
Ödüllü yazar ve çevirmen Fuat Sevimay, yeni romanı Diye Diye ile okurların karşısına çıktı. Doğan Kitap etiketiyle yayımlanan eser, Anadolu’nun kurgusal bir ilçesinde geçen hikâyesi üzerinden Türkiye’nin yakın siyasi tarihini, bürokrasiyi, liyakat sorununu ve toplumsal çelişkileri sert ama mizahi bir dille ele alıyor.
1972 yılında İstanbul’da doğan Fuat Sevimay yalnızca roman ve öyküleriyle değil, çeviri alanındaki çalışmalarıyla da tanınıyor. James Joyce’un dünyanın çevrilmesi en güç eserlerinden biri kabul edilen Finnegans Wake’i Türkçeye Finnegan Uyanması adıyla kazandıran Sevimay, bu çalışmasıyla Talât Sait Halman Çeviri Ödülü’nün yanı sıra çeşitli çeviri ödüllerine de layık görülmüştü. Ahmet Hamdi Tanpınar Roman Ödülü, Orhan Kemal Öykü Ödülü ve Fakir Baykurt Öykü Ödülü de yazarın kariyerindeki önemli başarılar arasında yer alıyor.
Diye Diye, Sevimay’ın romanları arasına katılan yeni halka olurken yazar bu kez mizahı ve hicvi merkeze alan bir anlatıyla okurların karşısına çıkıyor. Anadolu’nun kurgusal ilçesi Kuppak’ta geçen hikâye, bireysel karakterler üzerinden bürokrasi, güç ilişkileri ve toplumsal çelişkileri ele alıyor.
Sevimay, yeni romanının yayımlanmasının ardından yaptığı paylaşımda, Diye Diye’yi “memleketi de düze çıkaracağımız güzel günlerin hayaliyle” okurlara emanet ettiğini belirterek kitabın ortaya çıkmasında emeği geçen ekibe ve okurlarına teşekkür etti.
Diye Diye – Fuat Sevimay | Arka Kapak Tanıtımı

Anadolu’nun orta yerinde, heybetli bir karlı dağın gölgesinde kendi halinde bir ilçe: Kuppak…
Yeni seçilen iyi niyetli kadın belediye başkanı makam odasındaki gıcırdayan koltuğu ve yaldır yaldır parlayan “Sayın Başkan” isimliğiyle meşgulken; sokaklardan, iş cinayetlerinin yaşandığı fabrikalardan ve fakültelerden giderek yükselen, tekinsiz bir “homurtu” duyulur. Ancak bu uğultulu hak arayışı, ilçeyi usul usul ağına düşüren tarikat lideri Şeyh Efendi, kendi çıkarının peşindeki uyanık Hacı Dayı ve her devrin dalkavuğu Müşavir’in gürültüsü arasında yok sayılır. Olaylar çığırından çıkıp ilçeye Ankara’dan yakası kurt rozetli, asıp kesen bir “Kayyum Başkan” atandığında ise işler durulmak yerine trajikomik bir hal alır. Adaletin, emeğin ve liyakatin çöküşüne karşı son ağır çekiç darbesini vurmak ise her şeye rağmen karanlık dağların doruğuna bakıp özgürlüğün simgesi “İnce Memed”i yontmayı hayal eden beş parasız heykeltıraş Hüseyin’e kalacaktır.
Fuat Sevimay’ın kaleminden Diye Diye memleketin dertlerine, cehalete, bürokratik kibre ve Türkiye’nin yakın siyasi tarihine çok sert ama bir o kadar da matrak bir taşlama.
“Diye diye ne hale gelmişiz, onu anlarız belki. Yok canım diye diye. Dur bakalım diye diye… Bir şey diyecek halimiz kalmayınca, aman sus sus, yerin kulağı vardır, diye diye.”
Editörlüğünü Aslı Güneş’in üstlendiği eserin kapak tasarımını Cüneyt Çomoğlu, sayfa uygulamasını ise Yeşim Ercan Aydın üstleniyor.