S-400 Sistemi ile Stratejik Savunma İhtiyaçları Gündemde!

Türkiye'nin savunma stratejileri çerçevesinde S-400 hava savunma sisteminin gündeme gelmesi dikkat çekiyor. Bu sistemin acquire edilmesi, ulusal güvenlik konularında önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu gelişmenin bölgedeki askeri dengeyi nasıl etkileyeceğine dair yorumlarda bulunuyor. Türkiye'nin savunma sanayii açısından attığı bu adım, uluslararası ilişkilerde de tartışmalara yol açabilir.

Atahan UĞUR Ankara'da yapılan ve Türkiye'ye yeni görevlerin verildiği NATO Zirvesi'nin sonuçları kendisini göstermeye başladı.

Kırmızı halılarla karşılanan ABD Başkanı Donald Trump'ın yaptırımları kaldırma karşılığında Saray rejiminin Washington ve NATO'yla krize neden olan Rus yapımı S-400'leri elden çıkaracağı ileri sürüldü. İlk olarak yandaş Abdülkadir Selvi tarafından gündeme getirilen S-400'lerin üçüncü bir ülkeye verileceği haberine Rusya'dan "doğrulama" geldi.

Trump, çarşamba günü sona eren NATO Zirvesi'nde Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını açıklamıştı.

Açıklamanın ardından Türkiye'nin elindeki S-400 hava savunma sistemini üçüncü bir ülkeye devredeceği ortaya atıldı. "ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası" (CAATSA), Türkiye'nin 2017'de S-400 satın almasının ardından Trump'ın ilk döneminde Kongre'den geçmişti.

Son dönemlerde "meşruiyet" karşılığında yeniden rotayı iyiden iyiye ABD'ye kıran Saray rejimi, şimdi bu yaptırımlardan kurtulmak için S-400 sistemlerinden kurtulmaya çalışıyor.

SÜPER HASSAS BİR KONU Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya ve Türkiye'nin S-400 komplekslerinin olası yeniden satışı konusunda görüşmeler yaptığını açıkladı.

Satış olasılığını süper hassas bir konu olarak nitelendiren Peskov, diplomatik kanalların açık olduğunu belirterek, Türkiye ile bu görüşmelerin gelecekte de devam edeceğini vurguladı.

Rusya'nın teknik verilerin gizliliği ve teknoloji güvenliği konularına büyük önem verdiğini kaydeden Kremlin Sözcüsü, daha önce Türkiye ile yürütülen askeri-teknik işbirliğinin, hassas bilgilerin üçüncü taraflarla paylaşılmamasını öngören yasal yükümlülükler içerdiğini belirtmişti.

BAŞINDAN BERİ SİYASİYDİ Türkiye'nin F-35 programından çıkarılmasına ve CAATSA yaptırımlarına neden olan bu sistemlerin elden çıkarılma girişimini Doç.

Dr.

Erhan Keleşoğlu ile Doç.

Dr.

Sıtkı Egeli değerlendirdi.

Keleşoğlu, S-400 meselesini ve gelinen noktayı şöyle değerlendirdi: "S-400 meselesi, Türkiye açısından başından itibaren askeri değil, siyasi bir meseleydi.

ABD'ye, özellikle o dönemdeki Suriye politikası nedeniyle yaşanan gerilim üzerinden mesaj verilmek isteniyordu. İlk Trump döneminde ilişkiler gerilmişti.

Ancak köprünün altından çok sular aktı.

Suriye'deki dengelerin dönüşümüyle Esad rejiminin yıkılması, Ukrayna Savaşı, ABD ile Türkiye arasında yeni bir yakınlaşma iklimi doğurdu.

Gelinen noktada Türkiye, zaten askeri açıdan kullanılması güç, kendi hava savunma mimarisine entegre edilmesi imkansız hale gelmiş S-400'lerden kurtularak ABD'nin organize ettiği NATO güvenlik sistemine tam manasıyla geri dönmüş oluyor.

O netameli ilişki böylece sona erdirilmiş oluyor.

Türkiye, F-35 programının kurucu üretici ortağıydı ve bu ortaklıktan ciddi mali getiri de sağlıyordu.

Ancak S-400 alımıyla bu ortaklıktan çıkarıldı. Şimdi ise F-35'i bu kez müşteri sıfatıyla alacak konuma geliyor.

ABD'nin bunu neden yaptığına bakacak olursak: Ortadoğu politikalarında bir yakınlaşma var.

Suriye meselesi çözüldü, Kürt meselesinde belli bir ortaklaşmaya gidilmiş, yoldaki pürüzler de temizlenmiş görünüyor.

Rusya'nın tutumu ise kritik.

Putin bu transfere izin verecek mi? Şunu hatırlamak lazım, silah satışlarında son kullanıcıya ilişkin hükümler bulunuyor ve satıcı ülkenin yeniden satış için izin vermesi gerekiyor.

Bu bilgiyle birlikte Rusların ikna edileceğini düşünüyorum.

Erdoğan ile Putin arasındaki kişisel ilişki burada belirleyici olacak.

Bunun elbette bir bedeli, bir karşılığı olacak.

Putin, özellikle son dönemde Türkiye'nin ABD ve NATO'ya daha da yaklaşmasından rahatsızlığını birçok kez belli etti.

