledikleri pozisyona atanmadı. Eğitim fakültelerini bypass eden Milli Eğitim Akademisi’nde eğitim alan öğretmenlerin sayısı da oldukça yüksek. Bu durum, öğretmenlik mesleğinin geleceği üzerinde büyük bir tehdit oluşturuyor.
Eğitimde Şiddet Olayları
2025-2026 eğitim öğretim dönemi, eğitimde şiddetin had safhaya çıktığı bir yıl oldu. Son zamanlarda yaşanan birçok öğretmene yönelik darp ve saldırılar, MEB’in bu duruma karşı yetersizliğini gözler önüne serdi. Eğitim Sen, pedagojik eğitim almış personel istihdamının gerekliliğini vurgularken, Eğitim İş raporları da okul içindeki şiddet olaylarını eğitim sistemindeki yapı sorunlarına bağlıyor. Öğrencilerin yüzde 18,4’ü, okula giderken kendilerini güvende hissetmediklerini belirtmekteler.
Yeni Eğitim Modeli ve Eleştiriler
AKP’nin ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adlı eğitim projesi, din ve kindar bir nesil yetiştirme hedefleri üzerine kurulu. Müfredat çok sayıda dini referansla tekrar şekillendirilirken, Atatürk ve Cumhuriyet kavramları geri planda tutuluyor. Tarih derslerinde tarihsel gerçeklikler değiştirilirken, Osmanlı'nın propagandası yapılmaya başlandı. Bu durum, Türkiye’nin eğitim sistemi için kaygı verici bir değişim anlamına geliyor ve laik eğitim anlayışını ciddi bir tehdit altına sokuyor.
Eğitimde Dönüşüm İçin Gerekenler
Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Bakan Tekin'in açıklamalarının eğitim sisteminin hangi noktaya geldiğinin bir göstergesi olduğunu belirtiyor. Eğitim alanındaki sorunların büyümesinin sebebi, eğitim sisteminin gericileşmesi ve piyasalaşması. Teknoloji ve çağdaş gelişmeler karşısında eğitimin geri planlarda kaldığı mevcut yapı, gelecekteki kuşakların yetkinliğini tehlikeye atıyor. Eğitimde yapılan dönüşüm süreci, ülkenin ilerlemesi açısından kritik önemli bir adım ancak bu iktidar gitmeden, gerçek bir dönüşüm sağlanması mümkün görünmüyor.