Savaş Avrupa'nın Kimya Sektörünü Canlandırdı, Ancak Talep Riskleri Süreklilik Arz Ediyor

Orta Doğu'daki tedarik sorunları, Avrupa kimya sektöründeki şirketlere ikinci çeyrekte fiyat artışı sağladı. BASF, Brenntag ve Evonik gibi firmalar görünümünü olumluya çevirse de, zayıf talep, fazla kapasite ve Asya'dan gelen rekabet, elde edilen kazançların sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.

Avrupa’nın kimya endüstrisi, ikinci çeyrek finansal durumlarını beklerken, savaşın neden olduğu fiyat avantajından faydalanmaya çalışıyor. Hürmüz Boğazı çevresindeki lojistik sıkıntıları, Asyalı üreticilerin hammadde gereksinimlerini zorlaştırırken, Avrupa merkezli firmalar bazı ürünlerin fiyatlarını artırmakta özgür hale geldi. Şu anda yatırımcıların dikkatleri, fiyat artışlarının yanı sıra satış miktarlarına ve karlılık durumuna yoğunlaşmış durumda.

Talep Sorununun Yeniden Gündeme Gelmesi

Müşterilerin, hammadde temininde yaşanan kaygılar nedeniyle siparişlerini erkene aldıkları düşünülüyor. Ancak bu durumun sona ermesiyle, Avrupa kimya sektörü uzun süredir yaşadığı talep zayıflığını yeniden gözler önüne serebilir. Orta Doğu'daki çatışmaların etkisi, petrol ve doğalgaz ile petrokimya hammadde taşımalarını zorlaştırırken, bu da Asyalı üreticilerin maliyetlerini artırdı. Navlun fiyatlarının yükselmesi ve teslim sürelerinin uzaması, Asya merkezli firmaların fiyat avantajlarını kayıt altına almalarını zorlaştırdı. Avrupa’daki müşteriler ise, bu dönemde fiyatlardan çok, sürekliliği göz önünde bulundurarak tedarikçilerini seçmeye çaba gösterdi.

Yüksek Performanslı Ürünlerde Arz Sıkıntısı

Bölgesel olarak üretim yapan Avrupa firmaları, güvenilir tedarikçi konumuna yükselirken, bazı kimyasal ürünlerde fiyat artışı gözlemleniyor. Özellikle yüksek performanslı polimerler, yağlayıcı katkı maddeleri, çapraz bağlayıcılar ve özel kimyasallar gibi alanlarda ciddi arz kaynaklı sorunlar yaşanmakta. Asyalı firmaların geçici rekabet zayıflığı, Avrupalı üreticilerin kar marjlarını artırma fırsatı sunmakta. Savaşın başlamasıyla birlikte müşteriler, hammadde yetersizliği korkusuyla ihtiyaçlarındaki normal seviyenin üstünde stok yaptılar.

Almanya'da Üretim Düşüşü

Buna rağmen, sektörün temel göstergeleri olumlu bir tablo çizerken, Almanya'nın kimya ve ilaç üretiminde, 2026'nın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3'lük bir düşüş kaydedildi. Altı aylık toplam satış tutarı ise yüzde 1’lik bir daralma ile 106 milyar euroya geriledi. Bu bilgiler, ciro artışlarının fiyatlar aracılığıyla sağlandığını, ancak fiziksel üretim ve sipariş hacminin hala zayıf olduğunu belgeliyor. Alman Kimya Sanayicileri Birliği, ilaç sektörünü de kapsayan toplam üretimde, 2026 sonuna kadar yüzde 1,5 gerileme olacağını öngörmekte.

Üç Şirketin Pozitif Beklentileri

Bu bağlamda, BASF’in ikinci çeyrek açıklamaları, piyasa beklentilerinin üzerinde bir kâr rakamı ile yer aldı. Şirketin, özel kalemler hariç, faiz, vergi ve amortisman öncesi kârı 2,4 milyar euroya ulaştı ve piyasa beklentisi 2,1 milyar euro civarındaydı. Bunun yanında, BASF 2026 yılı için kâr tahminini 6,9-7,7 milyar euro aralığına yükseltirken, yıllık ortalama petrol fiyatı beklentisini de 65 dolardan 80 dolara çıkardı. Ancak hisse senetleri, olumlu açıklamalara rağmen açıklama günü yüzde 4 değer kaybetti.

