Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ’in Türk ulusunun emperyalizme karşı zafer kazanıp, bağımsız cumhuriyetini kurduğu Kurtuluş Savaşı'nı hedef alan; “Neyden kurtuluyoruz?
Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” sözlerine karşı tepkiler sürüyor.
Bu kapsamda Laiklik Meclisi bugün yazılı açıklamada bulunarak, Bakan Tekin’e tepki gösterdi. ‘YENİ TARİH YAZIMININ ÖRNEKLERİ’ Meclisten yapılan açıklamada Tekin’in sözlerinin sıradan bir terminolojik tercih olmadığı vurgulanarak; “Bu yaklaşım, Cumhuriyet’in kurucu felsefesine, anti-emperyalist bağımsızlık mücadelesine ve laikliğe yönelik sistematik bir karşı-devrimci saldırının, siyasi iktidarın yetkili ağızlarınca itiraf edilmesidir.
Siyasi iktidarın Milli Eğitim Bakanlığı, 8. sınıf ders kitaplarından son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in İngiliz gemisiyle ülkeden kaçtığını çıkarmıştır.
Tarihsel gerçeklerden kopuk bu ifadeler, karşı-devrimin en tehlikeli saldırılarından biri olan yeni bir tarih yazımının örneklerindedir” denildi. ‘ÖZGÜR YURTTAŞ OLMAYA UZANAN KOPUŞ’ Açıklamada; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminin kapitülasyonlar ve Düyunuumumiye aracılığıyla siyasi ve ekonomik egemenliğin emperyalizme devredildiği, Anadolu halkının cehalet ile yoksulluğa terk edildiği bir çöküş dönemi olduğu vurgulandı.
Bu kapsamda Kurtuluş Savaşı’nın emperyalizme karşı tam bağımsızlık mücadelesi olduğunun kaydedildiği metinde; “Teokratik hanedanlığa karşı halk egemenliğinin inşasıdır.
Kul olmaktan çıkıp, özgür yurttaş olmaya uzanan bir kopuştur.
Cumhuriyet’in kuruluşunun ileriye doğru devrimci bir sıçrama olduğunu reddeden, onu Osmanlı’nın basit bir devamı ya da restorasyonu gibi göstermeyi çalışan yeni-Osmanlıcı tarih yazıcıları, Kurtuluş Savaşı’nın özünden rahatsızlık duymaktadır” ifadeleri kullanıldı. ‘EMPERYALİZMDEN KURTULMA İRADESİ KÖK SALMIŞTIR’ “Türkiye topraklarında; siyasi iktidar ve destekçileri ile emperyalizmden kurtulma iradesi yüz yılı aşkın zamandır kök salmıştır” denilen açıklamada; şunlar kaydedildi: “Bu irade gerekirse ‘ikinci kurtuluş savaşı’ ile ayağa kalkacaktır.
Açıktır ki, 24 yıllık siyasi iktidar, ülkemizde, emperyalizmin planları doğrultusunda siyasal İslamcı, Osmanlıcı, gerici, piyasacı bir rejim kurmakla görevlendirilmiştir.
Bu dönüşümün en temel başlıklarından biri ise gelecek kuşakları teslim almak üzere eğitim sistemidir.
Ankara’da düzenlenen emperyalizmin suç aygıtı NATO toplantısıyla birlikte Türkiye’yi adeta müstemleke haline getiren siyasi iktidarın işbirlikçi karakteri utanç verici uygulamalarla açığa çıkmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı’nda oturan şahıs; MESEM’ler gibi emek ve çocuk öğüten sistemi kurmuş, tarikat ve cemaatleri sadece yetkin kişilerin görev yapması gereken okullara sokmuştur.
Eğitim sistemini Cumhuriyet değerlerinden kopararak, daha fazla dinselleştirmeye kafa yoran bu şahıs, karma eğitime karşı çıkmaktadır.” ‘CUMHURİYET’İN DEVRİMCİ MİRASINI YÜKSELTECEYİZ’ Laikliğin; yurttaş olmanın güvencesi olduğunun anımsatıldığı metinde; “Cumhuriyet devriminin, aydınlanmanın ve emeğin tarihsel kazanımlarının adım adım tasfiye edilmesine seyirci kalmayacağız.
Okullarımızı bilim ve aydınlanma yuvaları olmaktan çıkarıp, siyasi iktidarın hedeflerine hizmet eden piyasacı ve gerici ideolojik laboratuvarlara dönüştürme girişimine karşı en güçlü yanıtı; laikliği, tam bağımsızlığı, bilimsel düşünceyi ve Cumhuriyet’in devrimci mirasını inatla yükselterek vereceğiz.
Karanlığa, dogmalara ve sömürüye karşı; aklın, evrensel bilimin ve emeğin onurlu mücadelesi büyütülecektir” denildi.