S-400'lerin yeniden satışına taş koyup koymayacağını hep birlikte göreceğiz.

S-400'lerin Türkiye'nin mülkiyetinden çıkması durumunda, başkan geniş yetkilerini kullanarak bu yasanın önünü açabilir ve Türkiye'ye yönelik yaptırımların kalkmasının önünde hukuki bir engel kalmaz." İzmir Ekonomi Üniversitesi'nde öğretim üyesi Doçent Dr.

Sıtkı Egeli ise bu kararın fevri alındığına ve bedeline dikkat çekti: "S-400, aceleyle, tartılmadan verilmiş bir karardı. 15 Temmuz sonrasının atmosferiyle alındığı açıktı.

Ancak bu kararın uzun vadede Türkiye'nin stratejik çıkarlarıyla örtüşmeyeceğine dair uyarılar ve eleştiriler o dönemde de yapılmıştı, ama dikkate alınmadı.

Nitekim aradan geçen 9-10 yılın sonunda gelinen nokta ortada: Türkiye balistik füzelerin hedefinde kaldığında bile S-400'ler kullanılamadı, NATO'nun ve ABD'nin savunma sistemleri devreye girmek zorunda kaldı.

Bu sistemin alımı, Türkiye'nin Batı ile olan ilişkilerini güçlendirmedi, tam tersine 9 yıldır hala giderilememiş olan bir güvenilmezlik algısı yarattı.

Ankara şimdi bu algı engelini aşarak Avrupa'nın güvenlik mimarisine tekrar dahil olmaya çalışıyor.

Diğer taraftan S-400 alınması, Hava Kuvvetleri vechesinde ciddi bir muharip uçak boşluğu ve operasyonel zafiyet oluşturdu.

Türkiye şimdi bu boşluğu Eurofighter alımları ve F-35'e geri dönüş çabalarıyla kapatmaya çalışıyor.

Ama bu arada 9 yıl kaybedildi.

F-35'ten atılmamız sonucu yaklaşık 10-11 milyar dolarlık iş kaybı, F-35 uçaklarına yapılmış devasa yatırımın boşa gitmesi ve bir de üzerine gelen yaptırımlar...

S-400 alımının uzun vadeli bir planlama değil, ani ve sonuçları düşünülmeden alınmış fevri bir karar olduğu artık çok daha net görülüyor.

Türkiye'nin yeniden NATO eksenine dönmeye çalıştığı bugün, o eksenden sapmanın Türkiye'ye maliyeti ve getirdiği kayıplar daha iyi anlaşılıyor." RUSYA'NIN GOLÜYDÜ "Rusya, S-400 satışıyla NATO'ya ve ABD'ye karşı Türkiye üzerinden müthiş bir gol atmıştı. Şimdi o topu kalede tutabilecek fazla bir şey yapamıyor.

F-35 meselesine gelirsek, Türkiye'nin F-35 alacağı zaten 1990'lardan beri bilinen, girilmiş bir yoldu.

Rusya açısından sürpriz değil.

Rusya S-400 hamlesiyle satranç tahtasında Türkiye'yi, NATO'yu ve ABD'yi ters köşeye yatırdı.

Türkiye F-35'lerine 10 yıl geç kavuşmuş olacak ve bu arada üretim ortaklığından da dışlandı.

Yani Rusya S-400 satışıyla çok önemli avantaj ve kazanımlar elde etti. Şimdiyse işler normale dönüyor ve esasen Rusya çok olumsuz bir duruma da düşmüyor.

Bu sürecin devamında Rusya'nın Türkiye'yle köprüleri atacağını düşünmüyorum." Depolarda bekletiliyordu Bütün itirazlara rağmen 2019'da 2,5 milyar dolara Rusya'dan alınan S-400'ler 10 yıldır Ankara'da askeri depolarda bekletiliyordu. İktidarın Suriye'de Rusya ile yakınlaşma doğrultusunda "siyasi rüşvet" olarak nitelendirilen S-400 alımı ABD ve NATO üyesi ülkeler tarafından da şiddetle eleştirilmişti.

Washington S-400'e karşı Türkiye'yi F-35 yeni nesil savaş uçağı programından çıkararak CAATSA yaptırımlarını getirmişti.

Yaklaşık 10 yıl önce alınan bu sistemler, ne savunma mimarisine entegre edildi ne de herhangi bir şekilde kullanıldı.

S-400'ün radar sistemi, F-35 ile aynı hava sahasında çalıştığında uçağın gizlilik imzasını tarayarak veri biriktirebiliyor.

Bu verinin Rusya'ya ulaşması ise Moskova'ya F-35'in "görünmezliğini" etkisiz kılacak radar güncellemeleri yapma fırsatı tanıyor.

ABD bu yüzden iki sistemi hiçbir zaman aynı envanterde kabul etmedi.

Kriz patlak vermeden önce Türkiye, F-35 programının kurucu üretici ortaklarından biriydi. 1996'dan bu yana programın içinde olan Türkiye, F-35 uçağının farklı parçalarını üretiyor, 100 adet de bu uçaktan sipariş vermişti.

S-400 sonrasında Ankara bu programdan çıkarıldı, siparişleri alamaz hale geldi.

İLGİLİ HABERLER