Yıllardır çalışma hayatında en çok duyduğum cümlelerden biri şu:“Taşeron bitti.”Peki gerçekten bitti mi?Eğer gerçekten bittiyse, neden bugün hâlâ yüz binlerce belediye şirket işçisi aynı soruları sormaya devam ediyor?Neden aynı belediyede, aynı müdürlükte, aynı masada, aynı işi yapan iki çalışanın hakları birbirinden farklı?İşte tam da bu soruların cevabını konuşmanın zamanı geldi.696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile önemli bir değişiklik yapıldı.
Personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı kapsamında çalışan birçok taşeron işçi belediye şirketlerine geçirildi.Bu düzenleme elbette çalışma hayatı açısından önemli bir adımdı.Ancak geçen yıllar bize gösterdi ki sorun tamamen çözülmedi.Çünkü sistem değişti, fakat statü tartışmaları devam etti.Bugün belediye şirketlerinde görev yapan binlerce emekçi, belediyenin asli hizmetlerini yürütüyor.Parkları onlar temizliyor.Yolları onlar onarıyor.Kültür merkezlerini onlar işletiyor.Fen işlerinde, temizlikte, ulaşımda, sosyal hizmetlerde, destek birimlerinde kamu hizmetini onlar sürdürüyor.Vatandaş açısından bakıldığında belediye personeli ile belediye şirket işçisi arasında hiçbir fark görünmüyor.Ancak mevzuata bakıldığında aynı şeyi söylemek mümkün değil.İşte asıl tartışma da burada başlıyor.Çalışma hayatında yıllardır savunduğum temel ilkelerden biri şudur:Eşit işi yapan insanlar, eşit haklara sahip olmalıdır.Bir çalışanın yaptığı işten çok, hangi şirketin bordrosunda göründüğü önem kazanmaya başlamışsa, orada yeniden düşünülmesi gereken bir yapı vardır.Bugün belediye şirket işçileri ücret, özlük hakları, sosyal haklar ve çalışma güvencesi bakımından farklı uygulamalarla karşılaşabiliyor.Birçok belediyede toplu iş sözleşmeleri sayesinde önemli kazanımlar elde edilirken, bazı belediyelerde çalışanlar hâlâ ciddi hak kayıpları yaşadıklarını ifade ediyor.Aynı ülkenin, aynı kanunlarının uygulandığı bir sistemde bu kadar farklı tablonun oluşması üzerinde durulması gereken bir konudur.Burada mesele yalnızca maaş değildir.Mesele yalnızca kadro da değildir.Mesele, çalışma hayatında hukuki statünün netleşmesidir.İnsanlar geleceğini planlamak ister.Çalıştığı kurumda kendisini güvende hissetmek ister.Yarın hangi haklara sahip olacağını bilmek ister.Belirsizlik ise çalışma barışının en büyük düşmanıdır.Kamu hizmeti, süreklilik gerektirir.Bu hizmeti üreten insan kaynağının da kendisini sistemin asli bir parçası olarak hissedebilmesi gerekir.Belediye şirket işçileri bugün birçok belediyenin yükünü omuzlayan görünmez kahramanlarıdır.Sabahın ilk ışığında sokakları temizleyen de odur.Gece yarısı arızaya müdahale eden de odur.Kar yağdığında yolları açan da odur.Afet olduğunda sahaya ilk çıkanlardan biri yine odur.Kamu hizmeti yalnızca binalarla değil, emekle yürür.O emeğin karşılığını yalnızca ücret olarak değerlendirmek eksik olur.Çalışanın en büyük beklentisi adalet duygusudur.Sosyal güvenlik sistemi yalnızca prim toplayan bir yapı değildir.Aynı zamanda çalışma barışını koruyan en önemli mekanizmalardan biridir.Bu nedenle belediye şirket işçilerinin talepleri günlük siyasi tartışmaların değil, sosyal devlet anlayışının bir parçası olarak değerlendirilmelidir.Çözüm üretmek mümkündür.Yasal altyapı güçlendirilebilir.Statü farklılıkları azaltılabilir.Hak kayıpları giderilebilir.Kamu maliyesi gözetilerek kademeli modeller oluşturulabilir.Önemli olan, sorunu görmezden gelmek yerine masaya yatırmaktır.Çünkü sorun konuşuldukça çözüm üretilebilir.Görmezden gelinen her problem ise büyüyerek devam eder.Çalışma hayatı ideolojik tartışmaların değil, hakkaniyetin alanıdır.Bir işçinin hangi sendikaya üye olduğu, hangi belediyede çalıştığı ya da hangi siyasi görüşe sahip olduğu değil; yaptığı iş ve verdiği emek esas alınmalıdır.Sosyal devletin en temel görevi de budur.Bugün belediye şirket işçilerinin beklediği şey ayrıcalık değildir.Bekledikleri şey, emeklerinin karşılığını adil bir sistem içerisinde alabilmektir.Çünkü adalet, yalnızca mahkeme salonlarında değil; iş yerlerinde de hissedildiğinde gerçek anlamını bulur.Bir ülkenin gücü, yalnızca yaptığı yatırımlarla değil; o yatırımları hayata geçiren emekçisine verdiği değerle ölçülür.