Gaziantepli Taner Macit, Tuzla Piyade Okulu’nda tabur kıdemlisi olarak görev yapıyordu. 5 yıllık Harp Okulu eğitim sürecinde de herhangi bir disiplin cezası almadı. Harp Okulu’nu 150 tam puanla bitirdi. Bin kişilik bir devre içinde toplasanız en fazla beş kişi bu kadar yüksek puanla mezun olabiliyor. Ayrıca okul içindeki karşılama mangası görevlerinde de hep yer aldı.

SEÇKİN BİR HARBİYELİ
Karşılama mangasında da yine bin Harbiyeli arasından 11 kişi seçiliyordu. Cumhurbaşkanı’nı, Genelkurmay Başkanı’nı, kuvvet komutanlarını 2022 devresinde karşılayan mangada hep görev aldı. Bir gün Türk Silahlı Kuvvetleri’nden çıkarılacağı aklından hiç geçmemişti. Çünkü, bunu gerektirecek bir disiplinsizliğinin olmayacağını biliyordu.
7 ATATÜRKÇÜ TEĞMEN
TSK’dan çıkarılan teğmenler denilince akla ilk olarak, Kara Harp Okulu’nda törenden sonra “Subay Andı” okuyan, kılıçlarını çekip “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyen 5 teğmen geliyor. Oysa bu olaydan önce, Tuzla Piyade Okulu’nda tören alanında başlayan bir tartışma sonucu toplam 7 teğmen TSK’dan ihraç edilmişti.
Atatürk fotoğrafı takmayan teğmen ile onunla birlikte hareket eden iki teğmen, ihraç edildikten kısa süre sonra mahkeme kararıyla göreve döndürüldü. Atatürkçü teğmenlerden Özgür Sığırcı, Bekir Yıldırım, Taner Macit ve Recep Ayar da ihraç edilen isimler arasında yer aldı.
Bugüne kadar, Ankara’daki törenden sonra ihraç edilen teğmenlerden Deniz Demirtaş, açtığı geri dönüş davasını kazandı ve mahkeme kararıyla göreve başlatıldı.
ONLAR İÇİN ÇİFTE BAYRAM
Tuzla Piyade Okulu’ndan çıkarılan Teğmen Özgür Sığırcı da davayı kazanan isimler arasında yer aldı. Arife günü ise Taner Macit’in davası sonuçlandı. İki teğmen için bayram öncesi verilen karar, kendileri ve aileleri için adeta “çifte bayram sevinci” oldu.
Recep Ayar ise dava açmayarak pilotluk eğitimine başladı. Bekir Yıldırım Tekirdağ’da yaşıyor ve uzun süredir işsiz. Yıldırım da davayı kazanarak göreve döneceği günü bekleyenler arasında yer alıyor.
BAKKALLIK YAPMAYA BAŞLADI
Taner Macit, ifadesinin alındığını Gaziantep’te yaşayan, Jandarma Özel Harekat’ta uzman çavuş olarak görev yapmış ve 2000 yılında gazi olmuş babası İsmail Macit’e söylemişti. Ancak ne Taner’in ne de babasının, Atatürk’ü savunduğu için ihraç edileceği akıllarından bile geçmemişti. Babası, oğlunun olumsuz bir davranışta bulunacağına inanmıyordu.
Oğlunun ihraç edildiğini öğrendiğinde gazi baba İsmail Macit kahroldu. “Bu kadar yıl hizmet ettim, gazi oldum. Bunların hiçbirinin göz önünde bulundurulmayıp hiçe sayılması beni gerçekten çok etkiledi” diyordu.
İŞE ALMAYA KORKTULAR
TSK’dan çıkarıldıktan sonra memleketi Gaziantep’e gitti. Çalışmak zorundaydı. Bazı emekli komutanların aracılığıyla iş görüşmeleri yaptı. Ancak ihraç edilmesinin siyasi bir mesele olarak değerlendirildiğini düşünen işverenler, “Seni almak isteriz ama yarın bir gün ucu bize dokunur mu, bize bir şey olur mu? Bu yüzden kusura bakma” diyerek kendisini geri çeviriyordu. Gaziantep’te iş için görüştüğü en az 15 şirketten benzer yanıtlar aldı. Hepsinin ortak gerekçesi ve son sözü aynıydı: “Sizi alırsak ucu bize dokunur, başımız derde girer.”
UMUDUNU HİÇ YİTİRMEDİ
Bir türlü iş bulamıyordu. Siyasi bir süreç olduğu için belediyede çalışmayı da tercih etmedi. Geçimini sağlamak adına “Kendi yerimizi açalım; az çok kazanırız, en azından kendi işimiz olur. Kimse de yarın ‘Taner teğmene biz sahip çıktık’ deme fırsatı bulamaz” düşüncesiyle hareket etti.
Bu kararın ardından evlerinin altında bir bakkal dükkanı açtı. Baba-oğul birlikte çalışmaya başladı. Yeni hayatında bu işle uğraşırken TSK’ya dönmek için açtığı davadan vazgeçmedi. Bir gün yeniden üniformasını giyeceğine olan umudunu hiç yitirmedi; bu hakkın bir gün kendisine verileceğine inancı tamdı.