Veysel FERMAN “Tebdili mekânda ferahlık vardır” demiş. Bu söz, atalarımızın seyahatin önemine vurgu yaptığı anlamına geliyor. Gezmek, yeni yerler keşfetmek belki fiziksel olarak zorlayıcı olabilir; ancak zihinsel olarak büyük bir rahatlama ve açılım getiriyor.
Bu tür bir seyahatte yanınızda rehber olarak Mehmet Ö. Alkan gibi bir uzman varsa, deneyiminiz daha da zenginleşiyor. Geçtiğimiz günlerde üç günlük bir Kuzey Makedonya turu gerçekleştirdik ve Üsküp (Skopje), Gostivar ve Tetovo (Kalkandelen) gibi önemli şehirleri görme fırsatını yakaladık. Üsküp’e adım attığınızda en dikkat çekici manzara, Vodno dağının zirvesindeki devasa haç oluyor.
Üsküp’e Giriş ve İlk İzlenimler
Bu büyük haç, sanki size bir tür selam veriyor. Şehirdeki her noktadan görünür olması, onu hemen fark etmenizi sağlıyor. Kuzey Makedonya'nın dört bir yanındaki yeni yapılan cami ve kiliseler, bir kimlik ve inanç rekabetinin olduğunu gözler önüne seriyor. Tito'nun zamanında farklı inanç ve kimliklerin uyum içinde yaşamasını hedefleyen yapılar artık tarihe karışmış durumda. Yugoslavya'nın parçalanması sırasında, bu 'Kardeş mahalleler' de çözülmüş ve yerini kimlik temelinde ayrışmalara bırakmıştır. Üsküp'ün tarihi yapıları, bu karmaşanın izlerini taşıyor.
Tarihi Güzellikler ve Kültürel Değişim
Vardar Nehri üzerindeki tarihi Taşköprü, Osmanlı döneminden günümüze ulaşan en önemli simgelerden biridir. Bu köprü, Müslümanların çoğunlukta olduğu eski Üsküp ile Hristiyanların yaşadığı yeni Üsküp arasında bir bağlantı sağlıyor. Ancak tarihsel derinlikle yüklü olan bu şehirde, artık yalnızca eski hatıralar var. Özellikle 1963 yılında meydana gelen yıkıcı deprem, pek çok tarihi yapıyı yerle bir etti. Üsküp, Yugoslavya döneminin sona ermesinin ardından yeni bir kimlik inşası süreci ile karşı karşıya kalmış. Bu durum, şehrin karakterinin giderek daha karmaşık bir hal almasına yol açtı.
Heykellerle Dolu Bir Kent
2000’li yıllara girerken yaşanan ulusçuluk akımları, şehre sayısız heykel ve yeni binalar kazandırdı. Üsküp, bu anlamda heykellerle dolu bir şehir haline geldi. Meydan'daki büyük İskender heykeli, kente kimliğini kazandıran unsurlardan biri. Makedon ve İskender kimliğinin Yunanistan ile yaşadığı sıkıntılar ise şu an için Kuzey Makedonya ismiyle çözülmüş gibi görünüyor. Ancak şehir, tarih boyunca Suudi Arabistan, İran ve Türkiye arasında geçen nüfuz mücadelesinin de bir parçası olmaktan kaçamamış durumda.
Vardar Nehri ve Şehrin Doğası
Üsküp, üç tepenin arasında uzanan bir ovada yer alan zarif bir nehir şehri. Vardar Nehri kenarında kurulmuş olan bu güzel şehir, eski çarşısıyla ve çevresindeki tarihi yapılarla dolup taşıyor. Eski şehrin kalbini oluşturan Murat Paşa Camii, hala daha su içilebilecek bir konumda bulunuyor. Şehirdeki hakim dilin Türkçe olması ise kültürel etkileşimin bir göstergesi. Ayrıca, şehir merkezinin dış kesimlerinde yer alan Matka Kanyonu, ziyaretçilerine eşsiz bir doğa manzarası sunuyor. Burası, hem suyu hem de havasıyla yoğun bir ilgi görüyor ve gidilmesi gereken yerlerden biri olarak öne çıkıyor.
Kalkandelen ve Bektaşiliğin İzleri
Şar Dağı eteklerinde bulunan Tetovo, Balkanlar’daki Bektaşilik kültürünün merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Harabati Baba Tekkesi, bu eşsiz geleneğin önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Sersem Ali Baba tarafından kurulan bu tekkede toplamda 11 yapı bulunuyor ve Osmanlı döneminden kalma etkileyici bir mirasa sahip. Bektaşi Dervişlerinin bölgedeki öncülüğü, dini ve toplumlar arası ilişkiler açısından tarihsel bir rol oynamış. Bu dervişler, doğal olarak Hristiyan toplumuyla barışçıl bir ilişki kurabilme becerisine sahip olunmuyor.
Harabati Baba Tekkesi ve Tarihi Önemi
Harabati Baba Tekkesi, yalnızca dini bir merkez olmanın ötesinde, askeri ve politik bir işlev de üstlenmekteydi. Tito döneminde Kültür Bakanlığı’na bağlı bir turizm merkezi olarak işlev gördü ve Mareşal Tito, zaman zaman burada konaklıyordu. Bu mekanda, ilerleyen dönemlerde Erdoğan'ın da kaldığı söyleniyor. Ancak ne yazık ki, tarihi değeri olan bu mekan günümüzde ilgisizlik ve sahipsizlik nedeniyle büyük bir risk altında. Kalkandelen’deki diğer dikkat çekici eserlerden biri de Osmanlı dönemine ait Alacami. Bu cami, iç ve dış süslemeleriyle dikkat çekiyor ve tarih meraklıları için önemli bir ziyaret noktası.
Kuzey Makedonya, tarihi ve kültürel derinliği ile ziyarete değer bir ülke.Gezilerimiz bu yönüyle bilinçli seyahat etmenin önemini bir kez daha hatırlatıyor.