İkinci Çeyrek İyileşme Beklentileri

Diğer taraftan, Brenntag ve Evonik gibi firmalar da ikinci çeyrekteki kâr beklentilerini artırdılar. Brenntag, ikinci çeyrek faaliyet kârının yaklaşık 450 milyon euro olacağını tahmin ederken, Evonik ise bu dönemde düzeltilmiş faaliyet kârının 600-650 milyon euro arasında geleceğini öngörüyor. Evonik, yüksek fiyatlar, artan hacimler, maliyet azaltmaları ve Asyalı rakiplerin tedarik sıkıntılarının etkileriyle büyümeyi sürdüreceklerini ifade etti. Ancak, bazı analistler ikinci çeyrekteki siparişlerin ne kadarının gerçek ihtiyaçlardan kaynaklandığını sorguluyor.

Stoklama ve Gelecek Siparişler

Bu haftaki durumu değerlendirirken, müşterilerin, arz kısıtları nedeniyle yaptıkları önlem niteliğindeki alımlar, gelecekteki siparişlerin zamanlamasını etkileyebilir. Stok seviyelerinin yeterli ölçüde yükselmesi ve deniz taşımacılığının bir düzene oturması durumunda, yeni siparişlerde hızlı bir düşüş olma olasılığı yüksek. Eğer bu senaryo gerçekleşirse, üreticiler, yüksek kapasite ile birlikte tekrar zayıf talep karşısında kalabilir. Alman sanayi birliği, savaşın yarattığı geçici ekonomik hareketliliğin sona ermesinin ardından fiyat baskısının yeniden yaşanabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.

Asya Rekabetinin Yeniden Başlaması

Uzun zamandır yüksek enerji maliyetleri ve Çin merkezli üretim artışlarıyla mücadele eden Avrupa kimya sektörü, Asya'daki üretimin büyümesiyle karşı karşıya kalıyor. Çin'de yeni tesislerin devreye girmesi, Avrupa'dan yapılan kimyasal ürün ithalatının önemli kısmını ortadan kaldırdı. Bu gelişmeler, Avrupa'nın güçlü Asya pazarlarına olan ihracat kapasitesini azaltmış durumda. Orta Doğu'daki taşımacılık sorunları, Asyalı üreticilerin hammadde maliyetlerini geçici olarak artırmış olsa da, bölgedeki şirketlerin alternatif tedarik yolları geliştirmeleri, durumun iyileşmesine yol açacağı bekleniyor.

Finansal Durumun Belirleyicileri

Avrupa'daki kimya sektöründe fiyatların kalıcılığı, Temmuz ayının sonlarından itibaren açıklanacak bilançolara bağlı olarak şekillenecek. İlgili yatırımcılar, yalnızca faaliyet kârına değil, aynı zamanda satış hacmi, sipariş durumu ve ikinci yarı tahminlerine yönelik verilere de odaklanacaklar. BASF, 29 Temmuz'da, Wacker Chemie 30 Temmuz’da, Clariant 31 Temmuz’da, Evonik ise 4 Ağustos’ta finansal sonuçlarını paylaşacak. Bu mali raporların detayları, fiyatların ne ölçüde yükseldiği ve satış hacimlerinin artıp artmadığı hakkında bilgi verecek. Stokların fazla olması ve hammaddelerin yüksek maliyetleri, kâr artışlarına rağmen nakit akışına baskı yapabilir.

Sonuç Olarak Avrupa'nın Geleceği

Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiği, petrol ve doğalgaz fiyatları ile Asya'dan Avrupa’ya navlun maliyetleri, sektörün ikinci yarı görünümünde belirleyici unsurlar olacak. Eğer savaş nedeniyle sağlanan fiyat desteği azalırsa, Avrupa kimya şirketleri talep zayıflığı ve kapasite fazlalığı ile yeniden karşılaşabilir. Üreticilerin bu durumu aşmak için ne denli hazırlıklı olduğu, önümüzdeki günlerde daha net bir şekilde ortaya çıkacak.

İLGİLİ HABERLER