Fındıklı'da Lazca yaşatılmaya çalışılıyor

Yok olma tehlikesi yaşayan Lazca için mücadele eden Fındıklı Belediyesi Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu, "Diller bölücü olamaz. Aslında öteki olan egemen anlayıştır. Dillerin yaşaması, yarınlara aktarılması bölücülük değildir" dedi.

Anadolu ve Mezopotamya toprakları tarih boyuncu birçok medeniyete ev sahipliği yaptı. Ancak bu topraklara yayılan farklı dil ve kültürler, ulus devletin ortaya çıkmasıyla yok olmayla karşı kaşıya kaldı. Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) 4 Mart 2025'te yayımladığı rapora göre, konuşulan veya işaret dili olarak kullanılan 8 bin 324 dil bulunuyor. Bunlardan yaklaşık 7 bini bugün halen kullanılıyor. Kurumun "Tehlike Altındaki Dünya Dilleri Atlası"na göre, Türkiye'de 15 dil yok olma tehlikesi altında. Bu dillerden bazıları da Doğu Karadeniz coğrafyasında bulunuyor. Laz, Hemşin, Rum, Gürcü, Çerkez, Megrel gibi birçok halkın yaşadığı coğrafyada bu diller yok olmaya yüz tutarken, verilere göre, Romeika, Hemşince ve Lazca "tehlike altındaki" diller arasında yer alıyor. 

Dillerin yaşatılması için büyükşehirlerin yanı sıra Karadeniz kentlerinde de kimi çabalar bulunuyor. Laz ve Hemşinlerin birlikte yaşadığı Rize'nin Fındıklı ilçesinde belediye kurduğu dil atölyelerinde yabancı dillerin yanı sıra bölgede konuşulan Lazca ve Hemşinceyi de öğretiyor. Kendisi de Laz olan Rize Fındıklı Belediyesi Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu ile 21 Şubat Dünya Anadil Günü'ne dolayısıyla Lazcanın durumu ve buna dair çalışmalarını değerlendirdi. 

Mezopotamya Ajansı'na konuşan Çervatoğlu, Lazcanın ölmemesi için geleceğe aktarmaya çalıştıklarını belirterek, dilin zenginlik olduğunu ve dünyadaki tüm zenginliklerin yaşaması gerektiğini vurguladı. Dilleri yaşatacak olan anlayışın iktidar olması gerektiğine işaret eden Çervatoğlu, "Böyle bir anlayış yok ve diller egemen kültürün altında yok ediliyor. Emperyalizmin kendisi, tekçi zihniyet, sadece üretim alanında değil, dilde de bir sömürü yaratıyor. Bu noktada antiemperyalist bir çizgide dillerin yaşaması ve halkların kardeşliği mücadelesini yükseltmemiz gerekiyor. Bugün Lazcanın, Hemşincenin, Çerkescenin yok oluşunu izliyoruz. Türkiye'de bazı dillerin yaşatıldığını görmek bizi mutlu ediyor. Bunlar biri de Kürtçe ve iyi ki yaşatıyorlar. Egemen kültürün yetiştirdiği dönemlerde bunu sorgulamaya başladık ve öğrendiğimiz bir kardeşlik mottosu vardı. Daha sonra Kürt'ü, Laz'la hatta küçük Fındıklı'da Lazları Hemşinlilerle düşman etmeye çalışan bir egemen anlayışa karşı dillerin ve halkların kardeşliğini savunmak lazım. Anadil kapıyı açar. Dolayısıyla egemen kültür ve sömürü ilişkisine karşı sadece ekonomik ve demokratik yaşam anlamında değil dilimiz ve kültürümüzün yaşatılması çok önemli" diye konuştu. 

'YASAKÇI ZİHNİYETİN KALKMASI LAZIM'

Fındıklı'da "Geleneğimizi geleceğimize taşıyacağız" diyerek gelenekleri yaşatmaya çalıştıklarını belirten Çervatoğlu, "Geleneğimizde var olan devrimci, ilerici anlayışı, kardeşçe ve barış içinde yaşayacağımız bir dünya için yaşatmaya çalışıyoruz. Bunun için dilimizi de yaşatmaya çalışıyoruz. Uzun zamandır yok olmaya başlayan dili son çeyrek yüzyılda keşfettik. Bu saldırıları, teknolojinin gelişmesiyle fark ettik ve dilimizi yaşatmaya başladık. İlkokulda sokakta Türkçe konuşmadığımız için dayak da yedim. Bunlar asimilasyonun gizli belgesiydi. Ben ilkokulda Türkçe öğrendim. 'Tuvalete gideceğim' demeyi bile bilmezdim. Hala annemle Lazca konuşurken daha iyi anlaşıyoruz. Çünkü birbirimizi daha iyi anlıyoruz. Bu yasakçı zihniyetin ortadan kalkması lazım. Sadece bir gün değil, her gün dillerin yasak olmadığı demokratik ortamın yaratılması gerekiyor" diye konuştu. 

'DİLLER BÖLÜCÜLÜK DEĞİLDİR'

"Ne Kürtçe ne de Lazca bölücülüktür" diyen Çervatoğlu, “Diller bölücü olamaz. Aslında öteki olan egemen anlayıştır. Dillerin yaşaması, yarınlara aktarılması bölücülük değildir. Halklar arasında düşmanlık, emperyalistlerin kendi yaşaması için halklara yapıştırdığı bir anlayıştır. Diller birleştiricidir. Kürtçe, Lazca şarkılar dinlediğimiz zaman tüylerimiz diken diken oluyor. Lazca dergi çıkarıp, okuyunca mı bölücü olacağız? Bölücü olan asıl kendileridir.”

İLGİLİ HABERLER