Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, 445 gündür grevde olan Temel Conta işçilerini ziyaret etti. İşçi mücadelesinin ülkenin her yanına yayıldığını belirten Gürkan, “Türkiye’nin her yerinde çoban ateşi gibi yanan işçi direnişleri, kadın mücadelesi, çevre mücadelesi var. Biz biliyoruz ki bu gidişat değişecek, bizim buna gücümüz var. Yeter ki çoban ateşlerini birleştirelim” dedi.
İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde faaliyet gösteren Temel Conta fabrikasında, sendika yetkisinin tanınmaması nedeniyle işçilerin 10 Aralık 2024’te başlattığı grev devam ediyor. İşverenin fabrika içindeki makine ve malzemeleri Torbalı’ya taşımasıyla Kemalpaşa’da başlayan grev de Torbalı fabrikası’nın önünde taşınmıştı.
EMEP heyeti, 445 gündür grevdeki işçileri grev çadırına ziyaret etti. İşçilerle bir araya gelerek sorun ve talepleri dinleyen EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, işçi hareketlerinin birleşmesi ve bütünleşik mücadele çağrısı yaptı.
Gürkan: “Kadınlar bu düzeni değiştirmek için mücadele içindeler”
Gürkan, grevlerdeki kadın mücadelesine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bir tarafta bir avuç tekel, emeğin sömürüsüyle, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının talanıyla semirirken işçilerin payına ise ağır çalışma koşulları, açlık ve yoksulluk sınırının altından ücretler, sağlığından ve canından olduğu çalışma koşulları oluyor. Kadın işçiler, bu koşulların ağırlaştırılmışını yaşıyorlar. Hem çalışma koşulları hem ücretlerde ayrımcılık, cinsiyetçi, aşağılayıcı onur kırıcı tutumlar, kadının çalışma hayatındaki pozisyonunu daha da aşağıya çekiyor. Çalışma hayatı içinde ötekileştirilen kadınların yaşadığı sorunların benzerini bütün kadınlar yaşıyor. Yoksulluğun, şiddetin, iktidarın tercih ettiği politikaların sonuçlarını bütün kadınlar yaşıyor. Kadınlar kendilerine kader diye diretilen bu düzeni değiştirmek için mücadele içindeler. Tarih bize gösterdi ki mücadele eden kazanıyor. Şimdi Temel Conta’dan Digel’e Türkiye’nin her yerinde kadın işçilerin direnişin merkezinde olduğu pek çok eylemle işçiler, bu gidişatı değiştirmek üzere mücadele içindeler.”
“İşçi sınıfının hakları tanınmayacaksa sosyal hukuk devleti bunun neresinde”
Temel Conta Fabrikası’nda işçilerin anayasal haklarının gasbedildiğine dikkat çeken Gürkan, “ 445. gününde Temel Conta işçilerinin grevine destek için geldik. Biraz ötemizde Digel işçileri, dün Soma Termik Santral işçileriyle, Kınık’ta Polyak işçileriyle beraberdik. İşçiler bir hareket halinde. Dönüp baktığımızda buralarda korkunç bir hak ihlali var, örgütlenme hakkına müdahale var. İşçilerin alın teriyle hak ettiği ücretine el koyma haksızlığı var. Temek Conta patronu, ‘İşçilerin sendikasını tanımıyorum’ diyor. Bu cesareti de iktidarın uygulamalarından alıyor. İşverenlerin cesareti nereden aldığı çok açık. Yaptırımsızlık ve cezasızlık. Bir taraftan işçi sınıfının en temel haklarında anayasa ihlali yaşanıyor. İşçi sınıfının hakları tanınmayacaksa sosyal hukuk devleti bunun neresinde” dedi.
“Yeter ki çoban ateşlerini birleştirelim”
İşçi mücadelelerinin birleşmesi çağrısında bulunan Gürkan, “Türkiye’nin gerçeği aç kalan çocuklardır, geçinemeyen işçilerdir. Türkiye’nin gerçeği, bu memlekete 25-30 yıl emek verip emekli olduktan sonra sefalet içinde yaşayan emeklilerdir. Yoksulluktur Türkiye’nin gerçeği. Bu iktidarın 12. kalkınma Planı, orta vadeli plan ve 2026 bütçesi, kapsamlı bir saldırı programıdır. Hem emekçi halkın ekonomik kazanımlarına hem de baskı ve yasakların daha yaygın olacağı bir saldırı programıdır. Bu kapsamlı saldırı fıtrat değil, iktidarın politik tercihlerinin sonucudur. Türkiye’nin her yerinde çoban ateşi gibi yanan işçi direnişleri, kadın mücadelesi, çevre mücadelesi var. Biz biliyoruz ki bu gidişat değişecek, bizim buna gücümüz var. Yeter ki çoban ateşlerini birleştirelim” diye konuştu.
Kaya: “Makinelerimiz taşındı ama bizim mücadelemiz bitmedi”
Temel Conta işçisi ve sendikanın iş yeri temsilcisi Sinem Kaya, süreç içinde yaşadıklarını anlatırken sendikal hakları için mücadeleye devam edeceklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bizler 445 gündür, sendikal haklarımız için mücadele diyoruz. Kötü çalışma koşulları nedeniyle sendikaya üye olduk. Havalandırmasız bir fabrikada asgari ücret karşılığında yurt dışı yasaklı kimyasalları maskesiz soluyan işçileriz. Bizler, insan onuruna yakışır şekilde çalışmak ve buna yakışır ücret talep ettik, sendikaya üye olduk. Greve çıktığımız günden beri şunu çok iyi öğrendik. Sadece sendikanın yetki alması sendikalıyız demeye yetmiyormuş. Patron hiçbir şekilde sendikayla masaya oturmadı. Sendika ve grev hakkımızdı ama işin bunlarla bitmediğini 445 günde çok iyi öğrendik. Grev hakkımıza saldırıda bulundu, grevimizi kırmak için makinelerimizi ve ham maddelerimizi Kemalpaşa fabrikasından Torbalı’ya taşıdı. Biz, grev olan fabrikadan bir iğne bile çıkmaz diye biliyorduk. Öyle değilmiş. Makinelerimiz taşındı ama bizim mücadelemiz bitmedi. Bu ülkede sendika haksa biz de bu hakkı çocuklarımıza miras olarak bırakacağız. Bizim alın terimiz ve emeğimiz çok kıymetli. 445 gündür de emeğimize güveniyoruz. Bizler gelecek için mücadele etmek zorundayız. Kazanana kadar mücadelemiz devam edecek. Çocuklarımızın geleceği, özgür ve onurlu bir yaşam için mücadelemiz devam edecek. Susan ve korkan kız kardeşlerimiz adına her gün fabrikalardaki o kötü koşulları anlatacağız, korkmayacağız.”
Kartal: “Elimizden gelen mücadeleyi göstermek zorundayız”
Geçtiğimiz ay başlattıkları eylemler başarıyla sonuçlanan Migros işçilerin Halil Kartal ise Temel Conta işçilerine destek mesajı vererek, “Hayatta önemli olan insanın geleceği, temel hakları ve yaşam standartlarıdır. Biz Migros’ta temel haklarımızı savunduk diye 20 günlük direnişimiz olduk. PAtronların bizi orada köle gibi çalıştırdığı ortada. Bugün 7-8 bin işçisi var. Her birinin arkasında 5 kişi var desen bizler binlerce kişiyiz. İşçi arkadaşlarımızla yarınlarımız için elimizden gelen mücadeleyi göstermek zorundayız” dedi.