Faşizme Karşı Sokaklarda Direniş: Toplum Ayakta!

Son zamanlarda yükselen faşist eğilimlere karşı sokaklarda başlayan direniş, demokrasi yanlısı grupların kararlılığını gözler önüne seriyor. Toplum, bu tehdit karşısında birleşerek özgürlük ve eşitlik taleplerini dile getiriyor. Sosyal hareketler, politik baskılara karşı güçlü bir tepki veriyor.

DIŞ HABERLER SERVİSİ  Almanya’da birinci siyasi güç haline gelerek her geçen gün farkı açan aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD), yıllık federal kongresi için Thüringen eyaletindeki Erfurt kentinde toplandı.

Doğudaki üç eyalette yapılacak kritik parlamento seçimleri öncesi gerçekleşen kongre, antifaşist grupların kitlesel protestolarına sahne oldu. Ülkenin pek çok bölgesinden gelen on binlerce AfD karşıtının yolları kapatması ve trafiği büyük ölçüde engellemesine rağmen parti kongresi, yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşti.

DW’nin haberine göre Kongreyi izleyen kaynaklar, protestocuların engeline takılmamak için delegelerin büyük çoğunluğunun salona iki saat erken geldiğini söyledi.

AfD’nin hafta sonu boyunca düzenlenen iki günlük kongresi öncesinde ülkenin farklı bölgelerinden takviye polis ekipleri Erfurt’a gönderildi.

ON BİNLER AKIN ETTİ Göstericiler konferansa erişim sağlayan yolları kapatarak delegelerin konferansın yapılacağı salona ulaşmasını engellemeye çalıştı.

Polis, gösterilere 20 bin kişinin katıldığını söylerken bazı kaynaklara göre yaklaşık 50 bin protestocu Erfurt’a geldi.

Polis, “antifa” bayrakları taşıyan bir grup protestocuya sert müdahalede bulundu.  AfD yetkilileri ise protestolara rağmen 540 delegenin cumartesi sabah erken saatlerde kongre merkezine ulaştığını ve kongrenin planlandığı gibi başladığını açıkladı.

Kongrenin, Adolf Hitler’in “Hitler Gençliği’ni” tanıttığı ve Nazi selamını kullandığı Weimar’daki İkinci Nazi Parti Konferansı’nın 100. yılına denk gelmesi, Almanya’da tepkilere neden oldu.

Tarihçiler ve siyasetçiler bunun “bilinçli bir provokasyon” olduğunu belirtirken AfD yönetimi bu iddiaları reddetti.  Chrupalla (solda) ve Weidel (sağda) tekrar AfD’nin eş başkanlığına seçildi.

Partinin hâlihazırda eş genel başkanlık görevini yürüten Alice Weidel ve Tino Chrupalla, yeniden bu göreve seçildi.

Weidel, oyların %81’ini alarak partinin başındaki konumunu sağlamlaştırırken Chrupalla ise Ocak 2025’teki kongreye göre 13 puanlık düşüşle %70 oy aldı. İki lider, partinin son yıllarda federal düzeyde yükselişinin başlıca figürleri olarak öne çıkıyor.   AŞIRI SAĞIN İKTİDAR ARZUSU Chrupalla, federal parlamentoda ana muhalefet konumunda bulunan AfD’nin “önce eyalet düzeyinde, nihayetinde ise ulusal düzeyde yönetime gelmeyi hedeflediğini” belirtti. Weidel ise federal hükümetin büyük ortağı Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerine yüklenerek muhafazakâr Başbakan Friedrich Merz’in “gerçekleştirme niyeti olmadığı reformlar duyurduğunu” söyledi. AfD’yi Almanya’nın “yeni halk partisi” olarak tanımlayan Weidel, partinin yönetim sorumluluğunu üstlenmeye hazır olduğunu söyledi.  Kongrede sık sık göçmen düşmanı sloganlar atıldı.  AfD’nin kongresi, eylül ayında ülkenin doğusundaki Saksonya-Aanhalt, Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern eyaletlerinde yapılacak parlameto seçimleri öncesinde gerçekleşti.  Parti liderleri, ulusal anketlerin AfD’yi Almanya’nın büyük siyasi gücü olarak göstermesini, iktidar hedeflerinin “gerçekçi olduğunun bir kanıtı” olarak gösterdi.

Liderler, diğer siyasi partilerin AfD’yle işbirliğini reddederek hükümet dışında tutan “güvenlik duvarı” politikasının çöktüğünü söyledi.  BİRİNCİ SİYASİ GÜÇ OLDU Kamuoyu araştırma şirketi Insa’nın son anketine göre AfD, ulusal düzeyde 29 oy oranıyla liderliğini korurken CDU/CSU yüzde 21’e geriledi.

