Yükseköğretimde 2025-2026 akademik yılı, çeşitli zorluklarla dolu bir dönem olarak gerçekleşti. Eğitim Sen’in yayımladığı Yükseköğretim Yıl Sonu Değerlendirme Raporu, öğrenci sayısındaki dramatik düşüş, eğitim imkânlarının yetersizliği ve merkezi kaygıları gözler önüne serdi. Bu rapor, yükseköğretim sisteminin içinden geçtiği durumu ve geleceğini şekillendirecek önemli verilere yer veriyor.
Yükseköğretimdeki Öğrenci Sayısındaki Düşüş
Yükseköğretim alanında, 2025-2026 eğitim yılıyla birlikte, kayıtlı öğrenci sayısında 533 bin 681 kişilik gözlemlenen bir azalma dikkat çekiyor. Bu durum, yükseköğretim sisteminin önceden yaşadığı hızlı büyüme döneminin sona erdiğine işaret ediyor. Rapor, bunun yanı sıra, eğitimde bir daralma ve bu süreçte ortaya çıkan yapısal çözülmelerin etkilerini de vurguladı. Ülkemizde 208 üniversite bulunurken bunların 129'u devlet, 75'i vakıf üniversitesi ve 4'ü vakıf meslek yüksekokulu olarak kayıtlara geçti. Böylece, yükseköğretimdeki basamaklar giderek daralmaktayken, bu azalma nitelikli eğitimden uzaklaşmayı da beraberinde getiriyor.
Açık Öğretim ve Uzaktan Eğitimin Yükselişi
Buna ek olarak, açık ve uzaktan öğretime katılan öğrenci sayısının 3 milyonu geçtiği bildirildi. Bu durum, yükseköğretim sisteminin kitlesel bir eğitim modeli benimsediğini gösteriyor. Yaklaşık 2 milyon öğrenci ise ikinci üniversite kaydı kapsamında bulunarak, yükseköğretimin yalnızca kayıt ve diploma üretimi ekseninde ilerlediğine işaret ediyor. Örgün eğitimde yaşanan yetersizlik, çoğu öğrencinin açık öğretim ya da uzaktan eğitime yönelmesine yol açarken, bu durum niteliği sorgulanır bir hale getiriyor.
KYK Yurtları ve Barınma Sorunları
Rapor ayrıca, KYK'ya bağlı yurtların sayısının, örgün eğitimdeki öğrenci sayısına oranla yetersiz olduğunu belirtiyor. 2025-2026 döneminde 1 milyon 3 bin 259 öğrencinin KYK yurtlarına yerleştiği gözlemlenirken, yaklaşık 4 öğrenciden sadece birinin devlet yurdunda kalabildiği vurgulandı. Bu veri, yükseköğretim alanındaki barınma sorununu da gözler önüne seriyor. Öğrencilerin barınma olanaklarının sınırlı olması, eğitim başarılarını da olumsuz etkileyen bir faktör olarak karşımıza çıkıyor.
Öğretim Elemanları ve Kadro Sorunları
Bunun yanı sıra, öğretim elemanlarının oranı da yükseköğretimdeki başka bir sorunu ortaya koyuyor. Ülke genelinde her öğretim elemanına 33 öğrenci düştüğü belirtilirken, devlet üniversitelerindeki yoğunluğun vakıf üniversitelerine göre daha fazla olduğu saptandı. Bu durum, kamu kurumlarındaki kaynak ve kadro yetersizliğini gözler önüne seriyor. Rapor, kadın akademisyenlerin oranının özellikle araştırma görevlileri düzeyinde yüksek görünse de, profesörlük ve karar alma mekanizmalarında bu oranın düşmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Bütçenin Yetersizliği ve Gelecek Endişeleri
2026 yılı yükseköğretim bütçesi ise eğitim kurumlarının ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olarak nitelendirildi. Önceki yıla göre bütçede yüzde 33 oranında bir artış olmasına rağmen, bütçenin yüzde 73,78'inin personel ve SGK Devlet Primi giderlerinden oluştuğu bilgisi verildi. Rapor, bilimsel araştırmalara, eğitim altyapısına ve öğrencilere sunulan destek hizmetlerine yönelik bütçenin son derece cüzzi kaldığını ve bu durumun üniversite çalışanlarının çalışma koşullarını da tehdit ettiğini belirtiyor. Yükseköğretim alanında geleceğe dair kaygılar, bu yapıların yeterince desteklenmemesiyle daha da artmaktadır.