Saraybosna’da bulunan Kutsal Kalp Katedrali’nin hemen arka sokağındaki ’ni gezdiğimde yaşanan acılara derinlemesine tanıklık ettim.
Boşnak kardeşlerimizin direniş ve dayanışma ruhunu yakinen gördüm.
Bilmediğimiz birçok hikâye olduğunu fark ettim.
Bu hikâyelerden birisi ’e aitti.
Müzede gördüğüm bir çift eldivenin ne olduğunu araştırırken denk geldim bu acılarla yoğrulmuş hayata. 3,5 sene süren kuşatma boyunca fedakârca çabalayan bu adam; canı pahasına insanları ölümden kurtardı ve şehitleri defnetti.
Kimi zaman ağlayan aileleri, şehit yakınlarını sakinleştirirken, kimi zaman kimsesi olmayan bir şehidin yalnızlığına ortak oldu.Osman Varešanović, savaştan önce Vratnik’te yaşıyor, bir cenaze şirketinde çalışıyordu. Şehir kuşatılınca eşini ve torununu Almanya’daki kızının yanına gönderdi.
Kendisi de vaktini genellikle şirkette geçirmeye başladı, zira Vratnik yoğun bir şekilde bombalanıyordu.
Bundan dolayı evine çok sık gidemiyordu; Bazı geceler sadece şehitlerin taşınmasıyla ilgileniyordu.
Cenaze arabaları kısıtlı sayıda naaş taşıyabiliyordu.
Naaşlar yüklendikten sonra hızlıca defnedilecek yere taşınıyor, sonra diğer şehitleri taşımak üzere başka yerlere doğru gidiyordu.
Bu yolculuklar oldukça riskliydi. Şehrin altyapısı çökmüş durumdaydı.
Yakıt eksikliği yaşanıyordu ve sokaklar, caddeler zifiri karanlıktı.Yaşadığı ölüm tehlikelerinden birkaç örnek zikredelim: Bir tanıdığının babası öldürülmüştü.
Bunun üzerine naaşın alınması için çağrılan Osman, görev arkadaşıyla beraber bölgeye intikal etti.
Arabayı naaşın önünde durdurduklarında, arabanın hemen yanına havan mermisi düştü.
Patlama, Osman ve arkadaşını birkaç metre öteye savurdu.
Yaralanmıştı, vücudundan kanlar geliyordu ama yarası çok ağır değildi.
Olay yerinde bulunan iki polisin yardımıyla kurtuldu.Kovaçi Şehitliği’nde düzenlenen bir cenaze töreninde açılan ateşte yine ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.
Yoğun atışlar bir türlü sona ermeyince durmak zorunda kaldılar ve cenazeyi ertesi gün defnettiler.
Kosevo Stadyumu’ndaki cenaze törenleri de oldukça riskliydi.
Stadyumda düzenlenen bir törende şehitler defnedilecekken açılan ateş sonucu şehitlerin yakınları ve arkadaşları mezarlıklara atlayarak mermilerden kıl payı kurtuldu.
Bir başka olay ise bir kadının havan mermisi sonucu parçalara ayrılmasıydı.
Etrafa saçılan parçaları toplamaya gittiğinde dehşeti tüm benliğiyle hissetti.
Gördükleri karşısında şok olmaya vakti yoktu, çünkü Sırp keskin nişancıları üzerine ateş açmaya başladı.
Bir yandan kadının naaşını götürmeye çalışırken, bir yandan da hayatta kalmaya çalışıyordu.Ölüm tehlikesi vardı ama her gün ölüm korkusundan daha ağır duygulara tanık oluyordu.
Bir gece, şehit düşen 55 asker için cenaze hazırlığı yaptı.
Osman için en zor gecelerden birisiydi.
Hepsini defnetmek için yeterli zamanı olmasa da canla başla çalıştı.
Mezarlarını kazdı, sabah olmadan bitirmeye çalıştı.
Bu bilinç ona tüm zorlukları unutturuyordu.
Yüreğini sıkıştıran acılar bundan ibaret değildi.
Bir defasında bir arkadaşı yanına geldi ve arkadaşının kızının havan topuyla öldürüldüğünü söyleyerek onu defnetmesini istedi.
Kim bilir savaş esnasında arkadaşını ve kızını o halde görmek omuzlara nasıl bir yük bindirir… Daha böyle anlatmadığı binlerce acı dolu hatıra…