Ankete göre, federal hükümetin küçük ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) 1 puan artışla yüzde 13’e yükselerek Yeşiller ile aynı seviyeye geldi.

Yeşillerin oy oranı yüzde 13 olarak ölçülürken, Sol Parti yüzde 10’da kaldı.

Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) 1 puan artışla yüzde 4’e yükseldi.  Insa’nın gerçekleştirdiği başka bir araştırmada aşırı sağcı AfD ile işbirliği ve koalisyonu reddeden “güvenlik duvarı” politikasına ilişkin katılanların yüzde 42’si bu tutumu doğru bulurken yüzde 39’u yanlış olarak değerlendirdi.  DOĞUDA KRİTİK SEÇİMLER AfD liderleri, özellikle Saksonya-Aanhalt’ta yapılacak seçimin, partinin anketlerdeki gücünü iktidara dönüştürüp dönüştüremeyeceğinin “erken bir sınavı” olacağına işaret etti.

Weidel konuşmasında, rakip partileri “düşmanlık ve kışkırtma” yöntemleriyle AfD’yi marjinalleştirmeye çalışmakla suçlarken bunların “AfD’yi yalnızca daha da güçlendirmeye devam edeceğini” söyledi.  Saksonya-Aanhalt’ta 6 Eylül’de düzenlenecek parlamento seçimine yönelik son anketler, AfD’nin yüzde 41 oyla bir eyalette tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğa ulaşacağını gösteriyor.  Mecklenburg-Vorpommern ve Berlin’de 20 Eylül’de yapılacak eyalet parlamentosu seçimlerinde de anketlere göre ikinci sırada gözüküyor.

Mart ayında ülkenin batısında kalan Baden-Württemberg ve Rheinland-Pfalz seçimlerinde aldığı yüzde 18 oranındaki sonuç ile AfD, sadece doğu Almanya’da güçlenmediğini ortaya koymuştu.   ***  İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİNİN YETKİLERİ GENİŞLİYOR Almanya İç İstihbarat Teşkilatı’nın (BfV) AfD’yi “kesinleşmiş aşırı sağcı” olarak sınıflandırma girişimi, Köln İdare Mahkemesi’nin kararıyla şubat ayında askıya alınmıştı. BfV Başkanı Sinan Selen, mayıs ayında Alman demokrasisinin Rusya ve AfD tehdidi altında olduğunu öne sürerek kurumunun yetkilerinin artırılmasını talep etmişti. BfV, bu ayın başında da ülkede “sol ve sağ aşırıcılığın güçlendiğini” açıklarken Federal İçişleri Bakanlığı, iç ve dış istihbarat teşkilatlarına misilleme ve sabotaj gibi operasyonel yetkiler tanımak için harekete geçti.  *** F. De Masi - S. Wagenknecht BSW’DEN ‘GÜVENLİK DUVARI’ AÇILIMI Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW), “aşırı sağ” ile işbirliğini engelleyen “güvenlik duvarına” karşı Almanya için Alternatif’e (AfD) işbirliği teklif etti.

BSW liderleri 26 Haziran tarihli mektupta, “BSW, en başından beri AfD’ye karşı kurulan ‘güvenlik duvarını’ eleştirdi.

Bu, demokratik değil ve hiçbir sorunu çözmez” dedi.

Politico’nun haberine göre BSW, AfD’nin bölgesel hükümetleri yönetmek üzere “parti dışı” başbakanlar atamayı ve “değişen ittifaklar” içinde çalışmayı kabul etmesi şartıyla, doğudaki iki eyalette AfD ile işbirliği içinde iktidara gelmeyi teklif ederek bu güvenlik duvarını aşmaya çalışıyor.

AfD ile işbirliği teklifini “partinin daha da fazla güç kazanmasını engellemenin bir yolu” olarak sundu.  ‘ÜÇÜNCÜ YOL’ BSW Eş Başkanı Fabio De Masi, “Eğer müesses nizam partileri AfD’yi engellemek için en küçük ortak paydada güçlerini birleştirerek devam ederse, bu durum sonunda AfD’nin mutlak çoğunluğu elde etmesine yol açacak ve o noktada parti denetimsiz bir şekilde iktidara gelebilecek. İşte bu yüzden üçüncü bir yol bulmaya çalışıyoruz.

Vatandaşlara sorunları çözdüğümüzü gösteren ve Saksonya-Anhalt’taki anketlerde AfD’nin oyların yüzde 40’ını aldığını göz önünde bulundurarak, belirli siyasi kararlara bu partiyi de dâhil etmemiz gerektiğini ortaya koyan bir yol” dedi. 

İLGİLİ HABERLER