Gıda Enflasyonu Düşmüyor: Dışa Bağımlılığın Sona Ermesi Gerek

Uzmanlar, gıda enflasyonunun düşmesinin dışa bağımlılığın azaltılmasına bağlı olduğunu vurguluyor. Tarım ve gıda sektöründeki ithalatın devam etmesi, fiyatların istikrara kavuşmasını zorlaştırıyor. Yerli üretim ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının benimsenmesi, enflasyonla mücadelede kritik bir öneme sahip.

Türkiye, gıda enflasyonu konusunda dikkat çekici bir konumda bulunuyor. Ülke, yıllık yüzde 34,45’lik oranla Avrupa'nın en yüksek gıda enflasyonuna sahip ülkesi olarak kaydedilirken, dünya genelinde de dördüncü sırada yer alıyor. Tarımsal girdi enflasyonunun son yıllarda yüzde 28,92'nin altına düşmediği ve Mayıs ayında da artış göstermesi, vatandaşların gıda harcamalarını daha da zorlaştıracağı anlamına geliyor. Üretici, emeklerinin karşılığını alamazken, tüketiciler pazarda alışveriş yaparken zor anlar yaşıyor. İşçiler ise günlük bin lira yevmiye ile ağır koşullarda çalışmaya devam ediyor.

Gıda Enflasyonunun Nedenleri

Tarım Ekonomisti Fatih Özden, Türkiye’nin dışa bağımlılığı ve sözleşmeli tarım uygulamaları nedeniyle gıda ve girdi enflasyonlarının süreceğine işaret ediyor. Son günlerde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan tarımsal girdi fiyat endeksi (Tarım-GFE) verileri, üretimin maliyetlerinin arttığını ve bu durumun üretici üzerinde baskı oluşturduğunu gösteriyor. Mayıs 2026’da Tarım-GFE, bir önceki aya göre yüzde 0,44 oranında artış gösterdi. Ayrıca, yıllık artış oranı yüzde 36,65 olarak belirlendi. Bu süreç, kıtanın farklı yerlerinde yaşanan tarımsal sorunlar ve küresel ekonomik dalgalanmalarla birleşerek, Türkiye’deki gıda enflasyonunu arttırmıştır.

Girdi Maliyetleri ve Gübre Fiyatları

Mayıs ayı verilerine göre, girdi maliyetlerinin önemli bölümünü oluşturan gübre ve toprak geliştiricilerde yıllık artış oranı yüzde 63,56 olarak kaydedildi. Bu durumu, özellikle enerji ve yağlayıcıların gerileyen fiyatlarıyla kıyasladığımızda ciddi bir maliyet yükü olarak görebiliriz. Tarımsal üretimde kullanılan mal ve hizmetler endeksi, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 39,29 oranında artış gösterirken, bu oran üreticilerin doğrudan etkilenmesine neden olmaktadır. Böylece alternatif tarım kaynaklarının devreye girmesi gerekli görünmektedir; aksi halde bu durum sürdürülemez hale gelmektedir.

Gıda Enflasyonunun Tüketici Üzerindeki Etkileri

TÜİK verilerine göre, 2024’ten beri girdi enflasyonunda gözlemlenen sınırlı düşüşler, köklü bir değişimi ifade etmiyor. 2024 Mayıs ayında girdi enflasyonu oranı 53,08 olarak kaydedilirken, 2025 Şubat'ında bu rakam 28,92’ye gerilemiştir. Ancak son 17 aydır endeksin yüzde 30'un altına düşmemesi, tüketicilerin alım güçlerini oldukça zorlamaktadır. Gıda enflasyonu sonrasında tüketicilerin direk etkilenmesi, sofralarında küçülmelere neden olmakta ve insani bir sorunu beraberinde getirmektedir. Bu durum, gıda güvenliğini tehdit eden bir yapıya bürünmektedir.

Dışa Bağımlılığın Sonuçları

Dr. Fatih Özden, yüksek girdi ve gıda enflasyonunun kur artışları ve ham madde bağımlılığı gibi global faktörler sebebiyle devam ettiğini ifade ediyor. Bu dönemde, gübre tedarikinde yaşanan sorunlar da maliyetlerin artmasına neden oldu. Gübre ve ham maddelerin yüksek maliyetleri, üretim sürecine doğrudan yansıyor. Özden’e göre, destekleme politikalarının girdi bağımlılığını azaltmaya yönelik olmaması, tarımsal üretimdeki sorunların çözümünü zorlaştırıyor. Bu bağlamda Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltacak politikalara yönelmesi büyük önem taşıyor.

Şirket Gıda Rejimi ve Sözleşmeli Tarım

Son zamanlarda meydana gelen raporlar, tarım sektöründe büyük şirketlerin ve süpermarketlerin daha dominant bir hale geldiğini ortaya koyuyor. Özden, bu durumu "şirket gıda rejimi" olarak tanımlarken, sözleşmeli tarım uygulamalarının da bu çerçevede önemli bir rol oynadığını belirtiyor. Şirketler, istedikleri ürün ve kalitede tarımsal ürünlere daha kolay erişim sağlarken, üretim riskleri üreticilere yüklenmektedir. Bu sistem, çiftçileri kendilerine bağlayarak gıda üretiminde daha fazla kontrol sahibi olmalarına olanak tanıyor.

Çiftçilerin Hak Mücadelesi ve Ziraat Odalarının Rolü

Üretici örgütlülüğünün önemine dikkat çeken Özden, Ziraat Odalarının üreticilerin hak mücadelesinde ve tarım politikalarının şekillenmesinde daha etkin rol alması gerektiğini vurguluyor. Özden, yalnızca fiyat açıklamalarının yeterli olmadığını, aynı zamanda üreticilerin sorunlarına hızlı ve yapıcı çözümler üretilmesi gerektiğini ilan ediyor. Bu nedenle tarımdaki sorunların çözümü için, güçlü bir destekleme sistemi ve örgütlü bir yapının oluşturulması önemlidir.

İLGİLİ HABERLER