Sezaryen Doğum Uygulayıcı 100'den Fazla Doktora Disiplin Cezası: Sezaryen Artık Suçlu!

Yüzden fazla doktor, sezaryen doğum uygulamaları nedeniyle ceza alarak yargılandı. Bu durum, sağlık alanında sezaryenin bir suç olarak değerlendirilmesi anlamına geliyor. Uzmanlar, bu uygulamanın kadın sağlığı üzerindeki olası olumsuz etkilerine dikkat çekiyor. Sezaryen doğum tercihinin, gerekli durumlar dışında haksız yere cezalandırılması, hekimlerin uygulama özgürlüğünü kısıtlayabilir.

Hükümet, sezaryen doğum sayısını azaltmak için çabalarını artırdı. Sezaryen ile doğum yapan hekimlere yönelik taze cezalar uygulamaya başladı. "Aile yılı" adı altında yürütülen bu politikaların, kadın ve çocuk sağlığını etkileyen konularda ani ve köklü değişiklikler içermesi, birçok kişide endişe yaratıyor. Özellikle, doktorlara yönelik uygulanan cezaların artması, bu durumu daha da derinleştiriyor.

Sezaryen Cezaları ve Doktorların Durumu

Ülke genelinde, 100'den fazla doktora sezaryen yapmaktan ceza verildiği bildirildi. Antalya Tabip Odası, bu hekimlerin içinden bazılarını geçici olarak meslekten men etti. Ayrıca, bu doktorlar zorunlu bir eğitim programına tabi tutulacak. Oda tarafından yapılan basın açıklamasında, kadin sağlığına ilişkin kararların alınmasında yaşanan ani politikaların, meslektaşlar üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğu ifade edildi. Sezaryen oranlarındaki artış gerekçe gösterilerek yapılan bu cezalar, birçok hekim tarafından haksız bir uygulama olarak değerlendirilmekte. Bu durum karşısında, sağlık çalışanları bir araya gelerek seslerini duyurmak için 16 Temmuz 2026 tarihinde ortak bir basın açıklaması düzenleme çağrısında bulundu.

TTB'nin Değerlendirmesi: Sorunlar Yapısal

Türk Tabipleri Birliği (TTB) İkinci Başkanı Prof. Dr. Ayşe Gültekingil, hükümetin uyguladığı cezaların sağlığı yerinde yönetemeyeceğini belirtti. Sezaryen oranlarının ülke genelinde %60'ları geçtiğini söyleyen Gültekingil, bunun birçok yapısal sağlık sorunuyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. Hekimlerin maruz kaldığı performans baskısı, hastaların hızlı bir şekilde değerlendirilmesini gerektirdiğinden, bu durum doktorları güvenli bir yöntem olarak değerlendirilen sezaryene yönlendirmektedir. Özellikle, normal doğum işleminin uzun ve karmaşık bir süreç olması, hekimlerin bu tür bir yöntemi tercih etmelerine neden olmaktadır.

Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Önemi

Prof. Dr. Gültekingil, sağlık sisteminin ilk basamağı olan gebelik takibinin düzenli bir şekilde gerçekleşmesi gerektiğine dikkat çekti. Sağlıklı bir gebelik takibi, uygun bir doğum sürecini garanti altına alabilir. Ancak, koruyucu sağlık hizmetlerine yeterli bütçe ayrılmaması, bu hizmetlerin kalitesini olumsuz etkiliyor. Ebelik sisteminin işlevselliğinin azalması, gebelik takibi süreçlerinde büyük aksamalar yaşanmasına yol açıyor. Riskli doğumlar ile ilgili sorunlar ortaya çıktığında, doktorların sezaryen gibi daha güvenli bir seçeneğe yönlenmesi kaçınılmaz hale geliyor. Bu noktada, sağlık sisteminin yapısal problemlerinin çözüm beklediği aşikardır.

Malpraktis Riski ve Kadınların Tercihleri

Ek olarak, hekimlerin karşılaştığı malpraktis davalarının da hekimlerin karar süreçlerini etkilediği, hekimlerin "risk almama" yönelimini artırdığı ifade ediliyor. Doğum sürecinde ortaya çıkan herhangi bir sorun, ağır tazminat davalarına neden olabileceği için doktorlar, sezaryen yöntemini daha sık kullanma eğiliminde olmaktadır. Kadınların da bu bağlamda bilgilendirme eksiklikleri ve kadın dostu hastane eksikliği nedeniyle sezaryeni tercih ettikleri vurgulanıyor. Hem gebelerin güvenli bir doğum ortamına erişimlerinin kısıtlı olması hem de hastanelerdeki yoğun talep, bu durumu daha da zorlaştırıyor. Dolayısıyla, sezaryen doğum sayısının artması, sadece hekimlerin kararları değil, aynı zamanda sistemsel sorunların da bir yansıması haline gelmiştir.

İLGİLİ HABERLER