Ordu’ya geldiğimde dikkatimi çeken ilk şeylerden biri, mutfakta otların ne kadar önemli bir yer tuttuğu oldu.
Ordulular neden bu kadar çok ot tüketiyor?
Bu sorunun tarihsel arka planını merak ettim ve önce Araz Şef’e sordum.
Aslında Ordu mutfağındaki ot kültürünün arkasında, Karadeniz’in coğrafyasıyla iç içe geçmiş uzun bir tarih bulunuyor.Ordu, Karadeniz kıyısında yer alsa da yalnızca bir sahil şehri değil.
Kıyıdan birkaç kilometre içeri doğru ilerlediğinizde arazinin hızla yükseldiği görülüyor.
Deniz, orman, dere, vadi ve yaylaların iç içe geçtiği bu coğrafya, bölgede farklı yaşam alanlarının ortaya çıkmasına neden oluyor.
Bu doğal yapı aynı zamanda zengin bir bitki çeşitliliğini de beraberinde getiriyor.
Karadeniz’in eski yerleşimcileri olan Pontus ve Rum toplulukları, Türkler bölgeye gelmeden önce bu coğrafyada yaşıyor ve çevredeki bitkileri yakından tanıyordu.
Genellikle et tüketimiyle öne çıkan Türk toplulukları da Karadeniz’e geldiklerinde, karşılaştıkları bu zengin coğrafyadan etkilenmiş olmalı.Ordu ve çevresinin Türkleşmesinde önemli rol oynayan Türkmen gruplarından Çepniler de bölgenin doğasını yakından tanıdı.
Hangi otun yenilebileceği, hangisinin tüketilemeyeceği, hangi bitkinin kavrulacağı ya da çorbalarda kullanılacağına dair bilgiler zaman içinde yerel hafızanın bir parçası haline geldi.
Bugün Ordu mutfağında melocan, sakarca, hoşkıran, ısırgan otu, sirken, pazı, kara lahana, kaldirik ve pancar gibi çok sayıda ot ve sebze kullanılıyor.
Bu ürünler, yalnızca bir yemek malzemesi değil, aynı zamanda Karadeniz coğrafyasının gündelik hayata nasıl yansıdığının da örnekleri arasında yer alıyor.Adını saydığım bu ot ve sebze yemeklerini, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Kültür Yolu Festivali’nde görme fırsatı buldum.
Festivalde sergilenen Ordu yemekleri, bölgenin mutfak kültürünü yakından görmek isteyenler için dikkat çeken bir tablo sundu.
Bugün Ordu’nun ot yemekleri, Karadeniz’in zengin doğasını ve bölgenin tarih boyunca oluşan kültürel birikimini sofralara taşıyor.
Melocandan sakarcaya, ısırgan otundan kaldiriğe kadar uzanan bu mutfak geleneği, Orduluların coğrafyayla kurduğu ilişkinin en belirgin örneklerinden biri olarak yaşamaya devam ediyor.